Çocuklar silahlarla değil kitaplarla büyüsün

Çocuklar silahlarla değil kitaplarla büyüsün

İzmir Torbalı’da bir grup genç adam ve kadın kolları sıvamış Metin Göktepe Kütüphanesi kurmuşlar. Bu ve buna benzer insanlıklar beni çok farklı düşünmeye yönlendiriyor. Hem ağlama derecesinde duygulanıyorum, hem de sorgulamaya başlıyorum.

Meryem Göktepe

İzmir Torbalı’da bir grup genç adam ve kadın kolları sıvamış Metin Göktepe Kütüphanesi kurmuşlar. Bu ve buna benzer insanlıklar beni çok farklı düşünmeye yönlendiriyor. Hem ağlama derecesinde duygulanıyorum, hem de sorgulamaya başlıyorum.
Düşünüyorum da keşke bir hukukçu olsaydım. Metin gibi gözaltında işkenceyle öldürülen Engin Ceber’in katillerinin yanında sorumlularının da yargılanması sonucu, Metin’in de katlinden sorumlular yeniden yargılanabilirler mi? Mesela, Eyüp İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Ali  Aydın Akdemir ,  8 Ocak sabahı tüm insanlığı gözaltına alma emri vererek cinayetin gizli emrini veren Orhan Taşanlar da yeniden yargılatılabilinir mi? Yine Yargıtay tarafından bozulan dava yeniden görüldüğü Afyon’da cezası indirime uğrayan, hatta yeniden bu tür bir suçlamayla yargılandığında cezasından 10 ay indirilmesi söz konusu olan Emniyet Amiri Seydi  Battal Köse’nin de yeniden ceza alabilme durumu olur mu? İşkencenin insanlık suçu olması sebebiyle “iyi hal”den Rahşan Ecevit affıyla ceza indirimi alan diğer 6 polis de yeniden kasten adam öldürmekten ceza alabilirler mi?
Düşünüyorum yine; keşke bir gazeteci olsaydım da asıl katillerin nerede ne şekilde yaşadıklarını bilebilecek araştırmalar içine girseydim. Acaba hiç tanımadıkları, bir kere bile çelişki yaşamadıkları insanları hangi kin ve hınçla öldürebilildiklerini sorabilseydim. Bu insanlar çocuklarıyla nasıl ilişkiler yürütüyor ve saçlarını okşayabiliyorlar mı? Eşlerine dokunabiliyor, lokmalarını rahat yutabiliyorlar mı?
Düşünüyorum yine; bir sosyolog olsaydım nedenleri, nasılları bilebilmek için. Eğer bir sosyolog olsaydım geçmişte zulme uğradığını, öğrenim haklarının ellerinden alındığını, inançlarının sorgulandığını, bu nedenle zulüm gördüğünü iddia ederek yönetime gelenlerin nasıl olup da katbekat zalim olduğunu incelerdim. Toplumsal belleğin bu denli zedelenmesinin sonrasında, tam da bu gençlikten bir şey olmaz denildiği yerde nasıl da pırıl pırıl onlarca gencin yeniden yetiştiğini irdelerdim.  Hepsi de can acıtan konular elbette. Bu yazıya başlarken yaşayan Erdal Arslan’ın yazının orta yerinde, Gazi’de çetelerce katlini öğrenmek.  Bunun bir devlet-çete  işbirliğine mi dönüşüyorunu sorgulamak… Saymakla bitmez elbet  tıpkı takvimin yapraklarının hiç ama hiç temiz bırakılmadığı gibi. Ama umut da bitmez ki, biterse umut; her şey biter…
Düşünüyorum da hangi inanç binlerce genci ortak bir paydada buluşturuyor? Bir serseri kurşun ya da jop, TOMA, gaz ve yığınla şiddet için kullanılan zorbalığa rağmen sokağa çıkıyor bu gençler
Hasan Hüseyin’in şu dizeleri işte bizim genç yaşta kaybedilenlerimizin inancını anlatıyor bir parça.
“Elbet bir bildiği var bu çocukların
Kolay değil öyle genç ölmek
Yeşil bir yaprak gibi yüreği
Koparıp ateşe atmak.
Pek öyle kolay değil
Hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey
Her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da
Yalnız bir bahar çiçeklenir a benim gülüm!”
İzmir Torbalı’da bir halk ki çocuğuyla, genciyle ve ille de yaşlılarıyla, İbrahim amcalarla kolları sıvamış, yeniden bir öldürüm olmasın diye belki bir kütüphane kurmuş. Silahlarla değil kitaplarla büyüsün diye çocuklar… Metin Göktepe Kütüphanesi için kitap ve ilgilerinizi bekliyor. Metin adına Göktepe ailesi olarak emeği geçen tüm o güzel insanların yüreğinden öpüyoruz…

www.evrensel.net