Geleceğimiz ve eşitliğimiz için el ele!

Geleceğimiz ve eşitliğimiz için el ele!

Kadınlar, kucaklarında, ellerinde çocukları ile geldiler. Rahattılar, çünkü çocuk bakımı sorunları çözülmüştü. Konuştular, tartıştılar, deneyimlerini paylaştılar, ortak sorunlarını tespit ettiler, çözümler ürettiler… Akşamları ise hep birlikte eğlendiler.

Şükran Doğan

Kadınlar, kucaklarında, ellerinde çocukları ile geldiler. Rahattılar, çünkü çocuk bakımı sorunları çözülmüştü. Konuştular, tartıştılar, deneyimlerini paylaştılar, ortak sorunlarını tespit ettiler, çözümler ürettiler… Akşamları ise hep birlikte eğlendiler.
Almanya Göçmen Kadınlar Birliğinin 2-3 Kasım tarihlerinde “Geleneksel kadın rollerini kıralım, geleceğimiz ve eşitliğimiz için el ele verelim” şiarı ile Köln de gerçekleştirdiği 5. Kongresinden söz ediyorum. Almanya’nın birçok şehrinden delegelerin katıldığı kongrede, özellikle eşit haklar için, yerli ve göçmen kadınların birlikte mücadelesinin nasıl güçlendirileceği tartışıldı.
Konuşmacıların aktarımları, kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları güçlükler, örgütlenme sorunları ve çözüm önerileri, Türkiye’deki kadın toplantılarını hatırlattı bana.
İlk gün kadına yönelik sistematik şiddetten, ataerkil toplumun kadınların omuzlarına yüklediği işler için günün yetmediğinden, dil problemlerinden, kadın sığınma ve danışma evlerinin yetersizliğinden (1 milyonluk şehirde 20 kişilik yer varmış), kadınlarda farkındalık yaratmanın öneminden söz edildi.
“Çalışma Yaşamında Kadın” başlıklı oturumda birbiri ardına söz alan göçmen kadınlar, esnek, güvencesiz ve düşük ücretle çalışmak zorunda kalmaktan yakındılar. Bir kadın 3 bin metrekarelik bir alanı kapıları, yerleri, tuvaletleri, halıları ile birlikte iki kişi dört saatte temizlemek zorunda kaldıklarını söyledi. Günde üç farklı işyerinde üçer saat çalıştıklarını, yeterli eğitim alamadıkları ve dil bilmedikleri için daha nitelikli meslekler edinemediklerini anlatırken, dinleyicilerden onaylayan sesler yükseliyordu.
20 yılda 18 firma değiştiren başka biri ise taşeron işçilerin yaşadıkları hak kayıplarının boyutunu gözler önüne seriyordu. Öyle ki 45 yıl çalışarak emekli olduktan sonra sadece 200 avro maaş alınabiliyor. 1 Ocak’ta uygulanacak yasa ile kısa süreli işlerde çalışanların sigortalarının yüzde 20’sini işveren, kalanını ise çalışan ödeyecek. Tam zamanlı ve güvenceli işler artık neredeyse yok. Kreşler çalışma saatlerine uygun değil. Orta yaş ve üstündekiler iş bulmada daha dezavantajlı, bulunan işler de daha kötü.
İki gün boyunca yapılan öneriler, alınan kararlar anında yazıya dökülerek duvara yansıtıldı ve ortaklaştırıldı. Asgari ücret uygulamasının yasalaştırılması, kreş ve anaokullarının ücretsiz ve çalışma saatlerine uygun olması, doğum izni dönüşü için iş güvencesi sağlanması, taşeron sistemine son verilmesi, emeklilik yaşının düşürülmesi, sağlık sigortasının devlet güvencesinde olması, yeterli kadın sığınma ve danışma evi açılması gibi talepler belirledi göçmen kadınlar.
Sorunlar da talepler de ne kadar tanıdık değil mi?
Bugün Almanya’da gittikçe yaygınlaşan ve kadının ev içi rollerini devam ettirmeyi sağlayacak şekilde geliştirilen esnek çalışma biçimleri Türkiye’de de yasal hale getiriliyor ve uygulanıyor. Kısa zamanlı çalıştırma, fazladan ve angarya çalıştırma, düşük ücret ödeme… patronların daha fazla kâr elde etmesi için tüm ülkelerde uygulanan yöntemler. Türkiye’de buna AKP iktidarının kadını eve kapama ve muhafazakârlaştırma politikaları da ekleniyor.
Ücretsiz ve yeterli kreş-çocuk bakım evlerinin bulunmaması, göçmen kadınların veya ihtiyacı olan tüm kadınların danışabileceği, sığınabileceği kurumların son derece yetersiz olması, şiddet, eğitim ve meslek edinme olanaklarından erkeklerle eşit düzeyde yararlanamama, ağır işler, sendikasız-sigortasız çalışmaya zorlanma; bunlar hep ortak sorunlarımız olarak dikkat çeken başlıklar.
Türkiye’de zorunlu iç göç nedeniyle dilsiz, işsiz, eğitimsiz bırakılan Kürt kadınlarının; bugünlerde Türkiye’ye göçmek zorunda kalan Suriyeli kadınların; Sovyetlerin dağılması ardından işsiz kalan çeşitli milliyetlerden kadınların Türkiye’deki yaşamları ve bir bütün olarak son on yıldır ülkemizdeki kadınların yaşadıkları, Göçmen Kadınlar Birliğinin kongresinde anlatılanlardan çok mu farklı?
Ortak acılarımız ve sorunlarımız, mücadelemizi de ortaklaştırmak zorunda. Bu nedenle 2005 yılından bu yana eşit haklar mücadelesi veren Göçmen Kadınlar Birliğinin, kadınların harekete geçmesini, birleşmesini, örgütlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını engellemeye çalışan her türlü akım ve anlayışla mücadele için yaptığı çağrı bizim için de önemli. Almanya’daki göçmen kadınların bir sonraki kongreye kadar yürüyecekleri yola dair aldıkları kararlar, bizim de mücadelemize ışık tutuyor.

*HDP MYK Üyesi

www.evrensel.net
ETİKETLER Şükran DoğanHDP