Alayda bizi mektepte biziz

Fotoğraf: Evrensel

Alayda bizi mektepte biziz

Makinist yolcuları deniz altından tünele kadar getirip aracı durduruyor ardından içerdekilere: “Yolun geri kalan kısmını katırlarla devam edeceğiz.” anonsu yapılıyor

Barış Gençyılmaz

Marmaray: Tuhaftır, ismini ilk kez “Deli Yürek” dizisinde duymuştum daha çok küçükken. Onunla alakalı ihaleler, ihaleye katılan mafyavari insanlar vesaireler. Dizinin yayında olduğu dönemde proje net değildi. Gerçi proje hala net değil. Toplamda 76km’yi aşan projenin şu an çalışmaya çalışan 13 km’lik kısmı dahi netleşememiş. Ama dünyada bir ilk olduğu kesin. Çünkü ben denizin onlarca metre altında stop eden ve daracık tünellerden yürüyerek geçilen başka bir teknoloji harikası daha duymadım. Makinist yolcuları deniz altından tünele kadar getirip aracı durduruyor ardından içerdekilere: “Yolun geri kalan kısmını katırlarla devam edeceğiz.” anonsu yapılıyor. Japon başbakanın abdestsiz oluşundan mıdır nedir açılışının daha ertesi gününde 3 büyük arıza atlattı. Mühendislerin uyarılarına rağmen erken açılan Marmaray için bir de; “Geziciler iş başında, gelip gelip el frenini çekiyorlar.” diye haber yapılmaz mı, içler acısı… İstanbul trafiğinin çilekeşleri için sürpriz bir projem var, sizi mekansal olarak taşıyamaz belki ama Marmaray’dan daha derinlere alır götürür. Tüm AKP’zedelere gelsin. Açıklıyorum, projemin ismi: Dilberay. Marmaray’dan daha az acı veren ve Marmaray34’le güzel giden.
Binali Yıldırım’a atfen:

Dua mı Beddua mı Büyü mü Yaptın
Nasıl Ettin Ne Yaptın Aklımı Aldın
Kor Ateş Oldun Yaktıkça Yaktın
Hep Böyle Yanmak Zorunda mıyım
Canımdan Çok Sevdim Hata mı Yaptım
Tanrıdan Sonra Bir Sana Taptım
Geceler Boyu Resmine Baktım
Hep Böyle Yaşamak Zorunda mıyım...

(Şarkı: Zorunda mıyım - Sanatçı: Dilber ay - Albüm: Ellerin Olmuş)

Ekim Devrimi: Ekim’de bir devrim olduğu doğrudur. Bir cumhuriyetin kurulduğu da. Akıllara hemen Kadıköy’de onbinlerin(!) meydanları doldurduğu milli bayramımız geliyor değil mi… Değil. Akla ilk düşen şey: “…ve granit kabrinde Lenin. Ve karların üzerinde muzaffer gülümseyişi onun.”

BİTMEYEN MAĞDURİYET

Türban yüzünden türbülansa giren siyaset tarihimiz sonunda rahata erdi, türbana özgürlük geldi! Umarım bir gün kadınlar da özgür olur! İstismar edilecek konular daralırken ilahiyatçı yazar Hidayet Tuksal Madımak için: “Yakmak da bir mağduriyettir.” dedi. Hay maşallah. Yani halkımız bir yerlerini de yırtsa, maden ocaklarında göçük altında da kalsa, çocuk işçiler pressin altına da girse, kadınlar tecavüze uğrayıp öldürülse dahi onlar kadar mağdur olamazlar. Çünkü mağduriyet doğuştan gelen bir yetenek ve haksızken haklı olma durumudur. Mağdurlar en çok ‘Mağduriye’de yaşarlar. En büyük özellikleri mağdur oluşlarıdır. Mağduriye, 28 Şubat’a kadar sıcak ve kurak, Sincan’da tanklar yürüdükten sonra soğuk ve yağışlıdır.
Geçen yine Marmaray’da yürüyoruz (Ben yapmasam ölürdüm). Neyse, anlatmak istediğim şey şu: Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’ne yeni çıkacak ve kıdem tazminatı, taşeronlaşma gibi diken üstü konularda işçileri zor duruma düşürecek olan yasalara ilişkin bildirimizi dağıtmaya gittik. Günlerden Cuma ve Eskişehir. OSB camisi önündeyiz. Cuma’nın ardından bildirilerimizi dağıttık ve işçilerin o her zamanki meraklı ama temkinli davranışlarıyla mest olurken… Aaa bir de baktık kimler gelmiş. Büyük Birlik Partili’ler Eskişehir’deki işçi buluşmaları etkinliği için bildiri dağıtacaklar. Ama kimse yok, cami boşaldı. Cumaya geç kalınır mı be mübarek. İşçi sınıfı adına bir hiç olmasına rağmen kendileri adına düşündürücü bir olaydı, anlatmak istedim. Okuduğunuz için teşekkür ederim!
Eskişehir


www.evrensel.net