Nasrallah: Suriye\

Nasrallah: Suriye'de asla zafer kazanamayacaksınız

Aşure gecesi Beyrut'ta on binlerin karşısına çıkan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, "Suriye'de kalmamızı gerektiren sebepler var oldukça, Suriye'de kalmaya devam edeceğiz" dedi.

Aşure gecesi Beyrut'ta on binlerin karşısına çıkan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, "Suriye'de kalmamızı gerektiren sebepler var oldukça, Suriye'de kalmaya devam edeceğiz" dedi. Nasrallah, Suriye'de Beşar Esad'ın muhaliflere karşı verdiği mücadelede yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak "Hizbullah savaşçıları Lübnan'ı, Filistin'i ve direnişin koruyucusu Suriye'yi savunmak için Suriye'de kalmaya devam edecektir" dedi.

Yakın Doğu Haber'e göre Nasrallah şunları söyledi;

Kuşkusuz İsrail, Arap ve İslam dünyasındaki ülkelerde yaşanan iç çatışmalardan oldukça memnuniyet duymaktadır. Bununla birlikte İsrail gelecekten de kaygı duymaktadır.
Netanyahu’nun sözlerine baktığımızda, onun Şii ve Sünni konularının uzmanı kesildiğini görüyoruz.

İsrail’in bölgeyle ilgili daimi planı, bölge ülkelerinin parça parça olması, etnik ve mezhebi olarak küçük ve zayıf devletlere bölünmesi, kendisinin tüm bölgeye görüş dayatan tek büyük güç haline gelmesidir. İsrail, İran’ın nükleer konuda dünya ile anlaşmasından dolayı kızgındır. Netanyahu öfkelenmekte ve ABD’deki, Fransa’daki lobileri ve Arap dünyasındaki perde gerisi dostlarını kullanarak elindeki tüm imkanlarla bu anlaşmayı engelleyeceğini söylemektedir.

İsrail, bölgede savaşı önleyecek hiçbir anlaşmanın olmasını istememektedir. İsrailliler ve işbirlikçileri, savaş çıkarabileceklerini; ancak bunun kapsamını belirleyemeyeceklerini biliyor. Ey bölge halkları, ey Arap halkları, ey Körfez halkları, İran’ın dünya ile anlaşmasının alternatifi nedir? Alternatifi savaştır; ancak İsrailliler de işbirlikçileri de şunu biliyorlar ki savaş çıkarabilirler; ama bunun kapsamını kendileri belirleyemezler. ABD’nin kendi hesabı, hedefleri amaçları var ve nihai karar verici de sonuçta ABD’dir. Tanık olduğunuz gibi İsrail ve bazı bölge ülkeleri Amerika’dan Suriye’ye saldırmasını istedi; ancak Amerika kendi hesabını yaptı ve kendi hedefini izledi.

Tüm bölge halkları, Arap ve Müslüman halklar, kimin savaş, kimin ise barış ve insan haklarını, Müslümanların ve bölgenin yararını koruyacak bir anlaşma istediğini bilmelidir.
Bölgeyi savaşa sürüklemek isteyenler yenilecekler ve hiçbir hedeflerine ulaşamayacaklar. İsrail, şu an Lübnan’da herkesi dinliyor. İsrail’in Lübnan’a yönelik casusluk faaliyetleri sadece bize değil, tüm Lübnan’a yöneliktir. Bu herkesin sorunudur. Hükümet bu konuda sorumludur ve bu meselenin takipçisi olmalıdır. Biz, direniş olarak bu konuda hükümete elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Hükümet bununla mücadelede yetersizse, Direniş İsrail’in teknik ve donanımsal casusluğuyla mücadelede birçok yardımda bulunabilir.

Bu konuda sorumlu olan Lübnan hükümetidir; ama eğer hükümet yetersizse Direniş yardıma hazırdır. Bazıları, bizim telefon şebekemizi tehdit olarak görüyor. Bizi, telefon şebekemiz aracılığıyla dinleme yapmakla suçluyor. Bizim telefon şebekemiz son derece basittir. Bu şebeke İsrail’e karşı bir hazırlıktır ve Lübnan içine yönelik kullanılmamaktadır. Bu şebeke Direniş’in İsrail’e karşı silahının bir parçasıdır.

Lübnan’da hiçbir kesim bir diğerini yok edemez, Lübnan’ın yapısı katılımı ve işbirliğini gerektirir. Biz slogan atmıyoruz gerçekleri söylüyoruz. Gerçeklik, Lübnan’daki iki grubun Lübnan’ın geleceği için işbirliği yapmaktan başka bir yolu olmadığını göstermektedir. Tüm Lübnanlılar yeni hükümetin kurulması gerektiği konusunda görüş birliği içindedir. Zira sorunlar yaşanmaktadır çöküş aşamalı olarak gelmektedir ve bütün bu sorunların çözümü için hükümetin kurulması gerekmektedir.

Bu yapı, bugün de önümüzdeki iki ay için de dört ay için de aynı yapıdır. Herkesin haklarını ve katılımını garanti eden 9+9+6 şeklindeki kabine yapısıdır. Daha önce de çeşitli münasebetlerle söylediğim gibi Suriye’de bulunma sebebimiz; Lübnan’ı, Filistin ve Lübnan direnişini destekleyen Suriye’yi ve Filistin’i tehlikelerden korumak içindir.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Arabistan’da “Suudi yetkililerle anlaştık, Lübnan’da Hizbullah’ın hükümet kurmasına izin vermeyeceğiz” diyor ve Lübnan’ın geleceğini belirliyor. Bu söz bizim açımızdan hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bu sözler aslında onların Direniş’in ve Hizbullah’ın gücünü itiraf etmesidir. ABD ve bazı Arap ülkeleri yıllardır, Lübnan’ın ve bölgenin geleceği için planlar yaptılar; ama Direniş, onların tüm komplolarını etkisiz bıraktı.   

Suudi Arabistan 14 Martçılara, Hizbullah’la hükümet kurmayın, Suriye’deki durumu bekleyin diyor. Suudi Arabistan Suriye’de durumun kendi lehine değişmesini bekliyor. Peki bu 3-4 haftada Suriye’de neler yaşandı? Bu, sizin beklentilerinizin üstünde miydi? Lübnan’ın durumunu, Suriye’den ayırın. Halep’i, Doğu Guta’yı, Batı Guta’yı izlediğinizde durumun sizin beklentilerinizin aksine geliştiğini görüyorsunuz. Lübnan’da hükümet kurmak için Suriye’de zafer kazanmayı bekleyenler varsa onlara şunu söyleyeyim: Suriye’de hiçbir zaman zafer kazanamayacaksınız. Bazıları, İran’la 5+1’in anlaşamamasının ve savaş seçeneğinin gündeme gelmesinin Hizbullah’ta endişe yarattığını söylüyor.

Onlara şunu söylemeliyim ki bundan herkes endişe duymalıdır. Başkaları bizden daha fazla endişe duymalıdır." (DIŞ HABERLER)

www.evrensel.net