Bu demokraside haberler suç unsuru

Bu demokraside haberler suç unsuru

KCK basın davasının 7. duruşmasının 3. oturumu görülüyor. Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesinde bulunan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 3. oturum tutuksuz gazetecilerin savunmalarıyla devam etti.

Eda Yıldırım

KCK basın davasının 7. duruşmasının 3. oturumu görülüyor. Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesinde bulunan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 3. oturum tutuksuz gazetecilerin savunmalarıyla devam etti. Ana dili Zazaki’de savunma yapan DİHA Eski Muhabiri Murat Eroğlu, aylarca ana dilinde savunma yapmak için beklediklerini söyleyerek, “Mahkemelerde Kürtlerin ana dilleri Kürtlere yasaklanıyor. Bu yüzyılda dünyanın başka bir yerinde bunun bir benzeri  yoktur. Bu devletin ayıbıdır. Ancak şimdi de kendi dilimizde savunma yapmak için karşılığında bir bedel ödemek zorundayız. Bunu kabul etmiyorum ve protesto ediyorum” dedi. Kürt bir gazeteci olduğu için yargılandığını söyleyen Eroğlu, “Bu dava siyasi bir davadır. Devlet Kürt sorununu çözmüş olsaydı bizler bu mahkemelerde olmayacaktık. Eğer bu ülkeye demokrasi gelmiş olsaydı, demokrasi gelişmiş olsaydı ne gözaltılar ne de tutuklamalar olurdu. O zaman bu mahkemeler de kurulmazdı ve bizlerin yaptığı haberler de suç olmazdı” diye devam etti.

ÜLKEYE PASAPORTSUZ GİRDİ!

İddianamede 17 Ocak 2011 tarihinde yurtdışından Adana Havalimanına giriş yaptığı ve bunun üzerinden Kandil’deki üst düzey toplantıya katıldığı ileri sürülen Eroğlu, “Ben bugüne kadar hayatımda Adana’ya gitmedim  ve bahsedildiği gibi bir pasaporta sahip değilim. Bir pasaportum bile yokken nasıl oluyor da pasaportun seri numarası verilip yurt dışından Adana’ya giriş yapıldığım söyleniyor” diye tepki gösterdi. Eroğlu, beraatını talep etti.

BASIN KARTI SAHTE KİMLİK OLMUŞ!

DİHA Muhasebecisi  Pervin Yerlikaya da, örgüt üyesi olduğuna dair delil olarak telefon ve mail görüşmelerinin dosyaya konduğuna dikkat çekerek, “Bütün telefon görüşmeleri ve mailler mesleğimle ilgilidir. Bunun dışına çıkacak veya suç unsuru içerir hiçbir görüşmem yoktur” dedi. Yaptığı görüşmelerden örnek veren Yerlikaya, “Hewler şubemizde görev yapan Mazlum Özdemir basın kartının süresinin bittiğini bu yüzden yeni bir kart çıkartılıp gönderilmesini istemiş. Ayrıca büroda çalışan 3-4 tane muhabirimizin tanıtım kartlarının çıkartılmasını istiyor. Bu konuşma içerisinde yazarken ‘Kart’ kelimesi yerine ‘Kimlik’ kelimesi kullanılmıştır. İddia makamı bundan yola çıkarak sahte kimlik hazırladığımı iddia etmiştir” dedi. DİHA’nın 11 yıldır resmi olarak faaliyet gösteren ve denetlenen bir şirket olduğunu ve şu ana kadar hiçbir usulsüzlük cezası verilmediğini vurgulayan Yerlikaya, “Savcının bana yönelttiği suçlamalardan biriside abonelik ücretlerinin fahiş miktarlarda olduğudur. Ben burada savcı ve mahkeme heyetine soruyorum, haber ajansının abonelik ücretini savcılık mı belirliyor?” diye sordu.


‘ADALET İÇİN DURUYORUZ’

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Avrupa Gazeteciler Federasyonu Temsilcisi Patric Kamenka ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel izledi.

Duruşma öncesi Gazetecilere Özgürlük Platformunun çağrısıyla bir araya gelen gazeteciler mahkeme binası önünde adalet talebiyle ‘Duran insan’ eylemi yaptı. Eylemde “Tasmalı gazeteci olmayacağız”, “Özgür basın susmaz kalemler kırılmaz” dövizleri taşındı. 30 dakika süren eylemin ardından konuşan TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, bundan sonra gazetecilerin yargılandığı tüm davalarda ‘Duran insan’ eylemini  sürdüreceklerini söyledi.

Yargıya vicdan çağrısı yapan İpekçi, “Biz burada sessizce durarak, adaleti arayarak, yargının hukukun vicdanlarını etkilemeye teşebbüs ediyoruz. Bunda bir suç yok” dedi. İpekçi son olarak 5 Kasım Gazetecilik İçin Ayağa Kalk Günü’nde İstanbul’da sessiz bir yürüyüş gerçekleştireceklerini söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net