‘Yaşasın seyirci desteği’

‘Yaşasın seyirci desteği’

Kültür Bakanlığın ‘rekor destek’ olarak açıkladığı özel tiyatrolara destek listesinde verilen yardımları alanlar arasında Gezi direnişine destek veren tiyatrolar yer almıyor.

Sevda Aydın

'Rekor destek’ olarak duyurulan Kültür Bakanlığının özel tiyatrolara destek bütçesi açıklandı. Şimdiye kadar yapılan en büyük yardım diye adlandırılan bu liste daha yayınlanmadan tartışmaları başlamıştı. Gezi direnişine destek veren tiyatrolara yardım yapılmayacağı bilgisi Bakanlığın açıkladığı listeyle malumun ilanı olarak görüldü. Bakanın kara listeye aldığı tiyatro ekipleri açıklanan listede yok. Kültür ve Turizm Bakanlığınca, bugüne kadar bir sanat sezonu için dağıtılan en yüksek miktar olan 4 milyon 312 bin lira ödeneğin, bir sanat sezonunda desteklenen en fazla özel tiyatro sayısı olan 221 özel tiyatronun projesine verilmesi kararlaştırıldı.

Bakanlığın İnternet sitesinde yer alan açıklamada, 2013-2014 sanat sezonunda, özel tiyatrolara sağlanan yardımlar için bu zamana kadarki en yüksek başvurunun yapıldığı belirtildi. Başvuran özel tiyatro sayısının 390 olduğu bildirilen açıklamada, bunun 106’sının profesyonel, 47’sinin çocuk oyunu, 176’sının amatör ve 61’inin de geleneksel tiyatrolar kategorisinde bulunduğu vurgulandı.

Bakanlık Müsteşarı Özgür Özaslan’ın başkanlığında değerlendirilen başvuruları Müsteşar Yardımcısı Kemal Fahir Genç, Güzel Sanatlar Genel Müdür Vekili Dr. Murat Salim Tokaç, Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık-Dramaturji Ana Sanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Semih Çelenk, Oyun Yazarları Refik Erduran ve Turgay Nar’dan oluşan Değerlendirme Komisyonu inceledi.

Profesyonel, çocuk, amatör ve geleneksel tiyatro kategorilerinde verilen yardımları alanlar arasında Genco Erkal ve Dostlar Tiyatro, Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular’ı, Destar Tiyatro ve Kumbaracı 50 yok. Listenin açıklanmasının ardından tiyatro sanatçılarının tepkileri de gecikmedi. Sosyal medyadaki kişisel hesaplarından bu listeye karşı verilen tepkiler #direnbagımsıztiyatro hashtagiyle paylaşıldı. Listede adı geçmeyen  tiyatro ekiplerine konuya dair düşüncelerini sorduk.

‘VUR, KIR, PARÇALA BU MAÇI KAZAN’

Yiğit Sertdemir (Kumbaracı50): Çocuğunu cezalandırmak için harçlık kesen baba figürü hem eğlenceli hem manidar. Çünkü ne bu tiyatrolar harçlıkla üretiyor ne de kendileri babaları oluyor. Elim bir ergen tavrı aslında karşımızdaki. “Vur, kır, parçala bu maçı kazan” düsturuyla hareket ettiklerini her daim gördüğümüz ‘Hükümet’in yeni bir icraatı işte. Buradaki ‘destek’ sözcüğü bir lütuf değil, hak anıştırmalı öncelikle. Yani ‘destek’ talep edip almayınca mızıldayan kurum ve kişiler değil muhattaplar. Zaten çoğu –haliyle ben de ve biz de- sözünü esirgemeyen ve ‘köprüyü geçene kadar ses çıkarmayalım’ zihniyetinde olmayan kişi ve kurumlar. Eserleri ortada. Beklenmedik bir sonuç değil bu ‘sözde ceza’. Ama bu tür şeyler ne zaman yıldırmış ki üretenleri, sanatçıları? Ya da yıldırdıkları ne kadar ‘üretken’ ne kadar ‘sanatçı’ idi ki zaten. İşin o kısmı önemsiz hatta eğlenceli bir anı olarak belleklerimizde kalır. Eğlenceyi bozan, destek alan ya da almayan kurum ya da kişilerin birbirine düşmesi olur ki istenilen de bu. Şimdiden okuyor duyuyorum bile bu tür şeyleri. Aman ha! Destek verilmedi diye kahraman olmadık biz. Ya da destek aldı diye elbette ki kıymeti kendinden menkul, sanatla ilişkileri tanımsız, tanışılmamış ve yakın zamanda kokularının yükseleceği belli olanları ayırarak- bazı tiyatrolar düşman ya da yandaş değil! Şimdi olacaklar mühim. Öncelikle gerekçelerini öğrenmek gerekir bu ‘ceza’ya dair. Evrak mı eksikti? Niteliksiz mi geldi? Destek yönetmeliğindeki maddeleri mi yerine getirmiyordu? Nedir? Haydi bizi ve bizim gibi genç denilebilecek (15 senelik tiyatro ama olsun) tiyatroları geçelim, 50 küsur senedir yaptıkları ortada olan ustalar için mesela nasıl bir gerekçe olabilir? Hele bir öğrenelim. Ondan sonra bütün bu tiyatrolar bakalım nasıl bir tavır sergileyecek. Sözünü esirgemeden söylediklerinden ve ‘muhalif’ tavrından ötürü destek alamadığı ortaya çıkarsa –ki ortada da neyse-, ben zannetmiyorum ki sanatla iştigal eden, hele ki tiyatrosunu ayakta tutmaya çalışan meslektaşlarımız sessiz kalsın. Onlar da bireysel ya da birlikte ya da en güzeli hep birlikte bir tepki oluşturmak için harekete geçeceklerdir. Daha önce destek aldık, ne düşünüyorsak söylemeye de devam ettik. Şimdi almadık, ne düşünüyorsak söylemeye devam edeceğiz. Yani? O ‘ceza’ neye yaradı? İyi ‘seyir’ler diliyorum herkese.

