Tuzla Sanayi işçileri çıkış yolunu gösteriyor: Fiili mücadele

Tuzla Sanayi işçileri çıkış yolunu gösteriyor: Fiili mücadele

Tuzla Sanayi İşçileri Komitesi kıdem tazminatı ve sendikalaşma üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Komite’nin çeşitli işyerlerinde çalışan işçilerden topladığı; yaşanan sorunlar, hedefler ve çözüme dair düşünceleri içeren mektupları yayınlıyoruz.

Erdem Geyik

Geçtiğimiz yıl Tuzla sanayi işçileri yaptıkları kurultayda sendikal örgütlenmeyi tartışmış, ardından ‘İşçiler Nasıl Bir Anayasa İstiyor’ kurultayı yapmıştı. Kurultayda kendilerinin belirlediği Sanayi İşçileri Komitesi üyeleri, bugüne kadar yaptıklarını şöyle sıralıyor; “İşçilerle birlikte pek çok fabrikada sendikalaşmayı başardık, kimi yerlerde başarısız olduk, öne çıkan pek çok işçi arkadaşımız işten atıldı, yine sanayi bölgesinde başka fabrikalarda çalışıyorlar. Zaman zaman çalışmalarımız yoğunlaştı, zaman zaman da geriye düştük ama komite olarak istikrarlı olarak toplandık, yapmamız gerekenleri tartıştık, nasıl yapacağımıza kafa yormaya çalıştık.”

Komite üyesi işçiler bir dönemdir kıdem tazminatlarının gaspına karşı özel bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmalarını sanayi bölgesinde çalışan bütün işçilere mal etmek için bildiriler dağıtıp toplantılar yapan, ev ziyaretleri, kahvelerde işçi sohbetleri düzenleyen komite üyeleri, işçilerden olumlu tepkiler aldıklarını, her geçen gün yeni işçilerin çalışmaya katıldığını anlatıyor. Şu ana kadar 60 fabrikada çalışan işçilerle daha düzenli ilişki kurduklarını, bu fabrikaların içinde bazılarının öncelikli olarak sendikalaşması için de özel bir çalışma yürüttüklerini aktaran komite üyesi işçiler, “Önümüzdeki günlerde çalışmayı daha etkili hale getirmek için, daha fazla bildiri, afiş ve toplantılar yapacağız” diyor.

Biz de, işçilerin yaşadığı sorunları, hedeflerini, çözüme dair düşüncelerini mektup olarak yazmalarını istedik. Kimi işçiler işten atılma korkusuyla çalıştıkları işyerinin ve kendi isimlerini yazmadı, aldığımız mektupları olduğu gibi yayınlıyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)


BİRLİK OLMAZSAK DÜZEN DEĞİŞMEZ

Selahattin Uzunyayla*

Tuzla sanayi bölgesinde metal fabrikasında çalışıyorum, 48 yaşındayım, 32 yıldır işçilik yapıyorum. Birçok iş kolunda çalıştım. Sadece sendikalı olarak deride çalıştım. Şu an bir metal fabrikasında çalışıyorum. Sendikalı çalıştığımda tüm sosyal haklarım vardı. Ama örgütsüz yerlerde patronlar hak tanımıyor. Hükümet iki sendikaya üye olabilirsin diyor, anayasa haktır diyor ama biz işçiler daha bu yasadan yararlanamıyoruz. Nerede işçiler sendikaya üye olursa işten atılıyor. Özellikle metal sektöründe işçiler sendikalara giremiyor. Sendikaların çoğu patronla işbirliği içinde. Ben yıllardır çalıştım, tanıdım. Var olan işimizi kaybetmemek için sendikalardan uzak duruyoruz.
Şu an yaşam koşullarımız çok kötü. 850 TL ücret alıyoruz. Kira ve faturalar bizim belimizi büküyor. Asgari ücret en az net 1200 TL olmalı. Bu hakları almak için birleşmek gerekiyor. İşçiler bir yolunu bulmalı ve hakları için birleşmeli. Yoksa bu düzen değişmez. Biz de hep köle olarak çalışırız.

