07 Kasım 2013 11:00

Otoriterlik kapıya dayandı

Başbakanın ‘kızlı erkekli öğrenci evleri’nin kapısına dayanma talimatından bazıları hemen görev çıkardı. Hukukçular ise, “Bu anayasal dayanaktan yoksun otoriter ve totaliter bir tutumdur” dedi.

Otoriterlik kapıya dayandı

Paylaş

Tuba Güngör

Başbakan Erdoğan’ın “Kişinin müstakil ve özel evlerinde bir kız ya da bir kız ve bir erkeğin aynı evde kalması ne denli uygun olabilir? Eğer yasal bir düzenleme gerekiyorsa biz yasal düzenlemeyi de yaparız” sözleri, hukukçular tarafından yasal dayanaktan yoksun bulundu. Başbakan Erdoğan’ın söylemlerini gazetemize değerlendiren Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Avukat Fikret İlkiz ve Filiz Kerestecioğlu böyle bir yasa çıkarmanın temel hak ve özgürlüklere müdahale olduğunu söyledi.

OTORİTER BİR DEVLET...

Başbakanın “Gerekiyorsa, yasal düzenlemede yaparız” sözlerini eleştiren Türmen, “Yasal düzenlemeler yapılması demek temel hak ve özgürlüklere müdahale etmek demektir. İnsanların özgürlükleri, konut dokunulmazlığı bireye bağlıdır. Bunları ihlal edecek yasal düzenlemeler Anayasa’nın özel yaşamın gizliliği ve konut dokunulmazlığı maddelerine aykırıdır” dedi.

Böyle bir düzenlemenin Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları kararlarına aykırı bir düzenleme olduğunu söyleyen Türmen, “Evli olmayan kadın ve erkekler için böyle bir düzenleme yapılmak istenmesi hem komik hem de endişe verici. Bu temel hak ve özgürlükler olmadan otoriter ve totaliter bir devlet yapılmaya çalışıldığını gösterir” diye konuştu. Bireylerin neyi yapıp yapmayacaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğini belirten Türmen, devletin buna karar veremeyeceğini söyledi. Başbakanın “annelere babalara nasıl hesap vereceğiz” sözünü de  eleştiren Türmen, “reşit olmuş bir gencin hesabını ancak bireyin kendisi verir. Annesi ya da babasına hesap verilmesi söz konusu değildir” dedi.

İHBARA TEŞVİK

Başbakanın açıklamalarıyla insanları ihbar etmeye teşvik ettiğine dikkat çeken Türmen, Gezi’de de aynısının yapılmaya çalışıldığını söyleyerek şöyle dedi: “Tencere tava çalanların ihbar edilmesi için ihbar kutuları konulmak istenmişti. Bu rejimin niteliğini gösteren temel bir olgu. O rejime karşı olanları ihbar etmek.”

Burada kadın bedeni üzerinden siyaset yapıldığına vurgu yapan Türmen, erkeğin kiminle oturduğundan ziyade kadının bir erkekle beraber yaşamasına karşı çıkıldığını belirtti. Kadın bedeni üzerinden şununla yaşa, bununla yaşama, kürtaj yapma, şunu giyin bunu giyinme denilerek, kadını eve hapsedip 3 çocuk yapılmasının öngörüldüğünü söyleyen Türmen, bunların Hükümetin toplumsal mühendislik projesinin bir parçası olduğunu vurguladı.

ÖZEL YAŞAMA AYKIRI

Avukat Fikret İlkiz ise eğer istenirse böyle bir kanun çıkarılabileceğini ancak bunun temel insan haklarına aykırı olduğunu söyledi. “Yan daireden çok fazla gürültü geliyor diye şikayet edilebilir. Valilik bunu kanunlara göre değerlendirir” diyen İlkiz, ancak kadın ve erkeğin aynı evde yaşamasına karşı bir kanun yapılmasının özel yaşama aykırı olduğunu kaydetti.


‘İNSANLARIN YAŞAMINA MÜDAHALE ETMEK MEŞRULAŞTIRILIYOR’

Avukat Filiz Kerestecioğlu da yasal düzenleme yapmanın söz konusu bile olamayacağını, başbakan konumundaki bir kişinin konuyu bu şekilde gündem etmesinin bile Anayasa’ya, kişi hak ve özgürlüklerine, ayrımcılık yasağına ve bağlayıcılığı olan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu söyledi. Uzun bir süredir kadınların bedenlerine ve yaşamlarına ciddi müdahalelerin olduğunu belirten Kerestecioğlu şöyle konuştu:  “Nasıl ki geçmiş yıllarda kadına yönelik şiddet yasal değildi ama meşruydu ve biz kadınlar bu meşruiyetin sorgulanması gerektiğini söylüyorduk, bugün de yaratılmaya çalışılan bir meşruiyet zemini var. Asıl tartışılması gereken şu ki, ‘insanların’ yaşamlarına müdahale etmek meşrulaştırılıyor. Tırnak içinde insanların yaşamları diyorum, çünkü aslında uzun bir süredir bu tür tartışmalarla kadınların bedenlerine ve yaşamlarına ciddi bir müdahale yapılıyor. Kadınların bedenleri, doğurganlıkları, istihdamları sürekli bir müdahale alanı olarak gündemde. Hükümet, sürekli ortaya bir şey atarak kendi gündemini tartıştırıyor. Biz bugün Ayşe Gökkan’ın Nusaybin’de yükselen duvara karşı verdiği mücadeleye destek vermek için kendi gündemimizi oluşturalım. Yolumuzdan sapmayalım. Görünen o ki seçimlere kadar bu tür laflar durmayacak. Biz, onların bizi sıkıştırmak istedikleri yere saplanmadan, var olan haklarımızı vermemek ve daha fazlasını elde etmek için mücadele etmeliyiz. Zaten bunca yıldır bu haklar için mücadele veren kadınların da bir adım geri atmayacaklarını düşünüyorum.” (İstanbu/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Ayşe Gökkan\'dan açlık grevine giren seçilmişlere ziyaret

SONRAKİ HABER

Kadir İnanır, Diyarbakırlılara seslendi: Geleceğinizi şansa bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa