03 Kasım 2013 06:00

Piri Reis; Haritalarına bakıla, kellesi vurula!

Haritanın çizildiği tarihten bu yana 500 yıl geçmiş bulunuyor ve UNESCO bu yılı “Piri Reis Haritasının 500. Yılı” olarak değerlendiriyor. Kolaylıkla tahmin edilebilir ki, dünyanın gözü bu noktaya dikilmişken, “ceddimizin” bu değerli bilgin denizcinin kafasını kesmiş olduğundan fazla söz edilmeyecektir.

Piri Reis; Haritalarına bakıla, kellesi vurula!
Paylaş

Aydın Çubukçu

Osmanlının askerlik nizamında, Akıncılık karada ne ise, Korsanlık da denizde o idi. Bunu böyle söyleyince, kimi resmî tarihçiler, “Nasıl ki Akıncının görevi hak dinini yaymak, düşmanın gerilerine sarkarak onu zayıflatmak, yeri gelince darda kalanlara yardım etmek ise, Korsanların görevi de denizde öyle idi” gibi bir kıyaslamadan yola çıkarak, Korsan kelimesinin, Barbaros, Piri Reis vs gibi yiğitler için alışılmış anlamıyla kullanılmasının yanlış olacağını söylüyorlar.  Peki Akıncı’nın başka bir tanımı olamaz mı?  Devlet-i Aliye Teşrifatçıbaşısı Ahmed Ağa’nın Viyana önlerinde tuttuğu notlara bakacak olursak, Akıncıların çok ulvi ve hayırlı askerler olmadığını da düşünüp, buradan Korsan kelimesine de “hayırsız” anlamlar verebiliriz: “Akıncılar, Alman ülkesinin sağlı sollu on iki menzil içlerine dalıp ta Akdeniz’e Venedik sınırına dek yağma akınları yaptılar… Erkeklerini öldürdüler. Kadınlarını çocuklarını tutsak aldılar. Evlerini ekinlerini baştanbaşa yaktılar… Ele geçirdikleri koyun, davar, at, altın, gümüş ve kıymetli taşlarla ince belli, fidan boylu, sarı saçlı, hilâl kaşlı badem gözlü kızların sayısını ise ancak Allah bilir.”

Deniz akıncıları olan Korsanlar da gerçekte, karadakiler gibi, daha çok ganimet amacıyla kâfirin deniz güçlerine, tüccar gemilerine meraklı idiler. İlle de Devlete bağlı olmaları gerekmiyordu; Osmanlı lüzum gördüğünde, ihtiyaç duyduğunda Korsan kiralama yoluyla bahriye meselesini halletmişti uzun zaman... Kendi donanmasını kurup yeterince güçlü olunca, korsanlığı da resmi görev halinde getirmek yoluyla tasfiye etti. Başıbozuk korsanlık yapanların da canına okudu.

Yazımıza konu olan Piri Reis, çocukluğunu ve gençliğini bir Osmanlı korsanı olan amcası Kemal Reis’in yanında geçirmiş, hem denizciliği hem de savaşçılığı öğrenmişti. Çekirdekten korsandı, ama aynı zamanda bir bilgin merakına ve zekâsına da sahipti. “Kitab-ı Bahriye” adlı eserinde, hem tarihi ve coğrafi pek çok bilgiyi okuyabilir, hem de serüvenci bilgin kimliğin üstün özelliklerini izleyebiliriz. Kendi dönemindeki savaşlardan ve Akdeniz’in çok canlı ve hareketli ticaret hayatından dikkat çekici ayrıntılar aktarmasının yanı sıra, özellikle denizcilere rehber olması amacıyla, kıyıların, yerleşim yerlerinin, adaların, tarihsel kalıntıların (definecilere de yardımcı olacak şekilde), limanların, deniz akıntılarının, kayalıkların, rüzgâr özelliklerinin ve geçitlerin bilgisini de vermiştir.

Fakat Piri Reis’i çağlar boyunca önemli kılan çalışması, haritalarıdır.

Akdeniz havzasına, Ege ve Marmara’ya ilişkin olanların önemli bir bölümünü kendi incelemelerine dayanarak çizmiştir, ama, denizlerde dolaşan her ülkeden diğer korsanlardan, tüccarlardan ve gezginlerden topladığı haritaları da incelemiş, hiç gitmediği coğrafi alanlar ve denizler üzerine de bilgi biriktirmiş ve çizmiştir.
Dünya çapında tartışma yaratan, bir ucundan Amerika kıtasının da göründüğü haritası bunların başında gelir.

Harita, Kristof Kolomb’un Amerika’yı Hindistan sanarak okyanusu aşmasından (1492) yirmi bir yıl sonra (1513 ) çizilmiştir.

Harita çizildiği zamanın bilgileriyle karşılaştırıldığında pek çok ilginç ve meraklıları olmadık teorilere sürükleyen ayrıntı içermektedir. Kimilerine göre, Hz. Süleyman’ın cinleri tarafından, kimilerine göre uzaylılar eliyle çizilmiştir! Özellikle Osmanlı’nın her işinde boncuk arayan bizim popüler tarihçilerimizin abartısıyla harita, bir mucize gibi sunulmuştur.

HARİTADAKİ 'SIR'!