*Metal işçisi


KEFENİN CEBİ YOK

Tuzla Organize Serbest Bölgede Rimaks’ta çalışıyorum ve  TEKSİF üyesiyim. Ama maalesef sendika deyip girdiğimde büyük hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü sendikanın koşulları söz konusu bile değil. Maaşlar asgari ücret. Patron istediği işçiyi tutar istediğini kapı önüne koyar. O kadar rahat. Bir direniş yaşandı. Patron, direnişe destek veren arkadaşları tek tek yıldırma politikası yaparak işçileri çıkarmaya çalıştı. Sendika sadece izledi ve izlemeye devam ediyor. O kadar kötü koşullar var ki sanki robotuz. Sen kölesin sadece çalışacaksın konuşmayacaksın, soluna sağına bakmayacaksın. Kadın temsilcisi var. Varla yok arasında. Hiçbir kadını savunduğunu görmedim. Sadece patronu savunur. Bir sıkıntımız olur sendikaya gideriz bize muhalefet olur. Kime gidelim kime derdimizi anlatalım bilmiyorum.

Toplusözleşme geliyor. Herkes sessiz. Sendika mesailer yüzde 100 olsun diyorlar. Şimdiden lazer bölümünde üç vardiya var. Yavaş yavaş diğer bölümlerde de bu sisteme geçiliyor. Fabrikada toplu sözleşme görüşmeleri başlayacak biz de merak ediyoruz. Fabrikadaki son direnişten sonra işçiler sendika tarafından sindirildi ben de patron tarafından demek isterdim ama maalesef işçilerin mücadele etmesini sendika engelliyor. Bizimle aynı tezgahta çalışan işçilerdi şu an fabrikadaki temsilcilerimiz ama dersin ki patron temsilcisi olmuşlar. İşçi arkadaşlarla aramızda konuşuyoruz, 4 ikramiye 1200 TL net maaş istiyoruz, işyerine kreş, emzirme odası istiyoruz; yakacak, yardımı kısacası sosyal haklarımızın düzeltilmesini ve en önemlisi iş güvencesi ve işçi sağlığı istiyoruz. Sendikadan istediğimiz bu taleplerimize sahip çıkmasıdır. Söyleyeceğim tek şey üç günlük dünyada para hırsıyla, markalaşma hırsıyla o kadar insanları sömürmeyin. Bunu unutmayın. Kefenin cebi yok!

*Rimaks Tekstil işçisi


SENDİKALAŞMAK ÖNEMLİ

Güngör Tütüncü*

Merhaba ben 8 yıldır UPS Kargoda çalışıyorum bugünlerde 2. sözleşmemiz yapılıyor daha önce örgütsüz çalıştığımız dönemde birçok hak gasbı yaşıyorduk, haksızlıklar karşısında ne yapacağımızı bilmiyorduk, günde 12 saat çalışıyorduk. İş güvenliğimiz patronun iki dudağı arasındaydı. Şimdi düşünüyorum da keşke çok önceleri sendikaya üye olsaydık. Sendikalı olunca başta iş güvenliği olmak üzere birçok hak kazanımımız oldu. Sendikayla tanıştıktan sonra sendika çatısı altında birleştik ve birlik olmanın faydalarını gördük. TÜMTİS Sendikası yöneticileri ve başkanı işçilerin güvenini kazandılar. Bölgemizde birçok iş kolu örgütsüz durumda ben tüm örgütsüz işçilerin örgütlenmesini isterim. Bunun için de biz işçilerin birliğimizi sağlamamız ve sendikalara daha güvenle yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Bizler, siyasallaşmadan sendikaları değiştirmemiz mümkün olmayacağı gibi kendi sorunlarımıza da uzak kalmayı sürdürürüz. 

