Seçim öncesinde hedef şaşırtma ve yönlendirme çabası...

Seçim öncesinde hedef şaşırtma ve yönlendirme çabası...

Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 18 yıl geçti. 18. yıldönümünde katliamı kınama, yaşamını kaybeden canları anma etkinlikleri için hazırlıklar sürerken, daha önce Star ve Zaman, önceki gün ve dün de Sabah Gazetesi, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in talimatları doğrultusun

‘SUÇLAYICI SORULAR’

2009 yılında özel yetkili Erzurum Savcılığı bir soruşturma başlattı. Gizli yürütülen bu soruşturma doğrultusunda dönemin PSAKD yöneticilerine de başvuruldu, ancak sorulan sorularla daha çok kendileri ve örgütleri suçlu gösterilmeye çalışıldı.
Bu soruların yöneltildiği kişilerden biri de dönemin PSAKD Genel Başkanı Murtaza Demir. Demir, emniyet amiri ve komiser olduğunu söyleyen iki kişinin o döneme ilişkin sorular yönelttiğini ve özellikle “Sivas’taki etkinlik kararını kim önerdi, askerlerle ilişkisi var mıydı? Kimlerle görüşüyordu? Aziz Nesin’i niye ısrarla davet ettiniz” gibi sorular üzerinde durulduğuna dikkat çekti.

‘HEDEF ŞAŞIRTMA ÇABASI’

Sabah Gazetesi’nin ‘haber’ini, “Her aklı başında olanın tahmin edebileceği gibi bir dezenformasyon, yönlendirme, hedef şaşırtma çabası” diye nitelendiren Demir, bununla bir taşla iki kuş vurmanın amaçlandığını söyledi. Şeriatçı kalkışmanın sorumluluğunun başka örgütlere, ideolojilere yöneltilmek, böylece şeriatçıları aklamak istediklerini belirten Demir, “bakın Sivas katliamının ardından PKK, PSAKD, İşçi Partisi, Aziz Nesin çıktı” diye göstermek istediklerini söyledi.

Diğer amacın da AKP Hükümeti’nin Alevilere “sıcak baktığı” mesajını vermek olduğunu kaydeden Demir, “Bu hükümet ‘Alevilere karşı temiz duygulara sahip, Sivas Katliamı dosyasını da yeniden açtı, Alevilere de sıcak bakıyor’ imajı yaratılmak isteniyor” dedi.

‘SAVCILAR HÜKÜMET İÇİN ÇALIŞIYOR’

Demir, “Ama asıl sorgulanması gereken, savcıların hükümet lehinde bir şeyler yaratma çabaları. 2009’da başlamış bir olay ne iki ay önce, ne seçimden sonra, tam da seçimlere 10-13 gün kala haber yapılıyor” dedi. “Gizli tanık” olayına da dikkat çeken Demir, “Böylesi kritik, devleti yönetenlerin çıkma ihtimali olan katliamlarda failler hep gizli tanığa dayandırılıyor.

Burada dört şüphelinin ölü olması ayrıca dikkat çekici. Orada 10 bin kişi vardı, onların içerisinde alkışlayan, ‘yak’ diye bağıran, benzin bidonu getiren, çakmağı çakan, otele tırmanıp oteli yakan var. Belli fotoğraflarda hepsi. Bu on bin kişi içerisinde her ne hikmetse 4 PKK’li varmış onu çıkarıyorlar” değerlendirmesini yaptı. Demir, “o zaman iktidarda Demirel, Çiller, Mehmet Ağar, Mehmet Gazioğlu, Sivas Valisi Karabilgin… Bunlar hiç sorgulandı mı? Sorgulanmadı çünkü sorgulansa arkasında kendilerine yakın irade çıkacaktı. Halkı aptal, enayi yerine koymaya çalışıyorlar” diye konuştu.

‘KATLİAMIN GERÇEK YÜZÜ AYDINLATILMADI’

Sivas Katliamı avukatlarından, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski Genel Sekreteri Kazım Genç, “Sivas Madımak Katliamı bir yerlerde kurgulandı ve Sivas’ta taşeronlar üzerinden sahnelendi. Çünkü Sivas’ta ona uygun ortam da yaratılmıştı” diyerek, katliamın gerçek yüzünün hâlâ aydınlatılmadığına dikkat çekti.

Katliamı devletin içinden hangi birimin yaptığını kendilerinin elbette bilemeyeceğini belirten Genç, “Ancak çok basit bir devlet olgusu, hukuk kuralı vardır, devlet bir bütündür. Hakkari’de mal müdürünün yaptığı bir hukuka aykırılıktan da Edirne’deki gümrük müdürünün yaptığı bir haksızlıktan da Hükümet sorumludur. Yani bunu asker yaptı, MİT yaptı, polisin şu birimi yaptı, kontrgerilla yaptı deyip devletin sorumluluğunu görmezden gelmenin olanağı yok. Burada devletin bir sorumluluğu olduğu çok açık” diye konuştu.