Çok ayrıntısına girmeden, meraklısına Mehmet Ali Kılıçbay’ın ciddi inceleme yazısını önererek*, özetleyecek olursak, bu harita, binlerce yıllık insan deneyiminin ve birikiminin, denizler ötesine bitmek tükenmek bilmeyen tutkulu ilgisinin yığıp getirdiği yüzlerce haritadan yirmi kadarının birleştirilmesinden oluşmaktadır. Ünlü palavracı Erich Von Daniken, “Tanrıların Arabaları” adlı popüler kitabında, haritadaki bazı bozuklukların uzaylıların çektiği fotoğrafların kopyalanması sırasında meydana geldiğini ileri sürmüşse de, bunların pek çok haritanın üst üste kopyalanması sırasında kaçınılmaz olarak ortaya çıktığı artık aklı başında herkes tarafından kabul edilmektedir.

Haritanın efsanelerden arındırılmış haliyle kimilerinde hayal kırıklığı yaratmış olması doğaldır ve anlayışla karşılamamız gerekir; bu millet ne masallar gördü hayatında, bundan mı gocunacak?

Fakat gerçeğin ortaya çıkması, aslında çok önemli bir tarihsel durumu anlamamıza yardım etmekte ve Piri Reis’in önemine asla gölge düşürmemektedir. O, her şeyin kendisiyle başladığını sananlara insani birikimin evrensel boyutlarını özetleyerek göstermiş olan meraklı ve belgeleyici bir aydın olarak karşımızdadır. Kristof Colomb’un haritalarını incelemiş, yer yer yanlışları da dahil olmak üzere onu kopyalamış, o çağda ancak çok dünya gezmiş görmüş ve kendi tarihlerini bilen denizcilerin ulaşabileceği St. Brandon, Nicola Giuvan, Cenevizli Anton tarafından yapılmış haritaları da incelemiş ve kullanmıştır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, 1500´de Brezilya´yı keşfeden Amilcar Cabral’ın haritalarından da yararlanmıştır.

“Muhteşem Yüzyıl” dizisinin tanıttığı, yakın destekçisi ve yükselmesinde büyük rolü olan Pargalı İbrahim Paşa gibi o da hızla gelişmeye başlayan Avrupa’yı izleyen ve bilen biriydi.

ALIN KELLESİN'!

Şimdi, boş övünmeleri bir yana bırakıp bu değerli denizcinin yine Pargalı İbrahim Paşa gibi nasıl olup da kellesini Kanuni’ye kaptırdığına bakalım.

Piri Reis, Yavuz Selim zamanında ilk kez Mısır’a gitmiş (1517), yaptığı dünya haritasını da padişahına göstermişti. Büyük bir denizci olarak ünlenmesi Kanuni zamanından öncedir. Yavuz’un ölümünden sonra, Gelibolu’yu çekilip çalışmaşa devam ederken yeniden saray katında itibar görmesi yine bir Mısır seferinde olmuş. Bu kez Pargalı İbrahim’le beraber yola çıkmış. Ola ki, “oraları iyi bilir” diye katmışlar yanlarına... Fırtına yüzünden Rodos’a sığınmak ve bir müddet orada kalmak zorunda kalınca muhabbet ilerlemiş, Piri Reis “Kitab-ı Bahriye”yle ilgili ilk bilgileri  o sırada Pargalı’yla konuşmuş. Etkilenen Pargalı da bunları kitap halinde yazmasını söylemiş, Reis de, dönüşte Gelibolu’ya çekilip çalışmasını tamamlamıştır. Bundan sonra Piri Reis yeniden devlet kapısından içeri girmiştir. Hem de “Hint Beylerbeyi” olarak. Kızıl Deniz, Basra, Umman Denizi ondan sorulur olmuş. Barbaros Hayrettin Paşa da az önce ölmüş olduğundan, kıymeti yüksektir; ne var ki, Pargalı’nın adamı olarak da mimlidir. (Bir rivayete göre, Pargalı’dan sonra ona yakın olan herkesi öldürmeye kalkışan Kanuni’nin elinden Piri Reis’i Barbaros kurtarmıştır!)

1554’de beylerbeyi olduğu bölgede Portekiz’le ciddi bir kapışma başlamıştır. Portekizlilerin Basra Körfezi'ni kapatmak istediklerini öğrenen Piri Reis, gemilerini Basra Körfezi'nde bırakarak kuzeye çekilmiş,  ardından da Mısır ve Basra valilerince suçlanıp Kahire’de idam edilmiştir. Portekiz’den rüşvet aldığı, hazineye devretmesi gereken büyük miktarda ganimeti şahsına sakladığı gibi dedikodular da cabası...

Haritanın çizildiği tarihten bu yana 500 yıl geçmiş bulunuyor ve UNESCO bu yılı “Piri Reis Haritasının 500. Yılı” olarak değerlendiriyor. Kolaylıkla tahmin edilebilir ki, dünyanın gözü bu noktaya dikilmişken, “ceddimizin” bu değerli bilgin denizcinin kafasını kesmiş olduğundan fazla söz edilmeyecektir. Piri Reis, komplolarla dolu Osmanlı siyaset hayatının bir kurbanı olarak unutturulurken, “mucizevi haritanın yaratıcısı” olarak yüceltilecektir.

İnsan emek ve bilgisinin evrensel dünyasının değerli bir parçası olarak ismini içten bir saygıyla anmak ve her yönüyle sahiplenmek de bize düşecek.

* http://www.haber7.com/teknoloji/haber/130740-piri-reis-haritasinin-esrari-cozuldu

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Cumhuriyet ve ‘Sevke tabi azınlık’

SONRAKİ HABER

Danimarka’da 20 kişi ‘terör’ şüphesiyle gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa