Ülkenin ve halkın çıkarları

Ülkenin ve halkın çıkarları

Bugünlerde bazı kesimler; “Ulusal Diyalog” sürecindeki tıkanmanın sorumluluğunu hiçbir ayırım yapmadan bütün politikacılara atmaya çalışmakta, politikacıları ülkenin krizden çıkışı için bir anlaşma yolu bulmayı becerememekle, dar örgüt çıkarlarının esiri olmakla ve iktidar kavgasıyla zaman geçirmekle suçlamaktadır.

Halkın Sesi Gazetesi(Tunus)

Bugünlerde bazı kesimler; “Ulusal Diyalog” sürecindeki tıkanmanın sorumluluğunu hiçbir ayırım yapmadan bütün politikacılara atmaya çalışmakta, politikacıları ülkenin krizden çıkışı için bir anlaşma yolu bulmayı becerememekle, dar örgüt çıkarlarının esiri olmakla ve iktidar kavgasıyla zaman geçirmekle suçlamaktadır. Farklı politik partilere ve eğilimlere mensup politikacılara karşı iftira kampanyasına ve kamuoyunu onlara karşı kışkırtmaya canla başla girişiyorlar. Bu tür metotların çeşitli tehlikeler içerdiği ve sadece halkın çıkarlarının aleyhine manevralar yapan gerici güçlerin işine yaradığı ve maceracılara kapı araladığı hiç kimse için bir sır değildir.
Aslında “Ulusal Diyalog” sürecine katılan politik partiler homojen bir blok oluşturmuyorlar, aynı programa ve düşüncelere sahip değiller ve aynı çıkarları savunmuyorlar. Örneğin; diktatörlük inşasına ve iş birlikçiliğe yönelen, devrimin ve hedeflerinin karşısına geçen, ülkeyi terörizm ve şiddet batağına batıran ve ekonomik ve sosyal iflas yoluna sürükleyen en Nahda ile ezilen ve sömürülen sınıfların çıkarlarını savunan ve özgür, demokratik ve adil bir Tunus’un yeniden kurulması için mücadele eden Halk Cephesi arasında nasıl bir ilişki ve ne gibi düşünsel ve politik bir yakınlık olabilir ki yoksa.
Bütün politik güçleri aynı kefeye koymak ve ayrımı pratikleri ve programları üzerinden yapmamak; sorumluluğu bulunanların sorumluluklarından kaçmalarına yardımcı olmanın ve halkın çıkarlarını savunanlarla karşısında yer alanları ve demokrasiyi savunanlarla diktatörlük peşinde koşanları birbirine karıştırmanın en iyi yöntemidir. Kuşkusuz bu tutum; yani insanları umutsuzluğa sürüklemek, politika yapmaktan uzaklaştırmak, insanları iktidar üzerindeki baskıyı azaltacak ve iktidarın her alandaki gerici politikalarını uygulamalarına izin verecek şekilde ülkenin sorunlarından uzak durmaya teşvik etmek, başında en Nahda’nın bulunduğu hükümet koalisyonunun ekmeğine yağ sürer.
Bir ayrım gütmeden bütün politik partiler arasında yaratılmaya çalışılan bu kafa karışıklığı, her türden maceracının planlarını hayata geçirmeleri için uygun koşullar yaratır. Askeri darbe kışkırtıcılarının; ülkeyi yönetmek için yeterli kapasiteye sahip olmadıkları ya da bencil çıkarları peşinde koştukları bahanesiyle bütün politik çevrelere iftira atmaktan başka çaresi yoktur. Özellikle diktatörlüğe karşı mücadele eden ve onun yolunu kesen birçok devrimci gücün bulunduğu Tunus’ta bu durum açıkça görülüyor. Yani bu devrimci güçleri etkisiz kılmanın ve itibarsızlaştırmanın en iyi yolu, bu güçleri gerici karanlık güçlerle aynı kefeye koymaktan geçmektedir.
Kısacası bugün gerçek demokrat, olguları doğru isimlendiren, halkın ve ülkenin içinde bulunduğu koşulların ve krizin derinleşmesi ve çözüme yanaşmamanın sorumluluğunun iktidardaki en Nahda ve ortaklarında olduğunu söyleyen, halkın bilinçlenmesi için çaba harcayan, saflarını örgütlemesi ve devrimin hedeflerinin gerçekleştirilmesi ve ülkesinin dağılıp parçalanmaktan kurtulması için kitlesel bir şekilde mücadeleye atılmasını teşvik eden ve hiç kimseye kafa karışıklığı ve belirsizlik yaratma şansı bırakmayan kişidir. Elbette, içeride ve dışarıda, mevcut durumun bu şekilde devam etmesinde ve daha da gerilemesinde çıkarı olan birçok kesim mevcuttur ancak bizler ne kadar hızlı bir şekilde sorunlara sağduyulu çözümler sunarsak o derecede hızlı bir şekilde gerici planları başarısızlığa uğratır, halkın ve ülkenin acılarını hafifletiriz.

* 8 Kasım 2013 tarihli 123. sayının başyazısı .

www.evrensel.net