27 Ekim 2013 06:00

Kadın Emeği Platformu mücadeleye çağırıyor

Hak olarak sunulan kısmi zamanlı çalışma, kadınları esnek, yarı zamanlı, evden, çağrıya bağlı çalışmalara yönlendirmeyi amaçlıyor. Mevcut güvenceli çalışma alanlarını yok etmek üzerine kurulu bir sistem. Kısmi zamanlı çalıştığınızda zaten sendikalı olma, sosyal haklardan yararlanma gibi bir durum söz konusu olamaz.

Paylaş

Gülşah İmrek / Duygu Ayber

Çok tartışılan Kadın İstihdam Paketi’nin kasım ayında Meclise taşınıp yasalaşması planlanıyor. Hükümet cenahı, kısa süreli çalışma düzenlemis ve doğum izinlerinin artırılmasıyla birlikte çalışan kadınların yaşamının kolaylaşacağını iddia ediyor. Sendikaların kadın komisyonları ve kadın örgütleri ise paketin kadınları güvencesiz, esnek çalışma koşullarına itip kamusal alandan uzaklaştıracağını öngörüyor. Peki “müjde” diye duyurulan paket gerçekte neyi amaçlıyor? Kadınların hayatında neye karşılık geliyor? Kadınlar kendi emeği üzerinde sürdürülen politikalara karşı nasıl bir mücadele hattı örmeli? Petrol-İş Sendikası Kadın dergisinin editörü ve geçtiğimiz günlerde kurulan Kadın Emeği Platformu Üyesi Necla Akgökçe ile konuştuk.

Kadın İstihdamı Paketi’nin genel hatları ne? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizler “Kadın İstihdamı Paketi” denilen şeyin içeriğine dair herhangi bir bilgiye sahip değiliz aslında. Sadece hükümet yanlısı medyadan sızan bir takım bilgiler var. AKP hükümeti her zaman yaptığını, bu paketi duyururken de yaptı. Sızma haberler yoluyla kadınların zaten mevcut olan bir takım haklarını “Hak ve özgürlükleri genişletiyoruz” şeklinde propaganda etti. “Hükümet yemiyor, içmiyor, çok çalışıyor” şeklinde duyuruluyor, ancak kadınların lehine gelişmeler olsaydı bir şekilde bundan haberdar olmamız gerekirdi. Bu meselenin muhatapları, sendikaların kadın istihdamı ile uğraşan örgütleridir. Çünkü bu alanda ne tür aksaklıklar var? Kadınlar neler yaşıyor? Bunların yanıtını biliyoruz. Bizim için yapıldığı iddia edilen paketten, kadın örgütlerinin herhangi bir biçimde haberi yok. Böyle bir paket nasıl bizim lehimize olur, o ayrı bir mesele!
Paketin en can alıcı, kadınlara “Müjde, çalışan kadına yeni haklar geliyor” diye duyurdukları bölümlerine baktığımızda, işin gerçeğini görüyoruz aslında. Örneğin doğuran kadına maaş müjdesi. Çalışan kadınların 16 hafta olan doğum izni 24 haftaya çıkarıldı. Biliyorsunuz işverenler de tepki gösterince doğum izni hemen 18 haftaya indirildi. Buna bağlı olarak doğum yapan kadına yarı zamanlı çalışma izni geliyor.

BİZİM PARAMIZLA BİZE ‘MÜJDE’ VERİYORLAR

Yarı zamanlı çalışma izni ne anlama geliyor?
Yarı zamanlı çalışma izni diye bir şey olmaz zaten. “Kamuda yarı zamanlı çalışacaksınız, çocuğu doğurduktan sonra geri kalan maaşınızı devlet ödeyecek” deniliyor. Kadınlar da bunu olumlu bir gelişme olarak görüyor tabii. Oysa kadın kısmi zamanlı çalıştığında maaşının eksik kalan kısmı birinci çocuk için 2 ay, ikinci çocuk için 4 ay ve üçüncü çocuk için 6 ay ödenecek. Peki bu işin finansmanı nereden sağlanacak? İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken paralardan, yani doğrudan doğruya bizim cebimizden karşılanacak. Bizim ödediğimiz parayı, bize geri ödeyecekler aslında.
İşsizlik maaşı prime göre belirlenecek, yani artık 1500 TL olacak deniliyor. Prime göre ödenecek demek, ‘Siz daha fazla prim verirseniz, işsizlik paranız daha fazla olacak’ demektir. Kısmi zamanlı çalışmanın korkunç yanları var. Kadınları adeta geleceksizleştiriyorlar. Sendikalar ve kadın örgütleri olarak bu paketin bütün maddelerini deşifre etmemiz gerekiyor.

