Arkadaşları ve hocaları Enes için toplandı

Arkadaşları ve hocaları Enes için toplandı

Herkesin az tanısa bile dost hanesine yazacağı insanlardandı Enes Dursun. Çok değildir ama vardır böyleleri. O samimi ve mahcup gülüşü ve parıldayan gözleri bile yeter buna.

Barış Yıldırım

Bir fırtına gibi esip geçti ömrümüzden 2013, onu yıktıklarıyla ve yaptıklarıyla özel bir yıl olarak hatırlayacağız. Bize bir ülkenin tarihinde 100 yılda bir gerçekleşse bile şanslı hissetmemiz gereken bir ayaklanma verdi, milyonlarcamızın umudunu yeniledi, ama onlarcamızı bir şekliyle aramızdan aldı ya da eksiltti.

Yalnızca sosyal çalkantılarıyla değil bireysel öyküleriyle de haşin bir yıldı. Evinde düşüp ölen arkadaşlarımız oldu. 1 Mayıs meydanlarına hazırlanırken hayalet bir virüsün darbesiyle ölüm ve kalımın sınırında aylarca dolaşan dostlarımız oldu.

Sonra Enes...

Onu en son Sosyoloji Öğrencileri Kongresinde görmüştüm. ODTÜ’nün her dem yeşil yamaçlarının birinden, anlamsız çok katlılığıyla “Avarel” adını hak eden binaya doğru yürüyorduk. Ne konuştuk, hatırlamıyorum, ama pırıl pırıl gözler geliyor gözlerimin önüne.

Sonra bu anı, yıllar önceki başka bir anıya karışıyor. Temmuz ya da ağustos. Çevirmenliğini yaptığım yabancı konuğu da ayartıp bir dolmuşa atlıyor, Van Gölü’ne yüzmeye gidiyoruz. Toplantıdan çıkmış hallerimizle ve aramızda Türkçeden bile daha yabancı bir dili konuşmamamızla ayrıksı duruyoruz. Sahilde suya girilecek bir tesis buluyoruz, orada karşılaştığımız insanlar da mesafeli bir nezaketle davranıyor. Sonra ben Kürtçe selam veriyorum, Dersimli olduğumu söylüyorum. Bir “Ser seran”la buzlar eriyor. Suya giriyoruz. Buraya deniz demelerine şaşmamak gerekiyor, gözleri yakışı bile deniz gibi.

Enes, geçen temmuz bu gölde yüzerken boğuldu. Ax ulan behra Wan!

Haziran günlerinde, sosyal ağlarda direniş “üniforma”sıyla, baretli, maskeli resimlerini görmüştüm. Yaz aylarında, Diyarbakır tarafında bir sosyolojik araştırmada çalışmaya başlamış. O bölgeyi gezerken notlar düşmüş Facebook sayfasına: “Yaptığım tez görüşmeleri neticesinde ana akım medyanın olayları ne kadar çarpıtarak verdiğini bir kez daha gördüm. Sivil itaatsizlik eylemi olarak kılınan ‘Sivil Cuma’ namazlarının amacı medyanın vermiş olduğu haberlerin tam tersidir...” demiş mesela. Sonra Rojava devrimine destek konserine gitmiş.

“Mevsimlik işçi hayatı yaşıyoruz,” diye tarif etmiş Amed’deki yaşama koşullarını: “3 odalı evin tek odasını kullanabiliyoruz. Çünkü henüz eşyamız yok. Buzdolabımız 2 gün önce geldiği için yeni yeni soğuk bir şeyler içebiliyor ertesi gün için alışveriş yapabiliyoruz. Gerçi evi de 4-5 gün önce tuttuk da o da ayrı hikaye.”

En son gönderdiği selamı ölüm haberiyle birlikte aldım.

Herkesin az tanısa bile dost hanesine yazacağı insanlardandı Enes Dursun. Çok değildir ama vardır böyleleri. O samimi ve mahcup gülüşü ve parıldayan gözleri bile yeter buna.
Bu hafta Ankara’da, Dil-Tarih Sosyoloji Bölümünden arkadaşları ve hocaları ‘Enes Dursun Adına ve Anısına’ bir hafta düzenliyor. Program pazartesi günü Polat Sait Alpman’ın Enes’in de bir parçası olduğu “Türkiye Öğrenci İnisiyatifi” üzerine sunumuyla başladı. Etkinliğin yapıldığı mekan olarak, Enes’in uğraklarından Rudis Bar seçilmiş. Buranın alt katında film gösterimi yapmayı istermiş hep. Bu yüzden salı ve perşembe günü programı İki Dil Bir Bavul ve Yeraltı filmlerinin gösterimine ayrılmış. Enes’in tezini hazırlarken en çok başvurduğu hocalardan diğer ikisi, Mustafa Kemal Coşkun “Sivil İtaatsizlik” (6 Kasım Çarşamba) ve Aytül Kasapoğlu “Türkiye’de Sosyoloji ve Sorunları” (8 Kasım Cuma) üzerine konuşacak. Bütün etkinlikler Bayındır 2 Sokak’ın başındaki Rudis’te saat 18.00’de başlıyor.

Enes’in adına, anısına ve çabasına, onun yokluğunda dostluğun varlığına armağan olarak...

www.evrensel.net