*UPS işçisi


BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ ŞART

*Bir tekstil işçisi

Selam işçi emekçi kardeşler, ben bir tekstil işçisiyim. Sizlerle sendikalı çalıştığım işyerinden ve şu anki çalıştığım sendikasız işyerim hakkında görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Sendikalı bir işyerinde çalışıyordum haklarım ve iş güvencem vardı diye düşünüyordum fakat çalıştıkça aslında pek öyle olmadığını gördüm, sendikalı bir işyerinde olması gerekenler dışında aslında her şey vardı: haksızlık ve hukuksuzluk almış başını gitmişti. Bu olanlara karşı işçi arkadaşlarla işyerimizde örgütlenmek gerçek sınıf sendikacılığını egemen kılmak için mücadele ettik. Toplantılar yaptık bölüm bölüm komiteler kurduk her türlü haksızlığı haykırdık. Gerek patronun gerekse sendikal bürokrasisine karşı işçileri birleştirmek ve bilinçlendirmek için uğraştık. Yaptığımız toplantılar kurduğumuz komiteler sayesinde çok önemli işlere imza attık. Tabii bu yaptığımız çalışmaların sonunda patrondan ziyade sendikacı ve işyeri temsilcilerinin tepkilerini aldık, çünkü sendikacılar örgütlü, düşünen sorgulayan işçiyi istemedi. Koltuklarını kaybedecekler diye işçilerin yaptığı her türlü çalışmayı engellediler ve sonunda işçi önderlerinin işten atılmalarını sağladılar. Burada patronlarla beraber hareket ettiler ve onlarca işçiyi işten attırıp kalan işçileri korkutup sindirmek istediler, fakat başarılı olamadılar. Çünkü işçi mücadele etmeyi elden bırakmıyor biliyor ki mücadele etmekten başka çaresi yok. Şimdi yeni işyerimde ben ve diğer arkadaşlarım bu örgütsüz işyerinde örgütlenme çalışmalarını yeniden başlattık. Şimdilik yeni arkadaşlıklar kurup bu ilişkileri sağlamlaştırmak ve sonra da işyerinde bölüm bölüm komiteler kurup bu komiteler sayesinde fabrikada bütün işçilerle ilişkiler kurarak örgütlenmenin ve örgütlü yaşamaktan başka çaremizin olmadığını bıkmadan usanmadan anlatıyoruz ve anlatacağız. İşyerinde yaşanan her türlü haksızlığa hukuksuzluğa güvencesizliğe, kölelik şartlarına uzun iş saatlerine verdiğimiz emeğe karşılık aldığımız maaşın arasındaki uçuruma ancak ve ancak gerçekten işçi ve emekçiyi savunacak bir sendikada örgütlenip o sendikanın işyerinde yetki almasını sağlayarak çözüm bulabiliriz Çare örgütlenmek, örgütlü yaşamak ve örgütlü mücadele etmektir.


FİİLİ MÜCADELEYLE KAZANIRIZ

Veli Araz

Tuzla Deri Sanayi Bölgesindeki Deri-İş Sendikası Al Deri işyeri temsilcisiyim. Hükümetin çıkardığı yasalara bakınca bizleri çetin ve zorlu bir dönemin beklediği çok açık görünüyor. Hükümet biz işçileri patronun el bezi haline getirmeye çalışıyor. Bu dönemde hükümet “kıdem tazminatlarını kaldıracağım” diyor, Türk-İş “kırmızı çizgimiz var” diyor peki madem öyle Türk-İş’in kırmızı çizgisi nedir bir açıklasın biz de bilelim. Gezi direnişiyle birlikte emekçilerde de bir uyanış başladı, bürokrasiye karşı, sermayeye karşı mücadeleler birikiyor. O yüzden bundan sonra hükümetin de, konfederasyonların da rahat hareket edeceklerini sanmıyorum. Hükümet uzun zamandır sendikalara ayar veriyor, en son Türk-İş’e verdi, “ya taraf olacaksın ya da bertaraf olacaksın” dedi ve başarılı da olduğu görünüyor. Sendikalar, iş kolu barajı, örgütlenmenin önündeki engeller artıkça hükümet demokrasiden söz ediyor.
Biz işçiler bu koşuları tek bir şeyle değiştirebiliriz o da fili mücadeledir başka yolu yok. Baraj altında birçok mücadeleci sendika kaldı, burada biz işyeri temsilcilerine, sendikalı, sendikasız bilinçli işçilere çok iş düşüyor. Sendikasız ve kölelik koşullarında çalışan binlerce işçi kardeşimiz var onları örgütlememiz gerekir. Bana göre işçiler olarak başka seçeneğimiz de yok. Tuzla Sanayi Bölgesinde 100 bine yakın işçi çalışıyor, sorsan hepsi sendikayı ister, sosyal hak ister ama sendikalara güvensizlik çok fazla. İşçiler hangi iş kolu olursa olsun örgütlendiklerinde direk sendikal bürokrasiyle karşı karşıya kalıyor, bu da örgütlenmenin birleşmenin önünü tıkayan ana nedendir.