Kadının hayatında nasıl bir etkisi olur kısmi süreli çalışmanın?
Bu ilk etapta hamile kadınlar için getirilen bir düzenleme gibi gözüküyor. Ama kamu alanında kadınlar 4 saat çalışacak deniyor. Türkiye’de kadın istihdamının durumuna baktığınızda yüzde 36 gibi bir orana tekabül ediyor bu. Kadın istihdamı genel anlamda Türkiye’de düşük, ama en yüksek olduğu alan kamusal  alan. Hak olarak sunulan kısmi zamanlı çalışma, kadınları esnek, yarı zamanlı, evden, çağrıya bağlı çalışmalara yönlendirmeyi amaçlıyor. Mevcut güvenceli çalışma alanlarını yok etmek üzerine kurulu bir sistem. Kısmi zamanlı çalıştığınızda zaten sendikalı olma, sosyal haklardan yararlanma gibi bir durum söz konusu olamaz.

KISA VADELİ DÜŞÜNÜRSEK ALDANIRIZ

Kadınlara cazip gelir mi sizce bu çalışma biçimi?
Bazı kadınlar ilk adımda çocuğuna da bakabileceğini düşünerek aldanabilir. Ama uzun vadeli düşündüğünde, geleceğini göz önüne aldığında Türkiye’de prim esaslı bir sigorta sistemi var. Kadınların büyük bir bölümü böyle çalışırsa emekli olamayacaklar. Çalışsalar bile kocalarının sağlık sigortasına, emekli maaşlarına mecbur kalacaklar. Bu aynı zamanda kadınların ev içindeki konumunu daha da ikincilleştirecek, cinsiyetler arası uçurumu körükleyecek. Türkiye’de yoğun bir genç işsizler ordusu var. Devlet yetkilileri bu rakamları açıklamıyor ama özellikle krizden sonra bu rakam her geçen gün arttı. Nispeten güvenceli, sendikalı ve 8 saatlik iş günü olan çalışma alanlarından kadınları silmek istiyorlar. Bu bir operasyon da diyebiliriz.

AKP’nin kadın emeğine bakışını ve bu paketi düşündüğümüzde nasıl bir tablo çıkıyor karşımıza?
Muhafazakar ve neoliberal bir iktidarın kadın emeğine bakışı AKP hükümetinde vücut buluyor. Düzenli, sürekli ve güvenceli işlerden kadınları sürmek istiyorlar. Bir de Özel İstihdam Büroları vasıtasıyla geçici iş sözleşmeleri diye bir şey ortaya çıktı. İşverenler uzun süredir bunun üzerinde çalışıyordu. Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu, ocak ayında bir “geçici iş” semineri düzenledi. Geçici iş tanımlamasını da iş gücü piyasalarının en kırılgan yüzü olan kadınlar ve gebe kadınlar üzerinden yaptılar. Kadınlardan başlayıp, istihdam modelini değiştirmeye çalışıyorlar. Türkiye uluslararası arenada kadın istihdamı sıralamasında çok gerilerde. Dolayısıyla bunu işsizliği önlemek veya kadın istihdamını artırmak için değil, işsizlik rakamlarını düşük göstermek için yapıyorlar. Pek çok Batı Avrupa ülkesinde olduğu gibi...


