Kıdem tazminatı saldırısına yerellerden karşı çıkılmalı

Kıdem tazminatı saldırısına yerellerden karşı çıkılmalı

İzmir’deki sendika şube başkanları kıdem tazminatını Hayat Televizyonu için çekilen Haber Özel programında tartıştı.

‘Kıdem tazminatı kaldırılacak mı? Fona gelecek mi?’ tartışmaları devam ederken, hergün yeni bir taslak medyada yer buluyor. Bu tartışmaları Hayat Televizyonu için çekilen Haber Özel programında tartışan İzmir’deki şube başkanları, mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.

Sunuculuğunu BES İzmir Şube Başkanı Ramis Sağlam’ın yaptığı programda, ilk sözü alan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı İsmail Doğan, kıdem tazminatı tartışmalarının yapıldığı Çalışma Meclisini, “Çalışanlara Zulüm Meclisi” olarak tanımlarken, buradakilerin niyetlerinin işçilerin yararına bir iş yapmak olmadığını belirtti.

Doğan, “Tıpkı emeklilik yasasında olduğu gibi bizi çocuklarımızın geleceğini satmaya teşvik edecekler, ‘sizlerin tazminatlarınıza dokunmayacağız bu yasa sizden sonra işe başlayanları etkileyecek’ diyecekler. Sendikaların yönetimlerine, bürokrasiye karşı mücadele kolay değil ancak bu mücadeleyi kazanmak zorundayız” diye konuştu.

‘PRATİKTE YAPILAN BİR ŞEY YOK’

Deri-İş İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz, hükümetin kıdem tazminatını kaldırmakta ısrarlı olduğunu gösterdiğini belirterek, Türk-İş’in ise “kırmızı çizgimiz” dediğini, grev gerekçesi saydığını ancak pratikte bir icraatının bulunmadığını belirtti. Alagöz, “Bizler, taşeronda, inşaatlarda çalışanların da tazminatını alamamasına ilişkin çözüm aramalı, mücadele etmeliyiz” dedi.Alagöz, istihdam büroları ve ödünç işçiliğin artık sözün bittiği yer olduğunu söyledi.

Tek Gıda-İş Genel Başkan Danışmanı Gürsel Köse de sendikaları yönetenlerin, işçilerden alınan aidatlarla yaşayanların, kendilerine bir cennet yarattığını belirterek, “Sendika başkanları, konfederasyon yöneticileri onlarca yıl bu sendikalara çöreklenmiş, durumlarını korumak için hükümet ve patronlara ‘emret’ der durumdadır. Kıdem tazminatına ilişkin sendikalar olarak samimiysek tüm ülkede 15-16 Haziran direnişi gibi bir grev ve direniş hayata geçirmeliyiz” diye konuştu.

CANI YANANLAR YANYANA GELMELİ

BTS İzmir Şube Başkanı Bülent Çuhadar, kıdem tazminatının yalnız işçi sendikalarını ilgilendiriyormuş gibi tartışıldığını belirterek, “Kıdem tazminatının kaldırılması kamu emekçilerinin kazanımlarının yok edilmesi için de cesaret verecektir. O zaman bugünden işçi memur sendikası ayrımı yapmadan yan yana gelmek gereklidir” dedi. Kıdem tazminatı kaldırıldığında sendika bürokrasisinin canının yanmayacağını dile getiren Çuhadar, “O nedenle mücadeleyi canı yananlarla vereceğiz” dedi.

Tez Koop-İş İzmir Şube Başkanı Birol Aslanoğlu da, hükümetin ve sermayenin ne düşündüğü ve söylediğinden öte kendilerinin ne söylediğinin önemli olduğunu belirterek, “Gelinen yerde emekçiler içerisinde her türden dayanışma bağı çözülmüş aynı yerde çalışan işçileriz. Yanıbaşımızdaki taşeron işçilerinin sorunları ile ilgilenmiyoruz. Bizler ne yapıyoruz, İSB 1 yıldır ne yapıyor. Üyelerimiz bize bunu soracak” dedi. Aslanoğlu, “Genel merkezler şube başkanlarını, kendinin maaşlı elemanı, müdürleri haline getirdi. Şimdi hükümet, konfederasyon temsilcilerine genel müdür gözü ile bakıyor. Tabanda bulunan temsilcileri işçileri mücadeleye çekmeliyiz” diye konuştu.


İZMİR SENDİKALAR BİRLİĞİ NE OLDU?

23 Sendika şubesinin biraraya gelmesi ile oluşturulan İzmir Sendikalar Birliği’nin, UPS, Savranoğlu, Billur Tuz, Hugo Boss gibi direnişlerde önemli bir fonksiyonu olduğunu dile getiren sendikacılar, İSB’nin ortadan kalkmadığını ancak pasifleştiğini dile getirdiler.

İSB’nin devam ettiğini belirten Makum Alagöz, sendika genel başkanlarının ise İSB’den rahatsız olduğunu dile getirdi.

Sendikal Güç Birliği Platformu olarak genel başkanların İzmir’e hep birlikte gelip açıklamalar yaptığını hatırlatan Alagöz, “Sendikal bürokrasiye karşı mücadele sözü verdiler. Sonra Tez Koop-İş’te, Belediye-İş 6 Nolu şubede neler yaşandığını gördük. KESK bileşenleri bu birlikte yer almak istemedi. DİSK’te sorun çıkardılar. İSB için, EMEP’in projesi denildi, ne yaptığına bakmadılar” dedi.

Birol Aslanoğlu da, SGBP kurulduktan sonra, “Biz bir platform oluşturduk artık İSB’ye gerek yok” denilerek yerel mücadelenin önünün kesildiğine dikkat çekti.

Gürsel Köse de, İSB’nin ihtiyaçtan doğduğunu dile getirerek, “Yaşananlara müdahale etmek gerekiyordu. Türk-İş’te 6 şube zaten yan yanaydık ve yan yana gelenlerle adım attık. Sendikal harekete çok da olumlu etkisi oldu” dedi.

Bülent Çuhadar ise İSB’nin kuruluş aşamasında yeterince tartışma olmadığını belirterek, “Yerel mücadele birliklerine elbette karşı değiliz. Yaşanan sorunların aşılmasında en önemli çıkış yolunun bu olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Petrol-İş Aliağa Şube Mali Sekreteri Cemal Topçu da, İzmir’deki direnişlerde İSB içindeki bir sendika olarak her türlü desteği vermeye çalıştıklarını belirterek, Manisa’da devam eden Standart Profil direnişinde ise benzer bir dayanışmayı göremediklerini dile getirdi.

Tartışmanın sonucunda, önümüzdeki günlerde geniş bir toplantı çağrısı yapılarak, mücadeleye dair yapılacakların tartışılması, İSB’nin canlandırılması kararı alındı. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net