OYUN OYNAMAYI SEVEN ÇOCUKLARLA UĞRAŞAMAZSINIZ

Ebru Nihan Celkan  (Bulut Tiyatro):Tiyatro ve genel olarak sanat konusunda Hükümetin 11 yıldır aldığı pozisyon hepimizin malumu, bu destek kararında yeni ve bilmediğimiz bir şey yok. Sadece bu Hükümet döneminde değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana sanat politikasıyla ilgili ne kadar yol aldık? Ne kadar yol almayı hedefledik? Gelişen, değişen, katmanlı, çok dilli, çok sesli, kendini tüm kesimlere açan kültür politikalarımız, bir kültür perspektifimiz var mı?
Destek konusunda yaşadığımız süreci incelediğimizde ince ince hesaplanmış bir hareket planını görüyoruz
Hatırlarsanız Gezi Parkı direnişinin ilk günlerinde Mehmet Ali Alabora’ya sistemli bir saldırı gerçekleştirilmişti. Bu saldırının ‘meşru’ dayanak noktası Mehmet Ali Alabora’nın oynadığı bir oyundu. Bundan daha öncesine gittiğimizde Devlet Tiyatrolarını kapatma projesi ve yine daha öncesinde Şehir Tiyatrolarının yönetim kadrolarında gerçekleştirilen ‘ani’ değişiklikler...
Bütün bunları bugün geldiğimiz noktadan ayrı ve bağımsız görmememiz gerektiğini ve üzerine tekrar kafa yormamızın önemli olduğunu düşünüyorum.
Henüz değerlendirme süreci devam ederken basına sızdırılan ‘Gezi’ye destek verene destek yok’ haberinin sadece basına sızan bir haber olmadığını süreç bize gösterdi. Bu bir çeşit kamuoyu yoklamasıydı. Gelecek tepkilere göre bir pozisyon alınacaktı nitekim maalesef neredeyse hiçbir rezistans, hiçbir eleştiri, hiçbir tartışma ortamı oluşamadığı için açıklanmış bir kararın resmi hale getirilmesi çok zor olmadı.
Bu kararın politik ve keyfi olmadığını Hükümet göstermek isterse ki bunu istediğine dair hiçbir hareket, açıklama yok, yapması gereken destek verilmeyen tiyatrolara neden destek verilmediğinin gerekçeli kararının açıklamalıdır.
Burada atlanmaması gereken en önemli nokta; ne destek verilmeyen tiyatrolar, ne de destek verilmeyen sahneler tiyatro yapmaktan vazgeçmeyecekler. Bizim tiyatro yapmamızı devlet sağlamadı ve devlet destek vermedi diye oyun oynamayı bırakmaya kimsenin niyeti yok.  
Oyun oynamayı seven çocuklarla uğraşamazsınız.

‘TALEPLERİMİZ İÇİN ADIM ATMALIYIZ’