* Deri işçisi


TEMSİLCİ İŞÇİNİN TAKIMINDA OLMALI

*Rimaks İşçisi

Tuzla Organize Deri Sanayi bölgesinde bulunan Rimaks Tekstil fabrikasında çalışıyorum. 3 sene geçerli olacak toplusözleşme dönemine girdik. Girdik ama ne sendika ne de işçilerin büyük bir kısmı bu dönemden habersiz bir şekilde çalışıyor.
2014 yılının başına kadar bu sözleşmenin imzalanması gerekiyor. Tabii mesele sadece sözleşme imzalamak değil, işçilerin kendi sosyal, ekonomik ve kültürel kazanımlarıyla imzalaması doğru olacaktır. Fabrika yönetimi bu konuda çok çalışıyor. O kadar çok çalışıyor ki, işçilerin gündemine sözleşme dönemini sokmamak için, yıllardır hiç yapılmayan etkinlikler organize ediyor. Belki bu yapılanları çok safça düşününce olumlu yorumlayabiliriz. Ama uzun süredir bulunan voleybol sahasını nedense bu sözleşme döneminde turnuva yapılacak bir ortama hazırlıyor. Kupalar havada uçuşuyor, arkadaşlarımız da şu bölüm bu bölümü nasıl yendi muhabbetinden başka bir şey konuşmuyor.
İnternette de zaman geçiren bizler biraz tartışınca, ne olacak bu toplu sözleşmenin hali deyince sendika bir anda harekete geçiyor. Göstermelik toplantılar yapılmaya başlandı. Hatta sendika şubesiyle görüşmeler bile yapılıyor. Ama gerçek anlamda şu hakları istiyoruz ve alacağız samimiyeti bir türlü gözükmüyor.
Şimdi sıra sendikamızda ve biz işçilerde. Voleybol maçlarında sahada banko oynayan temsilci, bakalım bizim atacağımız servisi karşılayabilecek mi? Ya da kendi takımına geçip, maç birlikte nasıl kazanılır bunu fabrika yönetimine gösterelim diyecek mi?


YAKINMAK YERİNE FİİLİ MÜCADELE

Özgür Canpolat (*)

