Gezici Festival’de dünya sineması

Gezici Festival’de dünya sineması

Berlin, Cannes ve Sundance gibi önemli festivallerden ödüllerle dönen son dönem örnekler Dünya Sineması bölümünde bir kez daha Gezici Festival izleyicisiyle buluşacak.

Berlin, Cannes ve Sundance gibi önemli festivallerden ödüllerle dönen son dönem örnekler Dünya Sineması bölümünde bir kez daha Gezici Festival izleyicisiyle buluşacak. Dünya Sineması seçkisinde İran’dan Lübnan’a, ABD’den Şili’ye ve Kore’ye, farklı ülkelerin sinemalarından çarpıcı örnekleri izleme fırsatı bulacaksınız.

Muhteşem Güzellik (The Great Beauty), Genç Kız ve Boksör (Cutie and the Boxer), İşçiler (Workers), Karşınızda Martin Bonner (This is Martin Bonner) ve Kimsenin Kızı (Nobody’s Daughter Haewon), Türkiye gösterimlerini ilk kez Gezici Festival’de gerçekleştirirken; Ölümsüz Aşk (Ain’t Them Bodies Saints), Geçmiş (The Past), Gloria ve Dünya Bizim Değil (A World Not Ours) ilk kez Ankaralı izleyiciyle buluşacak.

YENİ BAŞLANGIÇLARIN HİKAYELERİ

Geçmişi geride bırakarak, hayatlarında yeni bir sayfa açmaya çalışan insanların hikâyeleri dört filmle Gezici Festival izleyicisiyle buluşacak. Berlin Film Festivalinden En İyi Kadın Oyuncu başta olmak üzere ödüllerle dönen Şili’nin bu yılki Oscar adayı Gloria, Paulina García’nın canlandırdığı, bir kadının yaşlılık ve yalnızlıkla savaşını anlatıyor. Filmin yönetmeni, Gezici Festival izleyicisinin geçen yıldan Kaplanın Yılı ile hatırlayacağı Sebastia´n Lelio.

İtalyan sinemasının son dönem adından sıkça söz ettiren yönetmenlerinden, Olmak İstediğim Yer filminden hatırladığımız Paolo Sorrentino imzalı Muhteşem Güzellik, yaşlılığıyla yüzleşen bir yazarın yaşam enerjisini yeniden keşfetme serüvenini anlatıyor. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan film, büyük prodüksiyonu, muhteşem Roma görüntüleri ve coşkuyla anlatılan hikâyesiyle sinemanın son zamanlardaki en görkemli örneklerinden.

Sundance Film Festivali’nde İzleyici Ödülü kazanan, Chad Hartigan’ın yönettiği Amerikan yapımı Karşınızda Martin Bonner yetişkin iki çocuğunu ve düzenli hayatını terk ederek yeni bir şehre ve hayata adım atan 50’lerinde bir adamın öyküsünü anlatıyor. Martin Bonner’ı canlandıran Paul Eenhoorn’un filmdeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında kazandığı iki ödülü bulunuyor.

Sundance’ten iki ödülle dönen, David Lowery’nin yönettiği Ölümsüz Aşk’ta ise, hapishaneden kaçarak karısına ve hiç görmediği kızına ulaşmaya çalışan bir adamın hikâyesini izleyeceksiniz. Western mitini şiirsel anlatımıyla yeniden canlandıran filmin başrollerinde Casey Affleck, Rooney Mara ve Ben Foster oynuyor.

DÜNYANIN ÜÇ KÖŞESİNDEN EVLİLİK, AŞK VE AİLE

Dünyanın üç köşesinden üç örnek; evlilik, aşk ve ailenin yapıcı ve yıkıcı yanlarını birbirinden çok farklı ve özgün anlatımlarıyla mercek altına alıyor. İranlı Yönetmen Asghar Farhadi, Oscar kazanan filmi Bir Ayrılık’ın başarısından sonra bir başka kişisel filmle ailenin karmaşık dünyasına dalıyor. Cannes Film Festivali’nde başrol oyuncusu Be´re´nice Bejo’ya ödül kazandıran ve Variety’nin “özenle kurgulanmış bir aile melodramı” olarak tanımladığı Geçmiş, bir evliliğin çöküşünü katman katman açılan bir örgüyle anlatıyor.
Koreli ünlü Yönetmen Hong Sang-soo’nun yönettiği, ilk gösterimi Berlin’de gerçekleşen Kimsenin Kızı’nda ise genç bir kadının annesinden ayrılması ve  profesörüyle yaşadığı sancılı ilişkiyi bitirmesinin, birkaç güne yayılan öyküsünü izleyeceksiniz. Daha önceki filmlerinde aşkın anlaşılmaz yollarını ve ilişkilerin imkansızlığını erkek kahramanların üzerinden keşfeden Sang-soo, Kimsenin Kızı’nda bir kadının karmaşık dünyasına girmeyi tercih ediyor.
Sundance ve Tribeca Film Festivalleri’nden ödüllerle dönen, Zachary Heinzerling’in yönettiği Genç Kız ve Boksör, New York’ta yaşayan Ressam Ushio Shinohara ve karısı Noriko’nun 40 yıllık, inişli çıkışlı evliliğini anlatıyor. 1960’ların New York’undan günümüze uzanan film, fedakarlık, hayal kırıklığı ve yaşlılık kavramlarının sanata adanmış yaşamlar üzerinden bir portresini sunuyor.

POLİTİK SORUNLARA İNSANİ CEVAPLAR

Dünya Sineması bölümünde gösterilecek iki film, politik konulara didaktik anlatımlar yerine insan hikâyeleri üzerinden dikkat çekiyor. Meksika ve Almanya ortak yapımı, Jose´ Luis Valle’nin yazıp yönettiği İşçiler, emekli aylığına hak kazanmaya çalışan Rafael ve gelecek güvencesini bir köpeğe kaptıran Lidia’nın hikâyeleri üzerinden işçi sınıfının gelecek kaygısına minimalist ve oldukça eğlenceli bir anlatımla bakıyor.

Berlin’den ödülle dönen, Madhi Fleifel’in yönettiği Dünya Bizim Değil ise, Güney Lübnan’da bir mülteci kampında yaşayan üç neslin hikâyesini aile arşivlerinden yola çıkarak var oluş, aidiyet ve arkadaşlık üzerinden ele alıyor. Aynı ailenin bireyleri tarafından 20 yıl boyunca çekilmiş görüntülerden oluşan film, bir aile belgeseli olmaktan ziyade, “öteki dünyayı” gettolaştırılmış bir halkın hafızasını paylaşmaya çağırıyor.

Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenecek Gezici Festival, 19. yolculuğuna 29 Kasım–5 Aralık’taki Ankara’da başlayacak.  (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net
ETİKETLER Gezici Festival