Hukuksuzluğa karşı suç duyurusu yapılabilir

Hukuksuzluğa karşı suç duyurusu yapılabilir

Fransa’nın Strazburg Üniversitesi’nde Uluslararası İnsan Hakları Hukuku doktora yapan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 4 yıl uzman hukukçu olarak çalışan Avukat Doktor Mesut, Başbakan Erdoğan’ın “kız ve erkek öğrencilerin birlikte kalıyorlar” açıklamasının özel hayata müdahale anlamına geldiğini belirtti.

Şerif Karataş

Fransa’nın Strazburg Üniversitesi’nde Uluslararası İnsan Hakları Hukuku doktora yapan ve  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 4 yıl uzman hukukçu olarak çalışan Avukat Doktor Mesut, Başbakan Erdoğan’ın “kız ve erkek öğrencilerin birlikte kalıyorlar” açıklamasının özel hayata müdahale anlamına geldiğini belirtti. Başbakanın ve Hükümet yetkilileri yaptığı açıklamalarında hukuki olmadığını dile getiren Bedirhanoğlu, Anayasa’nın ihlal edildiğini kaydetti. Bedirhanoğlu, hukuksuzluğa karış suç duyurusunun yapılabileceğini de ifade etti.

Öncelikle Başbakan Erdoğan’ın yaptığı “Kız ve erkek öğrenciler aynı evde kalıyor, denetleyeceğiz” özel hayata müdahale değil midir? Bu açıklama hukuken nasıl yorumlanabilir?
Özel hayata saygı hakkı bireyin kişiliğini geliştirmesi için hemcinsleriyle ilişki kurmasını ve bunu devam ettirmesi hakkını da kapsar. Bu ilişkiler içerisine bireylerin duygusal ve cinsel ilişkileri de doğal olarak girmektedir. Bireylerin duygusal ve cinsel yaşamları konusunda yaptıkları tercihler ile cinsel yönelimleri özel hayatlarının en sıkı korunan boyutlarından birini oluşturmaktadır. Devletin bireylerin özel hayatlarına başkaları tarafından yapılan müdahalelere karşı bireyleri koruma pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak Başbakan’ın bu açıklaması tam tersine bireylerin özel hayatlarına üçüncü kişilerin müdahale etmesini teşvik eder nitelikte olup Türkiye’nin uluslararası insan hakları metinlerinden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı bir açıklamadır.

ANAYASA YETKİ VERMİYOR

Başbakan’ın açtığı tartışmayla birlikte konuyla ilgili Hükümet yetkilileri ve Bakanların yaptığı açıklamalar var. “Kızlı-erkekli birlikte kalınan evlerin polise ihbar edilmesine” varan açıklamaları da oldu. Bu açıklamalarda hukuki gerekçeler de sunuluyor. Sizce bunların hukuken karşılığı var mıdır? Bunu açıklar mısınız?
Yapılan açıklamalar Anayasa’nın 58. maddesine dayandırılmaktadır. “Gençlerin korunması” başlıklı 58. maddenin 2. fıkrası “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” şeklinde düzenlenmiştir. Bazı Anayasa hukuku profesörlerinin de belirttiği gibi burada gençlerden kasıt 18 yaşından küçüklerdir. Ayrıca bu düzenlemenin içeriği gayet açık olup Devlete gençleri evlilik dışı birlikte yaşama alışkanlığından korumak için tedbir alma gibi bir yetki vermemektedir. Kaldı ki Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerde getirilecek sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Geçlerin kızlı erkekli aynı evde yaşama yönündeki tercihlerine karışılması, bunu engelleyici tedbirler alınması ne Anayasa’nın ruhuna ne de demokratik toplum ve laik Cumhuriyet gereklerine uygundur.