Mirza Metin (DestAR-Theatre): Hükümetin özellikle son yıllardaki politikaları, Kürt meselesinde bir yere varamaması, Anayasa’yı daha eşitlikçi bir Anayasa’ya dönüştürememesi, bunların yanında insanların özel hayatlarına, yaşam alanlarına, bedenlerine, fikirlerine yön verme çabaları genel gidişatı zaten göstermektedir. Hükümetin tiyatroya karşı başlattığı yönelimin ise yeni olmadığını biliyoruz. Sürece bir bütün olarak bakarsak; bir gecede Şehir Tiyatroları yönetmeliğinin değiştirilmesi, devlet tiyatrolarının kapatılması ya da özelleştirilmesinin gündeme taşınması zaten sıranın özel tiyatrolara geldiğini gösteriyordu. Gezi yaşanmamış olsaydı da özel ve bağımsız tiyatrolara bir yönelim olacağı beklenen bir şeydi. Bağımsız ya da Gezi’ye destek verdiği söylenen tiyatrolara bakanlık desteğinin kesilmesi bu olumsuz yönelimin bittiği manasını da taşımamalı. Daha kötüsüne hazır olunmalı ve gerekli demokratik talep ve eylemler için de karşı atak hazırlıkları yapılmalıdır. Çünkü Kültür Bakanlığının önden servis ettiği Gezi’ye destek veren tiyatrolara ceza biçiminde ifade bulan bu durum tamamen siyasi özellikler taşıyor. Zaten gazetelerde Bakanlık desteği ile ilgili çıkan haberlerde ismi geçen tiyatro grupları Gezi ile ilgili bir oyun yapmamışlardır. Ortada ya Bakanlıktan doğru ya da haberi yapan gazeteden doğru bir manipülasyon söz konusudur.
Öte taraftan zaten göstermelik olan Kültür Bakanlığının Kürtçe tiyatro açılımı başladığından beri daha fazla ileri gidememiş daha fazla Kürt grup desteklenmemiştir. Destara verilen ödenek ise sürekli çok önemli bir marifet gibi hem gazeteler tarafından hem de Hükümet tarafından ön plana çıkarılarak her defasında bakın ne kadar demokratikleştik denerek bir kandırmacaya dönüşmüştür. Son dört yıldır dört farklı projesiyle ödenek alan Destar oyunlarında ülkenin önemli ve hesabı sorulmamış, yüzleşilmesi gereken konuları işlemiş ve kendi politik ve teatral ilkelerinden ödün vermeden bütün tiyatrolar gibi hakkı olan bir şeyi Bakanlıktan talep etmiş ve almıştır. Bu Kürt tiyatrosu açısından, Kürt özgürlük mücadelesinin ve yıllarca bedel ödeyen Kürt tiyatrosunun neferlerinin çabasıyla oluşmuş bir kazanımdır. Sonuç olarak muhalif olanı bastırmak için yapılan her türlü hareket muhalifliğimizin uçlarını sivriltiyor.

‘AYDIN AHLAKI İŞPORTA MALI MI OLDU?’

Yücel Erten (Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü): Özel tiyatrolara destek komedisi sonuçlandı. Kuruldan çıkan karara göre muhalif duruş ve davranışı olan tiyatrolara destek yok!...
Kültür Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan işletme okumuş, müfettişlik yapmış, turizm-tanıtım vb. görevlerde bulunmuş. Müsteşar Yardımcısı Kemal Fahir Genç, bakanlık özel kaleminden oraya terfi etmiş. Güzel Sanatlar Genel Müdür Vekili Dr. Murat Salim Tokaç, çalgıcıymış. Hadi onların, sorgulamaksızın Kültür Bakanının emrine uymuş olmalarını çok yadırgamayalım...
Yalnız o kurulda bizim tiyatrocu olarak bildiğimiz üyeler de var:  Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık-Dramaturji Ana Sanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Semih Çelenk,  Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Türkiye Başkanı, Oyun Yazarı Refik Erduran ve Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyesi, Oyun Yazarı Turgay Nar... Şimdi bu tiyatroculardan konuya ilişkin bir açıklama, özür, kınama ya da protesto beklemez misiniz? En azından karara bir muhalefet şerhi koydular ise bunu açıklamaları gerekmez mi? Bunu yapmazlarsa, sanatımızı sorumsuzca siyasetin boyunduruğuna uzatmış olmazlar mı? Memlekette aydın ahlâkı ile sanatçı sorumluluğu, değersiz işporta malı mı olmuştur?...


AKMEN: FAŞİZMİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı (TEB) Üstün Akmen, durumu: “Faşizmin önlenemeyen yükselişi” olarak değerlendirdi. Üstün Akmen, ‘Ekim ayının son günlerinde bu haberler dillendirildiğinde, ne yalan söyleyeyim tiyatro sanatına böyle bir bomba atmaya  ‘Netekim Kenan’ bile cesaret edemedi, bunlar mı edecek diye pek önemsememiştim’ dedi. Özel tiyatroların projelerine yapılan yardımları saptayan Değerlendirme Komisyonunu “sıfır değer” olarak nitelendiren Akmen, karara şerh koymayan komisyon üyelerini ve karara nihai onayı veren Bakan Ömer Çelik’i ayrı ayrı hesap vermeye çağırdı.
Tiyatronun onurunun siyasetin çamuruna bulaştırıldığını söyleyen Üstün Akmen: “Devlet yardımı bu yıl AKP’nin ianesine dönüştürülmüş, siyasi erke muhalefet eden toplulukların ödenekleri kesilmiştir. Duayla başlayacak, Said-i Nursi propagandası yapacak adı sanı duyulmamışlara destek verilmiştir. Bu ayıba ortak olanlara yazıklar olsun, yuh olsun” dedi. “Kara liste” oluşturulma eyleminin tiyatroya da geldiğini söyleyen Akmen: “Günlük yaşantının bir parçası olan bu tiyatrolardan bu sezon birinin dahi tökezlemesinin vebali komisyon üyelerinindir. Elbette hesap sorulacaktır. Diğer taraftan, iktidarın ‘bu bizden, bu bizden değil’ diyerek tiyatro sanatının başını yemek eyleminde sonunda başı yenilenin bu iktidar olması en büyük dileğimdir” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net