Tuzla deri sanayisinde AKA Deri işyeri temsilcisiyim. Geçenlerde Hükümet demokrasi paketini açıkladı. Ve hükümet kendisi dışında kimseye demokrasinin d’sini bile vermedi. Ben daha çok işçilerin talepleri üzerinde durmak istiyorum.
İş güvenliği, işçi sağlığının olmadığı bu ülkede örgütlenme özgürlüğünün her gün daha da zorlaştığını görüyoruz. Sendikal barajlar, iş kolu barajları işçilerin örgütlenmesinin önündeki en büyük engeller. Kıdem tazminatları tartışılıyor. 25 yıldır sermaye bu yükten kurtulmak için hükümetlerle çözüm arıyordu ve AKP ben bu kıdemi kaldıracak güce eriştim deyip kolları sıvadı. Türk-İş “genel grev sebebi” diyor ama halen işyerlerinde bir aydınlatma çalışması yok. Bu durum sermayenin talepleriyle nasıl uzlaştıklarını gösteriyor. Türkiye işçi hareketinin yeniden ayakları üzerinde durması için elimizden alınan kazanımlarımız ve yeni haklarımız için tabanda samimi ve doğru bir çalışma yürütmeli.
Tuzla sanayi bölgesinde çalışan işçiler olarak her iş kolunda çalışan arkadaşlardan oluşan bir komite kurduk. Hedeflediğimiz fabrikalar başta olmak üzere işyeri komiteleri oluşturmaya başladık. Kısa zamanda önemli adımlar da attık. İşçilerin tabanda birliğini sağlayarak fili bir mücadeleyle sendikalarda örgütlenmeyi amaçlıyoruz. Sendikal bürokrasisinden yakınmak yerine bu çalışmayla patronların saldırılarını boşa çıkarmak, örgütlenmemizin önündeki yasal engelleri aşmak, sendikal bürokrasisinin engelleyici, uzlaşmacı tutumlarını boşa çıkarmak istiyoruz. Binlerce örgütsüz işçi arkadaşımızı örgütlemek için bir araya geldik ve sendika ayrımı yapmadan işçilerin örgütlenmesi için seferberlik başlattık.
Çalışmamızın, ekonomik ve sosyal haklarımızın kalıcılaşması için gereken, kendimiz başta olmak üzere bu mücadelenin içinde aktif yer alan işçi arkadaşlarımızın kendi sınıfımızın dünya görüşü doğrultusunda politikleşmesidir. Sanayi komitesinde yer alan işçiler olarak bunun bilincindeyiz, bunun içinde, Suriye’de yaşananları da, Kürt sorununu da, Alevilerin inanç meselelerini ve diğer sorunları da tartışıyor, işçiler olarak almamız gereken tutumu belirliyoruz. Yukarda sözünü ettiğimiz sorunlar, kentsel dönüşüm, sağlık eğitim gibi bir çok meseleyi sendikal mücadelemizle birleştirmeyi, bu doğrultuda ilerlemeyi hedefliyoruz. Bunun için eğitim çalışmaları başlattık, bu çalışmalarımızı genişleterek sürdürmeyi amaçlıyoruz. Türkiye’de az çok bilinçli bütün işçi arkadaşlar olarak böylesi çalışmalar yürütmeliyiz. Yaptığımız çalışmaları, çıkan sonuçları Evrensel aracılığıyla da birbirimize aktarmalıyız. 

(*) Deri işçisi


SENDİKACILAR BİZİM GİBİ YAŞAMALI

Ali İlgün

Tuzla serbest bölgede bir metal fabrikasında çalışıyorum. Evliyim ve kredi ödüyorum. Hem eşim hem ben çalışıyorum. Ben de eşim de sendikalı olarak çalıştığımız için ekonomik durumumuz daha iyi. Hükümet işçiye dair hep hak gaspı yapan çalışmalar yapıyor. Sendikalaşmamız çok zor. Sendikalaşmanın, örgütlenmenin önünde çok engel var. 2 sendikaya üye olmak mümkün değil. Hükümet seçim yatırımı yapıyor. İşsizliği çözmek ve yabancı sermayeyi ülkeye sokmak için kıdem tazminatlarını kaldırıyor. Bu durum iş güvenliğini ortadan kaldırıyor. Ve patronlar artık rahatlayacak. Sendikaların pasifliği  üye kaybına yol açıyor. İşçiye doğru düzgün bilinç ve eğitim verilmiyor. Sarı sendikacılık git gide yaygınlaştı. Az olsun benim olsun, koltuk derdi. DİSK kıdemle ilgili sokağa çıkmaya başladı. Yeterli değil ama bu yapılanları basın da görmedi. Sendikaların genel greve gideriz sözleri oldu. İşyerlerinde bir çalışma başlatılmalıdır. Sadece kıdem değil işçiler bu kıdem meselesiyle bir çok yeni hakkı kazanmak için bir mücadeleye girişmeli. İşçiler olarak her geçen gün giderek köleleştiriliyoruz. İşçiler olarak mutlaka haklarımızı almak için mücadele etmeliyiz. Çözüm işçilerin tabanda birliğiyle sağlanır. Sendikal bürokrasiyi ortadan kaldırmalı sendikacıların ücretleri işçi ücretleriyle aynı düzeye çekilmeli. Sendikaların değişip sınıfa hizmet eder hale gelmesi için tabanda birlik şart.

(*) Metal işçisi

www.evrensel.net