Eğitim bütçesi eğitimsiz

Eğitim bütçesi eğitimsiz

2014 yılı bütçesinde en büyük paylardan birisi 55 milyar 705 milyon liralık ödenek ile Milli Eğitim Bakanlığı için öngörüldü. Ancak bu rakamın ayrıntılarına bakıldığında eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu görmek zor değil.

2014 yılı bütçesinde en büyük paylardan birisi 55 milyar 705 milyon liralık ödenek ile Milli Eğitim Bakanlığı için öngörüldü. Ancak bu rakamın ayrıntılarına bakıldığında eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu görmek zor değil.

MEB bütçesinin yüzde 68’lik bölümü personel giderleri ve yüzde 10’u ise sosyal güvenlik devlet primi giderlerine gidiyor. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden ayrılan payın yüzde 78’i personel harcamalarına ayrılıyor. Eğitim bütçesi içinde en dikkat çeken unsur ise eğitime yapılan yatırım harcamalarıdır. Bu açıdan milli eğitim bütçesinin yıllar boyunca oldukça kötü bir performans sergilediğini söylemek mümkün. Bu pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2013 yılında yüzde 8.

Yıllar itibariyle MEB bütçesinde rakamsal bir artış olduğu görülüyor. Ancak toplam milli gelir içinde eğitim bütçesinin payı AKP iktidarı boyunca ciddi bir artış göstermezken dünya ortalamasının oldukça altındaki seyrini sürdürdü. 2003’te eğitim bütçesinin milli gelire oranı yüzde 2.85 iken, 2006 yılında yüzde 2.95, 2009’da 2.51, 2012’de 2.74 oldu. 2013’de 3.02 ve 2014 bütçesinde 3.24 olarak ön görülmesinin sebebi ise, eğitimde 4+4+4 dayatması nedeniyle derinleşen sorunların içinden çıkılamaz hale gelmesi, okul ve derslik açıklarının artması, özellikle okulların altyapı ve donanım eksiklikleridir.

EĞİTİMİN YÜKÜ HALKIN SIRTINDA

Yıllardır MEB bütçesinin büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanıyor. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak; öğretmenleri performans değerlendirmesine tabi tutarak, angarya işlerde çalıştırmak için proje üstüne proje geliştirmektedir.  

Geçtiğimiz 11 yıl içinde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarında belirgin bir artış yaşandı. 2002 yılında bir öğrenci velisi çocuğunun eğitim harcamaları için cebinden ortalama 720 TL harcama yaparken, 2013 yılında cepten yapılan eğitim harcaması miktarı 5 kat artarak ortalama 3 bin 602 TL’ye ulaştı. Tek başına bu durum bile 2014 yılında eğitim harcamalarının önemli bir bölümünün öğrenci velilerinin üzerinden karşılanmaya devam edileceğini gösteriyor.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları her geçen yıl katlanarak artmış ve bugün neredeyse Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi rakamlarıyla yarışır hale gelmiştir. Temel bir insan hakkı olan eğitim hakkı AKP hükümeti döneminde bir hak olmaktan çıkarılmış, herkesin parası kadar eğitim hizmetlerinden yararlanmasının önü açılmıştır.
2014 yılı için öngörülen eğitim ve yükseköğretim bütçeleri ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki altyapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi ve benzeri sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir.

YÜKSEK ÖĞRETİMDE CİMRİLİK

2014 yükseköğretim bütçesi, AKP Hükümetinin yükseköğretim sistemi ve üniversitelerin ihtiyaç duyduğu kaynağı genel bütçeden karşılama noktasındaki “cimri”liğini sürdürdüğünü gösteriyor. Bir süredir tartışılan yeni yükseköğretim yasası ile üniversitelerin tamamen piyasaya açılması, çeşitli teşviklerle özel üniversiteler kurulması için somut adımlar atılması planlanıyor.

2014 yılı yükseköğretim bütçesi, artan üniversite ve öğrenci sayısına rağmen ihtiyaç kadar arttırılmamış, tıpkı MEB bütçesinde olduğu gibi, bütçenin önemli bir bölümünü personele yapılan harcamalar (yüzde 64) oluşturmuştur. Geçtiğimiz 11 yıl içinde üniversite ve öğrenci sayısı 2 kattan fazla artmasına rağmen, yükseköğretim kurumları bütçesinin bu artışa paralel olarak arttırılmamış olması dikkat çekicidir.

Genel bütçeden yeterince kaynak ayrılmayan üniversiteler, son yıllarda bilimsel üretimleri tehdit eden “kendi kaynağını yaratma” arayışları içine itildi. YÖK’ün danışma kurullarında sermaye temsilcilerinin bulunması ile ilgili olarak aldığı kararlar da dikkate alındığında, bu arayış için gösterilen yol ise üniversite ve sermaye grupları arasındaki ilişkinin daha da ilerletilmesi.


EĞİTİM SEN: EN AZ İKİ KAT ARTIRILMALI

Eğitim Sen Genel Merkezi yaptığı açıklamada 2014 bütçe kanun tasarısında eğitime ayrılan payın, eğitimin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti. Açıklamada “Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki altyapı ve donanım eksikliklerinin giderilmesi, öğretmen açıklarının giderilmesi ve diğer sorunlar için MEB ve yükseköğretim bütçelerinin milli gelire oranı ilk adım olarak en az iki kat arttırılmak zorundadır” denilirken şu talepler ifade edildi:
* Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı tanınmalı, bu temel ilke ile çelişen bütün engeller ortadan kaldırılmalıdır.
* Eğitime yeterli bütçe, okullara yeterli ödenek ayrılmalıdır.
* Öğretmen açıkları kapatılmalı ve ataması yapılmayan öğretmenlerin tamamı kadrolu olarak atanmalıdır.
* Eğitimde ve kamuda esnek ve güvencesiz çalışma uygulamalarına son verilmelidir.
* Kamusal, laik, bilimsel ve ana dilinde eğitimin önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalıdır. 
* Eğitimde performans değerlendirmesi, rotasyon ve sürgün uygulamalarına son verilmelidir.
* YÖK kaldırılmalı, üniversiteler özerk, bilimsel, demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. 


EĞİTİMDE ADALETSİZLİK

2013-2014 eğitim öğretim döneminde velilerin çocukları için yapacakları eğitim harcamalarının nasıl arttığını anlamak için, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hazırlanan Hanehalkı Tüketim Harcaması Araştırması’nın 2012 yılı verileri dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Eğitim öğretimin hukuken parasız olduğu ilkokulda velilerin ceplerinden yapmak zorunda kaldıkları eğitim harcamaları son 11 yıl içinde en az 5 kat artmış, veliler çocuklarını kimi zaman borçlanarak, kimi zaman bankalardan “eğitim kredisi” çekerek, kimi zaman da gıda harcamalarından kısarak okutmak zorunda bırakılmıştır.  Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken milyonlarca öğrenci velisi veliler çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda bırakılmaktadır.  (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net