Kızgınlık ve kederini toprağa gömen şair

Kızgınlık ve kederini toprağa gömen şair

Kürt Yazarlar Derneği Eş Başkanı Mehmet Yılmaz, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Kürt Şair Arjen Arî anlattı.

Mehmet Yılmaz*

Ben Arjen Arî’yi yaklaşık on beş yıl önce tanıdım. Eğer son iki yılda bu kadar yakından tanımasaydım, hiç kuşkunuz olmasın, sizlere bambaşka bir Arjen Arî’den söz edecektim. Yasakların çokça olduğu toplumlarda insanları tanımak o kadar kolay değil. Çünkü toplumun baskıcı vesayeti kişiyi kendi gerçeğinden toplumun görmek istediği gerçeğe doğru zorlar. Kürdistan’da devletin inkarcı zihniyetinin baskı ve şiddetinin yanında bir de dini ve geleneksel kültürümüzün toplum üzerindeki vesayeti bireyi zindan içerisinde ayrı bir kodese tıkmakta. Bu zindanın demir korkuluklarını en fazla esneten nadir şahsiyetlerden biriydi Arjen Arî.

Hepimiz bir şekilde bu korkunç prangadan etkileniriz, gerçek duygu ve düşüncemizi az çok gizler, toplumun görmek istediği sahte yüzümüzü göstermeye çalışırız. Arjen Ari bu yönüyle hepimizden daha fazla cesurdu. Hepimizden daha fazla sözünü sakınmadan söyleme cesaretine sahipti. Onun için onu tanıyan birçok kişi Arjen Arî’yi kızgın, inatçı, agresif, hatta bencil bir kişi olarak görürdü. Doğrusu onu tanıdığım on beş yılın son iki yılı hariç ben de Arjen Arî’yi bu şekilde biliyordum. Ancak son iki yıl içinde tanıdığım Arjen Arî’nin hiç de böyle olmadığını gördüm.

Arjen Arî, insanlığın içinde bulunduğu durumu hak etmediğini düşünüyordu. Bundan dolayı acı çekiyordu. Yeryüzündeki açlık, sefalet; yaşanan savaşlara, adaletsizliklere karşı vicdanı sızlayan bir Kürt aydınıydı.

Arjen Arî’nin Kürt diliyle ilişkisi bir annenin evladıyla ilişkisine benziyordu. Bütün varlığını bu dile feda etmenin içgüdüsüyle hareket ediyordu. Onun için konu Kürt dili olunca rasyonel düşünmeyi bir tarafa bırakıp tamamen duygusal davranıyordu. Bu tutumundan dolayı zaman zaman onunla şiddetli tartışmalara girerdik. Dil konusunda aceleci, inatçı ve agresifti. Kürtlerin işini gücünü bırakıp dil meselesini haletmesi gerektiğini düşünüyordu. Dilin egemenlik ve pazarla ilişkisini görmeyecek kadar gözü kara biriydi. Arjen Arî’nin Kürt diline karşı bu hassasiyeti milliyetçi duygularından kaynaklanmıyordu. Sanırım en büyük neden Kürt diline yapılan haksızlığın ruhunda yarattığı travmaydı. Bu konu açılınca öfkelenip agresifleşiyordu. Bir annenin evladının yaralarını görüp öfkelenmesi gibi.

Arjen Arî’nin milliyetçiliği ezilen halkların milliyetçiliğiydi. Son dönemde Güney Kürdistan yönetimine karşı kızgınlığını dile getirmekten sakınmıyordu. İktidar erkine hep şüpheyle bakıyordu. Dar milliyetçilik anlayışından uzak durmaya çalışırdı. Yazı ve eserlerini Türkiye’deki gazete ve yayınevlerinde yayımlamaktan herhangi bir sakınca (ki bu konu Kürt entelejansında ciddi ciddi tartışılan bir konu) görmezdi.

Kürt diline karşı bu hassasiyetine rağmen Kürtlerin geri yaşam tarzına karşı çok acımasız eleştiride bulunabiliyordu. Kürtlerin kendi toprakları üzerindeki egemenlik sorunlarıyla beraber örf, adet ve geleneklerinden kaynaklanan ciddi sorunlarının da olduğunu düşünüyordu. Bunun için her zaman ilerici, aydın bir tavır içindeydi. Özellikle şiirlerinde bu konuları işleme cesaretini gösteren nadir Kürt yazarlardan biriydi.

Arjen Arî ömrü boyunca Kürt diline hayranlığı ve bu dil için verdiği emek karşılığında bazı yerlerde görünür olmasını istiyordu. Kürt dili ve edebiyatına verdiği emeğin bir karşılığı olması gerektiğini düşünüyordu. O bu karşılığı görmeyince zaman zaman sitem etmiyor değildi.

Unutmayalım, Arjen Arî siyasi düşüncelerinden dolayı karanlık güçlerin üç kurşununa hedef kalmış bir Kürt yazarıydı.

Arjen Arî’nin çok az kişi tarafından bilinen ve sır gibi sakladığı bir özelliği daha vardı. Yalnızlığı… Neden yalnızlığını bu kadar gizlemeye çalıştığını bir türlü anlayamadım. Bu onun en mahrem alanıydı ve hiç kimseyi bu alana sokmak istemiyordu. Ama ben o alana girdim. Arjen Arî’nin yalnızlık alanına girdiğimde bambaşka bir insanla karşılaştım. Sakin bir kişilik, emeği ile geçinmeyi onur sayan bir anlayış, kırılmış dökülmüş bir yaşam, gerçek dost bildiği insanlara yüreğini açan bir samimiyet, geçmişe kırgın, küskün bakan bir perspektif gördüm...  Kanımca Arjen Arî’nin arkadaş çevrelerinde fazla görünür olmayı tercih etmesinin altında yalnızlığını bir avantaja çevirmesinden tiksindiği için bunu hep gizlerdi. Güçlü bir iradeye sahipti, yargılarından emindi, inatçıydı. Gerektiğinde yalnız yaşamayı bilen bir insandı.

Özetle şunu söyleyebilirim; Arjen Arî uzaktan agresif, asabi, kendini beğenen biri olarak bilinirdi, ama özünde mütevazi, sakin, sade, dostuna dost, kendisine gösterilen sevgi ve saygıya birkaç katını ekleyerek karşılık veren biriydi.

Son söz: Arjen Arî’nin arkadaşlığına alışmak kolay değildi, ama alıştıktan sonra bırakmak imkansızdı. Son iki yılda onu görmediğim veya telefonla konuşmadığım günün sonunda, hep o günün bitmediğinin hissine kapılırdım.

* Kürt Yazarlar Derneği Eş Başkanı

www.evrensel.net