Feleğini Tayland’da şaşıranlar

Feleğini Tayland’da şaşıranlar

Resmen yaz aylarına girmiş bulunduğumuza göre, sinema salonlarında giderek iddiasız filmlerle karşılaşmayı bekleyebilirdik. Neyse ki Hollywood bizi düşünmüş, Karayip Korsanları ile başladığı devam filmleri bombardımanına devam ediyor; bu hafta da X Men ile Felekten Bir Gece’nin devamları var. Amerikan eğlenceleri ile karşı karşıyayız yani.Bi

Çağdaş Günerbüyük

Biraz da Amerikan eğlence anlayışıyla karşılaşıyoruz, Felekten Bir Gece sayesinde. Yeni film Felekten Bir Gece Daha, birkaç yıl önce “Dün gece ne oldu” diye dolanan sarhoşlarının öyküsünde esaslı bir değişiklik olmadığını belli ediyor. Değişik olan, bu kez yerin Las Vegas değil, Tayland olması.

YILDIZ OYUNCU MAYMUN

Kendilerine “kurt sürüsü” adını takan Phil, Stu, Alan ve Doug ekibini bir araya getiren yine bir düğün. Stu bu kez Taylandlı bir kadınla Tayland’da evlenecek ama güya işi sıkı tutmaya çalışıyor, rezalet çıkmasın diye. Sürü de, dünyayı kurtarmaya hazırlanan bir süper kahraman ekibi gibi, düğüne hazırlanıyor. İnzivaya çekilen arkadaşlarını ikna ederek falan, ekibi topluyor ve yola koyuluyorlar. Sonra da sabah bir uyanıyorlar ki, Vegas’ta otel odasındaki kaplana yetişecek bir karmaşa var. Bir maymun, kayıp bir çocuk vs. Arayış başlıyor, malum soru “Dün gece ne oldu?”
Gayet eğlenceli, gülmekten katılınacak bir film Felekten Bir Gece Daha. Oyunculardan da özellikle Zach Galifianakis yine döktürüyor. Filmin asıl yıldız oyuncusu bir maymun ama. En çok öne çıkan sahneler, kesinlikle maymunlu olanlar.

VEGAS’TAN TAYLAND’A

İlk Felekten Bir Gece, akşamdan kalmalık teması üstüne zekice bir konuyu işliyordu. Tabii mevzunun akşamdan kalma adamlarla eğlenmekten ibaret olduğunu söylemek haksızlık olur. Konu, nihayetinde bir erkek dostluğu (Hovardalık ve manyaklık dahil, kankalar arası dayanışma ruhu), orta sınıf Amerikalı eğlencesi (Sadece “çılgınlık” olsun diye manyakça şeylere para saçmak) ve varılacak nokta olarak evlilikten az öncesi (Bekarlığa veda partisinin abartılı bir çılgınlıkla özdeşleşmesi bu değil mi: evliliğe ayaklarını sürüyerek giden erkeğin trajikomik gösterisi). Bunu, renkli karakterlerle (sadece Doug delisi yeter) başarıyla süslediğini de eklemek gerek. Akşam neler olduğunu hatırlamayacak kadar içmiş olmak gibi insani bir halin arkasında yer alan bu fikirler oradan elle tutulur bir film çıkarıyordu.

Elle tutulur iki film de diyebiliriz. İlk film biraz daha çocukça ise, bu biraz daha olgunlaşmış sayılabilir. Bir de, orada, kendi ortamı Vegas’ta bize batmayan birtakım aptallıklar, Tayland’da rahatsız edici boyutlara varabiliyor, çünkü Asya’ya bırakılmış burnu büyük Amerikalılarla muhatabız. Sadece güldürmek pahasına lafın ucunun nereye vardığını hiç hesap etmeden basbayağı oryantalist bir bakışla işlemişler. Hâlâ buna mı güleceğiz? Taylandlı aileyi bir görseniz, dünyanın en kasıntı ailesi. Ekip de Bangkok’a gider gitmez, kendini pazarın, bir de ora işi pavyonların ortasında buluyor. Budist manastıra gidiyorlar. Ancak Amerikalıların yapacağı kadar klişe bir gezi.

Orta sınıf erkek eğlencesi izliyoruz ya, Vegas kadar Bangkok da, Amerikalı zengin erkekler için adı eğlence ve kaçamakla özdeşleşmiş yerlerden. Stu’nun müstakbel eşinin Taylandlı olması, o kadar da rastlantı değil demek.

‘İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’ YETER Mİ?

Hollywood sineması, başından beri evliliğin insanı bütün kötülüklerden koruyacağı gibi batıl inanışları besler zaten. İşte, sarhoşluk üstüne eğlenceli bir filmde bile bunu hissettirmese olmuyor. Buna rağmen, erkekliğe veda partisinde çıldırıp sonra pişman olan ve kös kös evine dönen adamların epey gülünecek halde olduklarına kuşku yok.

Asıl, bu filmde vurgulanan, “içimizdeki şeytan” esprisi ilginç. Müstakbel kayınpederinin Stu’ya kanı hiç kaynamamış, onu tatsız tuzsuz bir lapaya benzetecek kadar genç adamın üstüne varıyor. İşte, ilk filmde kendi dişini çeken, burada suratına dövme yaptırıp kendisini bile şaşırtan ilişkilere giren adam, kendince kayınpedere böyle itiraz etmeye çalışıyor. “Keşke tatsız tuzsuz, sıkıcı bir dişçi olsaydım” diyor, ama deli arkadaşlarıyla çeşitli uyuşturucuların yardımıyla abartılı eğlenceler yaşadığı için, “sıkıcı” olmayan bir hayata sahip olabildiğine inanıyor. Neden sıkıcı bir hayatı olduğu konusunda bir yorum yapmıyor ama, işten başını kaldıramayacak kadar çalışmak zorunda, malum.
Stu’ya kötü haberi, size verivereyim: Kapitalizmin önerebildiği bu kadar işte; çok çalışılan, nefes alınmayan sıkıcı hayatlar ve aralarda hatırlamakta bile zorlandığımız felekten geceler.

[email protected]


Felekten Bir Gece Daha
Yönetmen: Todd Phillips
Oyuncular: Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha
Orijinal adı:
The Hangover II

www.evrensel.net