EMSAL KARAR ÇIKAR

Yaşanan gelişmeler karşısında hukuki olarak neler yapılabilir?
Türk hukukunda iki kişinin evlilik dışında özgür iradeleriyle birlikte yaşamasını yasaklayan hiçbir düzenleme yoktur. Aksine Ceza Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez” demektedir. Özel hayata saygı hakkı Anayasa ve Türkiye’nin altına imza attığı birçok uluslararası metin tarafından güvence altına alınan bir haktır. Bu hakkın kullanılmasını engellemek en başta Anayasa’ya aykırılık teşkil eder. Ceza Kanunu’nun 24. maddesinin 3. Fıkrası da “konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur” der. Dolayısıyla iki kişinin evlilik dışı özgür iradeleriyle birlikte yaşamasının kamu görevlilerince engellenmesi görevi kötüye kullanmak olur. Bu durumda ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulabilir. Ayrıca kızlı-erkekli birlikte kalınan evlerin tespit edilmesi, bu durumun ilgililerin ailelerine bildirilmesi de suçtur. Çünkü burada kişilerin özel hayatlarıyla ilgili kişisel bir veri söz konusudur. Buna izin veren bir kanun çıkarılsa bile bu kanun Anayasa’nın özel hayatın gizliliğini güvence altına alan 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayata saygı hakkını koruyan 8. maddesine aykırı olacaktır. Bu durumda bu kanunun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir. Anayasa Mahkemesi başvuruyu reddederse bu durumda AİHM’ye başvuru yapılabilir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin ret kararı emsal karar teşkil edecek ve ondan sonra Anayasa Mahkemesi’ne gitmeden doğrudan AİHM’ye başvuru yapmak mümkün olacaktır....

AİHM’DEKİ KARARLAR .

AİHM’nde  çalışmış bir hukukçu olarak, özel hayata müdahaleye örnek verebileceğiniz davalar geldi mi? Varsa bunu açar mısınız?
Özel hayata müdahaleyle ilgili olarak AİHM’nin verdiği çok sayıda karar var. Örneğin 2010 yılında verdiği kararda AİHM başka gerekçeler yanında bazı günler işe çok makyajlı ve mini etekle geldiği ve 4 kişiyle çok yakın ilişki kurduğu gerekçesiyle açılan soruşturma sonucunda yargıç Arzu Özpınar’ın hâkimlik görevinden alınmasının özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir. Ayrıca önemi nedeniyle 1981 tarihli Dudgeon/Birleşik Krallık kararına da değinmekte fayda var. O dönemde Kuzey İrlanda da eşcinselleri ilgilendiren bazı cinsel davranışları (yasanın tabiriyle “erkekler arasındaki ağır uygunsuz davranışlar”) yasaklayan bir kanun vardı. Eşcinsel bir kişi AİHM’ye başvurup bu kanundan dolayı özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini, kanun açıkça eşcinselliği yasaklamasa da eşcinsel ilişkinin bu kanun kapsamında kaldığını ve bu kanunun kendisine uygulanabileceği korkusundan dolayı cinsel hayatını istediği gibi yaşayamadığını iddia etmiştir. İlgili kanun başvurucuya hiçbir şekilde uygulanmamıştır yani kendisine karşı bu kanun temelinde bir ceza davası açılmamıştır. Ancak buna rağmen AİHM bu kanunun başvurucunun özel hayatına saygı hakkına sürekli bir müdahale oluşturduğunu, kanunun varlığıyla başvurucunun özel hayatı üzerinde doğrudan ve sürekli bir etkide bulunduğunu, başvurucunun kanuna uyup eşcinsel ilişkiye girmemek ile eşcinsel ilişkiye girmek ve kendisine karşı ceza davası açılması riskiyle baş başa kalmak arasında bir çelişkide kaldığını belirtmiştir.
Mahkeme eşcinsel ilişkinin eşcinselliği ahlaksız bir davranış olarak gören insanları kaygılandırabileceğini ve rahatsız edebileceğini ancak bu durumun yetişkinler arasında özgür iradeyle girilen eşcinsel ilişkinin cezalandırılmasını mümkün kılacak bir neden olamayacağını belirtmiş ve bu olayda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

 

 

www.evrensel.net