UYGULANAN POLİTİKANIN ŞECERESİNE BAKMAK LAZIM

Peki bu pakette hiç mi iyi bir şey yok? Örneğin kamu kurumlarında kreşler açılacak deniyor...
Kamu kurumlarına kreş zorunluluğu getiriyor. Fakat hükümetin şimdiye kadarki icraatlarına şöyle bir baktığımızda buna güvenemiyoruz. Çünkü kamu kurumlarına ait kreşleri kapatmış bir hükümet AKP Hükümeti. Önceki uygulamalara bakarak bu paketi değerlendirmemiz lazım. Burada aynı zamanda OSB’ler başta olmak üzere özel bir takım işletmelere de kreş teşviki geliyor. Bana kalırsa kamu kurumlarında kreş zorunluluğu değil, özel işyerlerinde kreş teşviki daha dikkat çekici bir nokta. Çünkü özel sektörü bu zorunluluktan kurtarıyor, oralarda denetleme olmayacağı anlamına geliyor, patronların inisiyatifine bırakılıyor. 

Çalışan annelere işe dönüş garantisi verilecek deniyor bir de...

Bu iyi bir şey elbette, ama samimi değiller. Çünkü ILO’nun 183 sayılı “Anneliği Koruma Sözleşmesi” var. Bu hükümet 10 senedir iktidarda olmasına rağmen bu sözleşmeyi imzalamadı. ILO 183 Anneliği Koruma Sözleşmesi şunu söylüyor: Kadınlar doğum izni ve ücretsiz iznini kullandıktan sonra işe döndüklerinde kendi işlerinde ya da benzer koşullarda başka bir işte istihdam edileceğinin garantisi sağlanır. Dolayısıyla getirilen uygulama bunun gerisinde olacaktır.


ÜÇ İŞ YAPAN KADINLAR BİLE EMEKLİ OLAMIYOR

Peki kısmi süreli çalışma bakımından diğer ülkelerde durum nasıl? Uygulamaların sonuçları ne?
Almanya, Avusturya ve İsveç’te kısmi süreli çalışma biçimi, kadın istihdamı biçimi olarak görülüyor.  Avrupa’da kriz sonrası kaostan kurtulmanın bir çaresi olarak “Avrupa Birliği İş Yaşamı İle Ev Yaşamını Uyumlulaştırma Projesi” ortaya atıldı. Bu proje kadınların yarı zamanlı çalışmasını öngörüyor. Aslında Türkiye’de de bunun adımları atılıyor. Ama Avrupa’da sendikalar bu uygulamayı eleştiriyor. Alman Sendikalar Birliği bu konuda bir rapor yayımladı. Raporda özel istihdam büroları üzerinden çalışan bir kadının üç işi birden yaptığı halde emekli olamadığı, kadınların çalıştığı yerlerde yükselemediği ve bu yüzden iş gücü piyasalarındaki cinsiyetçiliğin derinleştiği tespit ediliyor.


KADINLAR SÖZ VE EYLEM BİRLİĞİ İÇİN PLATFORM OLUŞTURDU

Kasım ayının sonuna kadar Meclisten çıkarılması planlanan Kadın İstihdamı Paketi’ne karşı, kadınların eylem ve söz birliğini oluşturmak üzere Kadın Emeği Platformu kuruldu. İstanbul’da DİSK, KESK ve TTB’nin çağrısıyla yapılan toplantılarda, kurulan platformda sendikaların yanı sıra İMECE Kadın Sendikası, KEİG, Eşitiz Grubu, SFK, HDK Kadın Meclisi, CHP, ÖDP, BDP ve EMEP’li kadınlar da yer alıyor.

Emek piyasalarının neoliberal ve muhafazakar politikalara bağlı olarak esnekleştirilip güvencesizleştirilmesine karşı ortak mücadele hattı oluşturmak, hükümetin kadınların ücretli, ücretsiz emeğine yönelttiği her türlü saldırıyı deşifre edip ortak politikalar geliştirmek üzere kurulan Kadın Emeği Platformunun ilk kararı 2 Kasım’da İstanbul’da bir forum düzenlemek oldu. Özellikle işyerlerinden geniş katılımın amaçlandığı forumda, hem kadın istihdamı yasa tasarısı tartışılacak hem de tasarıya karşı bir eylem takvimi çıkarılacak. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

84 esneklik 1 sendika

SONRAKİ HABER

"Çocuklarımın yüzüne bakabilmek istiyorum"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa