Demokratikleşmek de bir başkaymış!

Demokratikleşmek de bir başkaymış!

Aylardır bekliyoruz, konu komşu bayram temizliğinde gibiyiz, ne varsa içimizde atıyoruz ortaya. “Ay aman sakınalım” diyoruz, nazar falan değer nemize gerek! Akşamdan aldık haberi, paketi sabaha patlatacakmış başbakan, hadi hayırlısı. Ben işçiyim, kendim için sendikal yasaklar kalksın istiyorum, karşı komşum emeklilik maaşından şikâyetçi, bizim bakkal vergilerden, devasa alış veriş merkezlerinin onları yutmasından muzdarip, mahallemizin güzel kızı üniversite burslarında, yurt ücretlerinde ileri demokrasi bekliyor, arkadaşımız çocuğunun ismini Kürtçe koymuş da kabul etmemişler, çocuğuna istediği ismi vermek için paketi bekliyor. Herkes derdine bir çözüm bekliyor.

Fikriye AKGÜL

Aylardır bekliyoruz, konu komşu bayram temizliğinde gibiyiz, ne varsa içimizde atıyoruz ortaya. “Ay aman sakınalım” diyoruz, nazar falan değer nemize gerek! Akşamdan aldık haberi, paketi sabaha patlatacakmış başbakan, hadi hayırlısı. Ben işçiyim, kendim için sendikal yasaklar kalksın istiyorum, karşı komşum emeklilik maaşından şikâyetçi, bizim bakkal vergilerden, devasa alış veriş merkezlerinin onları yutmasından muzdarip, mahallemizin güzel kızı üniversite burslarında, yurt ücretlerinde ileri demokrasi bekliyor, arkadaşımız çocuğunun ismini Kürtçe koymuş da kabul etmemişler, çocuğuna istediği ismi vermek için paketi bekliyor. Herkes derdine bir çözüm bekliyor.
Nihayet sabah oldu.
Renkli çarşafları balkondan havalanırdık, bu sabah çarşaflarımız daha bir demokrat havalanıyor, komşularımıza daha demokrat bir günaydın diyeyim diyorum, hazırlıyorum anadilimde günaydını “ciranema sekene rınde”. Balkonda çiçeklerimiz başka açacak bu sabah, renkleri çanlı al, mor,sarı, kırmızı, yeşil,pembe daha da hür. Belki bütün çocuklar şeker de yiyebilirler değil mi paketten sonra? Kimbilir belki biz kadınlar mahallenin sokaklarına daha bir omuzları dik, etekleri fıldır fıldır çıkarız, kimse de bize ‘hişt’ diyemez korkusundan, paket var ne de olsa. Koca dayağı son bulacak, erkekler bize yanaşınca paketi hatırlayıp bir adım geri çekilecekler, bu sabah başka sabah! Fabrikalarına gitmek için servise binen işçi kadınlar daha bir güvenle savunacaklar haklarını. Kimse kaç çocuk doğuracağımızı buyuramayacak, kürtaja yasak getiremeyecek, işten atamayacak bizi canı istediğince…
Vallahi demokratikleşmek de bir başkaymış, şımarmasak bari.
Komşuma sesleniyorum “çay koy kız, ama şöyle tavşan kanı demokratik olsun, şekeri benden”. Yazalım bu heyecanımızı diyoruz bir gazeteye, nasılsa gazeteler de özgür, vatandaş gerçekten ne düşünüyor daha bir özgür yazacak.
Aaaa o da ne, daha paket açıklanmadan duyuyoruz ki bazı gazete ve televizyonlar paket patlatılırken içeri alınmıyorlarmış! Yetmiyor, bir haber geliyor komşu ilçeden, Gülsuyu’nda bir gencimiz öldürülmüş uyuşturucu çetelerine karşı mücadelede ederken. Biz tam demokratikleşirken memleketçe Sakarya’da kamyon kasasında tarlaya götürülen 8 kadın işçinin kaza denen cinayette öldüğü haberi yayılıyor oturduğumuz odaya.
Başbakan konuşuyor, ağzından dökülenlerin hiçbirinin bizim beklediklerimizle bir ilgisi yok. Ne benim insanca çalışma hakkıma, ne komşumun anadilini çocuğuna öğretebilmesine, ne öğrencinin adalet talebine, ne de emeklinin geçinebilme derdine dokunmayan laflar…
Paket patlıyor, ortalığa saçılanlardan üzerimize yine fabrikalarda, ırgatlıkta ölen kızkardeşlerimizin acısı, şiddetle öldürülen kızkardeşlerimizin utancı dökülüyor. Anadilini isteyen kardeşimin hakkının paraya endekslenmesi, inanç özgürlüğü isteyen Alevi komşuma yapılan ayrımcılık, yaşam hakkı isteyen LGBT’lere ölüm yolu, eşit yurttaşlık isteyen Roman komşuma TOKİ yolları, çocuklarının katillerini isteyen annelere karanlık kalıyor geride.  
Kalmıyor bizde ne bir heyecan, ne de bir sevinç.
Sonra bakıyoruz birbirimize. Aman, bu zamana kadar hangi istediğimiz paketle sunuldu ki bize!
Başbakanın paketine karşı bizim sokaklarımız var, söyle komşu akşam hangi sokakta toplanıyoruz pakete sığmayacak taleplerimiz için?
 

www.evrensel.net