Demokrasilerde devlet kız-erkek ‘meselesi’yle uğraşmaz

Demokrasilerde devlet kız-erkek ‘meselesi’yle uğraşmaz

Başbakanımız bir açıklama yapıyor. “Üniversite öğrencileri, kız ve erkek bir arada evlerde kalıyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Buna valiliklerimiz aracılığıyla müdahale edeceğiz” diyor.İnsanın duyduklarına inanası gelmiyor. Bundan böyle kadınların, namus bekçiliğini yapacağını resmediyor neredeyse.

Ayfer Akyol

Başbakanımız bir açıklama yapıyor. “Üniversite öğrencileri, kız ve erkek bir arada evlerde kalıyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Buna valiliklerimiz aracılığıyla müdahale edeceğiz” diyor.
İnsanın duyduklarına inanası gelmiyor. Bundan  böyle kadınların, namus bekçiliğini yapacağını resmediyor neredeyse.
Madem kadınların namusları, iktidarı bu kadar ilgilendiriyor, neden tecavüze uğramış genç kız ve çocukların ve kadınların mağduriyetine göz yumuluyor? Tecavüz davasında 12 yaşındaki çocuk için “kendi rızası olmuştur” denilerek tecavüzcüsüne ceza indirimi uygulanırken, erkek egemen sistem korunup, kadın ve çocukları korumaz bir sistemle kadınlara ve çocuklara cehennem hayatını yaşatıyoruz.
Üniversitedeki bir öğrenci, 20 ve 25 yaş aralığındadır. Bu 30 yaşına kadar da sürebiliyor. Onaylarız veya onaylamayız, iki insan bir evde kalmaya kendi rızalarıyla karar vermişse bu hiç kimseyi ilgilendirmez. Demokrasinin olduğu ülkelerde devlet kimsenin uçkurunun peşine düşmez. Buna ne devlet, ne millet ne de komşu karışabilir. Eğer toplumun zihniyeti dar çerçevede ise devlet bu zihniyeti geliştirmek için çabalar ancak.
Ayrıca imam nikahlı bir arada yaşamak normal, devletin resmi nikahı normal,
bu nikahların hiç birine, yani devletin ya da imamın onayına ihtiyaç duymayan öğrenciye beraber yaşamak namussuzluk oluyor. Bütün bu çal çırp ye düzeni namusluluk sayılırken...
Konuya gelirsek yine imam nikahıyla, 2,3, 4 eşli yaşayanlarla el sıkışmak çok normal yöneticilerimize (Suudi kralları gibi) ama öğrenciye bir arada yaşamak anormal. Kadın gazeteci, bu konu hakkında başbakana soru soruyor. Dünyanın demokrasi olan hiç bir ülkesinde olmayacak türden bir cevap veriyor gazeteciye başbakan; “Eğer anneyseniz ya da anne olduğunuzda, böyle bir şeye göz yumacaksanız, size hayırlı olsun derim” diyor. Gazetecinin kamuoyu adına sorduğu soruyu kişiselleştirerek kadın gazeteciye bu şekilde cevap veriyor. Unutmayalım erkekler cennete giderlerse 1000 huri ile ödüllendirilir bu inanç toplumunda. Ama o huriler bu duruma düştüklerinde kendilerini cennette mi yoksa cehennemde mi görürler?
Biz kadınlar olarak kendimize şunları soralım.
Bizim cennetimiz nerede, nasıl, ne zaman, kimin eliyle olacak?
Kurtulan mı olmak istiyoruz, kurtarılan mı bize yapılan tüm kötülüklerden?

*Kocaeli

www.evrensel.net