Umudun yolcuları bu taraftan...

Umudun yolcuları bu taraftan...

HDP Kongresi’ne geldiğinizde sizi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nun kapısında “Umuda Hoş geldin” pankartı karşılıyordu. HDK-HDP, Türkiye’nin mücadeleci dinamiklerinin güç birliğinin bugün vardığı noktayı ifade ediyor... Kongre başlamadan önce konuştuğum iki bilim insanından biri “Umutlu olmak istiyorum” derken diğeri “Başka seçenek yok” diyordu. “Umuda hoş gelgin” diye başlamıştık, öyle noktalayalım; Umudun yolcuları, bu taraftan…

Fatih Polat

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 3. Genel Kurulu önceki gün, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Büyük Kongresi de dün yapıldı.
HDK Genel Kurulunun sloganı “Umuda Yolculuk”tu ve HDP Kongresi’ne geldiğinizde de sizi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nun kapısında “Umuda Hoş geldin” pankartı karşılıyordu.
HDK-HDP, Türkiye’nin mücadeleci dinamiklerinin güç birliğinin bugün vardığı noktayı ifade ediyor. Daha öncesi de var ancak 2002’de gerçekleşen Emek, Barış, Demokrasi Bloğunu bugün HDP’ye gelinen sürecin kalkış noktası olarak görebiliriz. İnişli çıkışlı olarak 11 yılını dolduran bu mücadele ortaklığının geldiği aşamaya ilişkin bir cümlelik bir muhasebe yapılacaksa herhalde şu söylenebilir: Bu mücadele birliğinin 11 yıldır kendisini yeniden kurup halkın umudu olmaya aday bir güç olarak bugün önümüzde durması bu hareketin başarısıdır; bugün hâlâ “bu daha başlangıç” sloganını kullanıyor durumda olması ise bu hareketin kesintili ortak çalışmasının da yol açtığı zayıflığıdır.
HDK’nin 1. Genel Kurulu ile 2. Genel Kurulu arasındaki süreç, HDK’nin kendini kurma ve tanıtma süreciydi. 2. Genel Kurulunda ortaya konulan hedef ise “siyasal olanın toplumsallaştığı, toplumsal olanın da siyasallaştığı” bir sürecin başarılmasıydı. Bunun başarıldığını söyleyemiyoruz. Faaliyetini meclisler üzerinden örgütlemeyi karara bağlamış olan HDK, önceki günkü kongrede örgüt çalışmasına dair yapılan sunumlardan da anlaşıldığı gibi bu konuda zayıflıklar göstermişti. Bunun eş başkanların aşağıdan yukarıya, organlarda demokratik bir sürecin işletilerek belirlenmemesine kadar uzanan sonuçlar doğurduğu da tespitler arasında vurgulandı.
Henüz mücadele eden kesimler dışında, politikayla ilişkisini seçimlik olarak kuran halk yığınlarını kendi saflarında politika yapar hale getirememiş olmanın darlıklarıyla yüzleşmek zorundadır HDK ve HDP.
Kürt, Türk, Ermeni, Çerkez, Laz, Arap, Alevi, Süryani, LGBT bireyleri kapsayan bir çatıyı oluşturabilmiş olmak HDK ve HDP için çok kritik bir önemdedir. Siyasi partiler, bilim insanları, kadın örgütleri, gençler, sendika ve odaların temsilcileri, çevre örgütlerinin temsilcileri, burada sınıflandırırken birilerini ihmal edebileceğimiz kadar geniş bir temsil yapısı var HDK ve HDP’nin. Ama tüm bunlar, HDP’nin henüz halkların iktidar umudu olarak örgütlenmek bakımından eksikliklerini ortadan kaldırmıyor.
HDP Kongresi başlamadan önce salonda konuştuğum iki bilim insanından biri “Umutlu olmak istiyorum” derken diğeri de “Başka bir seçenek yok” diyordu. Tıklım tıklım dolan ve coşkunun hakim olduğu salonda açılış konuşmasını yapan Levent Tüzel, “HDP halklar için bir umut ve çözüm gücüdür. HDP halkların kucaklaşmasıdır” dedi. Sebahat Tuncel’in “Bizim mücadelemizi boğmak için bize önce çapulcu dediler, şimdi de marjinal. Bunların hepsi biziz” vurgusu önemliydi. Sırrı Süreyya Önder espirili konuşmasında yaptığı şu vurgu Gezi ile HDP arasındaki ilişki bakımından anlamlıydı: “Öfkelenince çok güzel olmuştunuz. Bir araya gelince daha da güzel oldunuz.” Aslında bu cümle HDK 3. Genel Kurulunda da Gezi’ye katılım konusundaki eksikliklerle birlikte tartışılan ve HDK’nin kendini yenileyeceği adresi de içinde barındıran bir formülasyon olarak da okunabilir.
HDP’nin 1. Büyük Kongresinde, Denizlere, Mahirlere yapılan vurgular ve Sebahat Tuncel’in kürsüden dile getirdiği “Önce çapulcu olduk, şimdi marjinal. Buradan diyoruz ki, hepsi biziz. Hem çapulcu, hem de marjinal” sözleri ile Ertuğrul Kürkçü’nün, “Sevgili yoldaşım Abdullah Öcalan’ın da söylediği gibi, sosyalizmde ısrar insanda ısrardır” sözleri, içindeki sosyalistler nedeniyle HDP’ye marjinal diyenlere kapak oldu (!)
“Umuda hoş geldin” diye başlamıştık, öyle noktalayalım: Umudun yolcuları, bu taraftan…

www.evrensel.net