Metro ve İzban’ın görünmeyen yüzü

Metro ve İzban’ın görünmeyen yüzü

İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı gerçekte kamu nitelikli, uygulamada ise özel olarak görülen ya da gösterilen birçok şirket vardır. En önemlilerinden biri ulaşımda 11 yıldır hizmet veren İzmir Metro Hafif Raylı Sistemi’dir. İzmir Metro AŞ’nin Genel Müdürü İzmir Büyükşehir Belediyesinin en g&

İzmir Metro ve İzban çalışanları

İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı gerçekte kamu nitelikli, uygulamada ise özel olarak görülen ya da gösterilen birçok şirket vardır. En önemlilerinden biri ulaşımda 11 yıldır hizmet veren İzmir Metro Hafif Raylı Sistemi’dir. İzmir Metro AŞ’nin Genel Müdürü İzmir Büyükşehir Belediyesinin en gözde yöneticilerinden biridir ve aynı zamanda Aliağa-Menderes banliyö raylı sisteminde Genel Müdür Yardımcısıdır. Çalışandan emekçiden emekten ziyade kâr-zarar, maliyet-gelir açısından bakıldığında yani mali açıdan iyi bir yönetici izlenimi veren ya da öyle görülen bu yönetici kendisine yönelik bu iyi izlenimi İzmir Metro AŞ’de ve İzban çalışanları üzerinde kurduğu baskıya ve emek düşmanı uygulamalara borçludur.

İzmir Metro AŞ., 11 yılı geçkin bir süredir hizmet vermektedir. Personelinin özverili ve disiplinli çalışmasıyla büyük sorunlar yaşanmamakta ve oluşan sorunlar en çabuk, en net şekilde giderilmektedir. Ancak bu özveri ve disiplinli çalışma anlayışına rağmen birkaç yıldır üzerlerindeki maddi ve sosyal baskılar artmıştır. Yıllardır yaşanan personel sıkıntısı, ilgili alan olmamasına rağmen -orta düzey yönetici personel de dahil- personelin farklı alanlarda, esnek çalıştırılmasıyla giderilmektedir. İstasyonlarda istasyon yöneticileri olarak görülen istasyon şefleri ve operatörleri, yine personel sıkıntısı nedeniyle gişe görevlilerinin yemek saatleri ve molalarında, otomatik dolum cihazları mevcut olmasına rağmen gişelere geçerek dolum yapmak zorunda bırakılmaktadırlar. İtirazlara iş akdinin feshi vb. korkutmalarla karşılık verilmektedir. Gişe personeli eksiği yine mali gider kaygısıyla giderilmemektedir. Bunun yerine istasyon amirlerinden faydalanmak tercih edilmektedir. Ayrıca gişe görevlileri sıkıntılı vardiya saatlerinden, yıllık izne çıkamamaktan muzdariptirler.

Tren sürücüleri yine personel yetersizliğinden yemek istirahatlerini dahi ayaküstü kullanabilmekte ve seferlerine yetişmek için koşturmaktadırlar. Benzer sorun İzmir Metro AŞ.’nin teknik bölümlerinde de vardır. Yıllık izne çıkamamakta ya da çok verimsiz denebilecek kış aylarında çıkmak durumuyla karşı karşıya kalmaktadırlar.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının büyük itimat gösterdiği İzmir Metro Aş. Genel Müdürü, aynı zamanda Aliağa-Menderes İzmir Banliyö Sisteminin de (İzban) genel müdür yardımcısıdır. Metro tecrübesi nedeniyle İzban Genel Müdüründen daha yetkili olduğu bilinmektedir. İki şirkette yöneticilik yapan müdürün primler vs. birlikte aylık gelirinin 14 bin TL’ye yakın olduğu belirtilmektedir.

TCDD, İzban’ın ortağıdır. Yapılan araştırmalara göre İzban’da, TCDD’nin işletim kuralları geçerli olmasına rağmen tren sürücüleri tüzük ve kanunlara aykırı olarak 12 saat doğru dürüst mola verilmeden ve haftalık izinleri gasbedilerek 750 TL maaşla çalıştırılmaktadır. Üstelik iş yeri kurallarına aykırı olmasına rağmen çift makinist yerine tek makinistle, güvenlik hız sınırını aşarak çalışmaları yönünde baskı görmektedirler. İstasyonlarda yeterli personel olmadığından istasyon amiri konumundaki istasyon operatörleri baskıyla istasyonda her türlü iş yaptırılarak, özellikle gişe görevlisi olmayan istasyonlarda gişe görevlisi yerine de çalıştırarak kölelik şartlarında çalışmaya itilmektedirler. Fazla mesai ücreti, 12 saati bulan çalışma süresine rağmen verilmemektedir. Ayrıca işe gelip gitmek için sadece 1 servis aracı tahsis edilmiş ve hareket saati sabah 03.00 olarak uygulanmıştır. Gidiş gelişlerde çalışanlar büyük bir çaba içerisine girmişlerdir.

Tüm bu baskı ve olumsuz çalışma koşulları emekçileri Demiryol-İş sendikasında örgütlenmeye zorlamıştır. Birkaç ay önce Demiryol-İş’te örgütlenilmiştir. Ancak özellikle Metro AŞ. Genel Müdürü liderliğinde sendikalaşmaya karşı baskılar artmıştır. Kanuni yolların yanında diğer baskı ve sindirme yöntemleri kullanılmıştır. Sosyal Demokrat kimliği altında siyaset yapan bir partinin belediyenin yönetiminde bulunduğu büyük bir şehrin en önemli hizmet alanında yani ulaşımda hizmet veren iki şirketinde üst yöneticilik yapan ve üstelik son derece değer verilen bir yöneticinin neden olduğu baskı ve sindirme politikaları ve buna izin verilmesi son derece düşündürücüdür.

www.evrensel.net