İstanbul Modern’de var bir seçki

İstanbul Modern’de var bir seçki

İstanbul Modern Sinema, Goethe-Institut Istanbul iş birliğiyle Alman Yönetmen ve Yapımcı Hartmut Bitomsky’yi ve Norveç Büyükelçiliği iş birliğiyle İskandinav sinemasının sevilen yönetmenlerinden biri olan Bent Hamer’i İstanbul’a getiriyor. Hartmut Bitomsky 24 Ekim Perşembe günü 19.00’da, Bent Hamer ise 31 Ekim Perşembe günü 19.00’da İstanbul Modern Sinema’da izleyicilerle buluşacak.

ÜÇ ÖDÜLLÜ BELGESEL

24-26 Ekim arasında Hartmut Bitomsky’nin çeşitli festivallerden ödüllerle dönmüş üç belgeseli, yönetmenin katılımıyla izleyicilerle buluşacak. Program kapsamında gösterilecek olan filmlerden ikisi, yönetmenin 1980’lerde yaptığı “Üçüncü Reich Otobanları” (Reichsautobahn) ve “Almanya’dan Kareler” (Deutschlandbilder). Seçkideki üçüncü film ise ilk gösterimi 2007 Venedik Film Festivali’nde yapılan “Toz” (Staub). Hartmut Bitomsky 24 Ekim Perşembe günü, üç filminin gösteriminin ardından saat 19.00’da İstanbul Modern Sinema’da izleyicilerle sohbet edecek.

BUKOWSKI’NİN FACTOTUM’U DA VAR

Etkinlik kapsamında ikinci konuk olan Bent Hamer’le buluşma da 31 Ekim-3 Kasım 2013  tarihleri arasında gerçekleşecek. Programda melankolik komedi tarzında, karanlık ve ama sıcak filmleriyle tanınan yönetmenin Norveç yapımı “Mutfak Hikayeleri”, “Yumurtalar”, “Güneşli Bir Gün”, “O’Horten” ve “Yeni Yıl” filmleriyle, Amerikan yeraltı edebiyatının ünlü ismi Charles Bukowski’nin aynı adlı romanından uyarlanan ve başrolünde Matt Dillon’ın oynadığı, ABD yapımı “Factotum” da yer alıyor.

31 Ekim Perşembe günü saat 19.00’da İstanbul Modern Sinema’da Bent Hamer ve Norveçli Yazar Levi Henriksen’in katılacağı, Müge Turan’ın moderatörlüğünü üstleneceği bir söyleşi gerçekleşecek. Henriksen, Hamer’in 2010 yapımı filmi “Yeni Yıl”ın uyarlandığı “Bare Mjuke Pakker Under Treet” adlı öykü kitabını yazmıştı.


Hartmut Bitomsky filmleri

Üçüncü Reich Otobanları (Reichsautobahn), 1986
Batı Almanya, 35mm, 91’, Siyah-Beyaz, Almanca
Bitomsky, Almanya İmgeleri’ni çekerken incelediği Nazi rejimi tarafından üretilen film malzemesi arasında otobanların planlanması ve inşasıyla ilgili de pek çok görüntüye rastlamıştı. Belgeselinde bu arşiv malzemesini ele alarak otobanların gelişme ve modernite sembolü olarak nasıl stilize edildiklerini gösteriyor. Otobanlar bugün artık gündelik hayatın bir parçası olabilir, ama o zamanlar medya aracılığıyla ‘yaşam damarı otoban’ miti yaratılmış ve  altyapı unsurundan ziyade bir prestij ve sanat objesi olarak sunulmuştu.


Toz (Staub), 2007

Almanya, 35mm, 90’, Renkli, Almanca
Bitomsky’nin ilk gösterimi 2007 Venedik Film Festivali’nde yapılan Toz’un konusu, toz. Toz’un çapı bir milimetrenin onda biri kadar ve o, hiç kimsenin hayatına girmesini istemediği bir madde. Ama toz her yerde, ortadan kaldırılması hiç kolay değil. Yalnızca kir olarak tanımlamak da yeterli değil. Ona karşı verilen tüm mücadeleye rağmen hep geri gelir, hem de tam artık gitti dendiği anda geri dönmeye başlar. Toz, üzerine bir film çekilebilecek, çıplak gözle görülmesi mümkün en küçük obje. Belgesel ‘toz’a derinlemesine bakarken, onunla uğraşıp duran temizlik ekipleri, bilim insanları, sanatçılar ve sanayi temsilcilerine de söz veriyor.


Bent Hamer filmleri

Yumurtalar, 1995
Norveç, 86’, Norveççe
Oyuncular: Sverre Hansen, Kjell Stormoen, Leif Andree
Mo ve Pa, 70’lerinde sakin ve tekdüze bir hayat süren iki erkek kardeştir. Bu sakin hayatları Pa’nın bedensel engelli yetişkin oğlu Konrad’ın gelişiyle değişir. Uzun yıllar bu gerçeği bilmeden yaşamış olan Pa, hayatına oğlunun girmesi ile onunla nasıl ilişki kuracağını bilemez. Konrad yanında devamlı yumurta dolu bir kutu taşır. Konrad’ın kıskanç ve tuhaf yapısı her iki kardeşin yaşamında yeniliklere yol açar. Bu ilk filmiyle Hamer, insan doğasının ironik ve detaylı bir incelemesini sunuyor.

Mutfak Hikayeleri

(Salmer fra Kjokkenet), 2003
Norveç-İsveç, 95’, Norveççe-İsveççe
Oyuncular: Joachim Calmeyer, Tomas Norström, Reine Brynolfsson
Hamer, Mutfak Hikayeleri’nde bilimin soğuk yapısı ve insan ilişkileri arasındaki çelişkiyi mizahi bir şekilde işliyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle İsveç Ev Araştırma Enstitüsü, emek ve paradan tasarruf etmeyi sağlayacak çok işlevli mutfak tasarımları imal etmenin gerekliliğine inanır. Bu nedenle çalışanlarından Folke Nilsson’ı daha etkin tasarımlar üretebilmesi için Norveçli dul erkek İsak’ın mutfak alışkanlıklarını izlemek için görevlendirir. İsak kendini dış dünyadan soyutlamış inatçı bir çiftçidir. Folke görev gereği gözlemlediği adamla konuşmamalı ve yemek yaparken ona yardım etmemelidir.  Araştırma görevini büyük bir istekle yapan Folke’un mutfağına yerleştiği İsak ile arasında beklenmedik, hoş bir diyalog başlar.  (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net