2009’un Ocak ayında ABF Başkanı Ali Balkız ve kendisi hakkında “Alevi örgütü yöneticilerine suikast yapılacak, bu suikast planı İbrahim Şahin’in bilgisayarından çıktı” haberleri üzerine, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’le görüşüp, ifade verdikten sonra, Sivas Katliamı’nın da araştırılmasını ve organize edenlerin yargı önüne çıkarılmasını istediklerini hatırlattı.
Genç, “Tabii ki biz katliamın aydınlanması için her türlü desteği veririz. Bunun arkasında kimin çıkacağı bizi ilgilendirmiyor, arkasında kim varsa hukukun önüne çıkarılsın” dedi.

‘ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜ’

Zaman, Star ve son olarak Sabah gazetelerinde çıkan haberlerin çok düşündürücü olduğunu kaydeden Genç, “Soruşturmanın gizliliğine” dikkat çekti. İkinci dikkat çekici noktanın da genel seçimlere iki haftadan az bir süre kala böyle bir haberin verilmesi olduğunun altını çizen Genç, “işte Alevileri katledenler için de PKK’lılar da vardı” denilerek, kafa, düşünce bulanıklığı yaratılmak istendiğini söyledi. “Acaba oradan kendi ideolojimize ne katkı sağlarız” yaklaşımına da dikkat çeken Genç, “Çok dilli, çok kültürlü bir inancın, felsefenin sahibi Alevi toplumunun büyük bir kısmının oradan koparılmaya çalışılması gibi bir düşünce de var” dedi. Genç, bunun sürmesi durumunda kanla siyaset yürümeye başlayacağının, bunun da kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

Genç, “Madımak katliamı tüm yönleriyle araştırılsın, gizli noktası kalmasın, maşaların yanında gerçek sorumlular da yakalansın, yargılansın, cezalandırılsın istiyoruz. Ama zihin bulanıklığı yaratılmadan, siyaset konusu yapılmadan. Sivas şehitlerimizi hiç kimse siyaset malzemesi yapmasın” dedi.

SORUŞTURMA GİZLİ TANIK GİZLİ

Sabah Gazetesi’nin “haberi”nde 2009 yılından bu yana sürdürülen gizli soruşturma ve gizli tanığa dayanılarak, “Madımak Katliamı’nda PKK izine rastlandı” diye kesin bir ifade yer aldı.
Henüz süren ve gizli olması gereken soruşturmaya dayandırılan haberdeki “PKK izine rastlandı” denilerek kesin bir ifadenin kullanılması, yandaşlık adına gazeteciliğin geldiği noktayı ortaya koyması bakımından da dikkat çekici. (Ankara/EVRENSEL)


MADIMAK KATLiAMI

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerini 1993’te Banaz yerine Sivas’ta yapma kararı almıştı. Kültür Bakanlığı ve Sivas Valiliği’nin desteğiyle yapılan etkinlik için ülkenin dört bir yanından Sivas’a giden birçok aydın, sanatçı, semahçı, yazar ve şair, dönemin Refah Partili Belediyesi’nin de desteğiyle toplanan güruh tarafından yakılarak katledilmişti. 33’ü etkinlik için giden, 2’si otel görevlisi 35 can otelde yakılarak öldürülmüş, dışarıdaki saldırganlardan da iki kişi ölmüştü. Yıllarca süren dava sonucu 33 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmıştı. Sanıkların birçoğu da AKP’li belediyeler tarafından korunup, kollanmış yıllarca saklanmıştı. Gelinen noktada dava sonuçlanmış olup, hükümlülerin önceki koalisyon hükümeti döneminde çıkarılan “topluma kazandırma yasasından” yararlanmak için yaptıkları başvurulara ilişkin olarak dava sürüyor.

ALEVİLER HEP ‘GERÇEKLER AYDINLATILSIN’ DEDİ

Katliamdan sonra Aleviler ve örgütleri, ceza alanların sadece “maşa” olduğunu, gerçek sorumluların açığa çıkarılması gerektiğini söylediler. Alevilerin Sivas’a gittikleri günden başlayarak Sivas’ta yerel gazetelerin attıkları manşetlere, belediyenin, asker ve polisin rolüne, Sivas dışından getirilerek Sivas’ta kıyıma hazırlanan gruplara dikkat çekilmesi ve bunların aydınlatılması talepleri yerine getirilmedi, soruları yanıtsız bırakıldı.

(YARIN: Hukuk hiç bu kadar siyasileşmedi)

www.evrensel.net