23 Ekim 2013 06:00

Kapılar artık tokmaksız

Ermeni veya Rum demir ustalarının hünerli ellerinden çıkan tokmaklar eski evlerin en önemli aksesuarlarındandı. Bazen bir sert yumruk, topuz, bazen de ince narin bir halka..

Kapılar artık tokmaksız
Paylaş

Ermeni veya Rum demir ustalarının hünerli ellerinden çıkan tokmaklar eski evlerin en önemli aksesuarlarındandı. Bazen bir sert yumruk, topuz, bazen de ince narin bir halka..
Günümüzde yerini çeşit çeşit kuş sesli zillerin aldığı kapı tokmakları ev sahiplerinin zevkini yansıtmanın yanı sıra tokmağa vuranın da kimliğini, ne maksatla geldiğini de yansıtırdı. Eğer gelen erkekse büyük tokmağa vurur, kadın ise ince narin halkayı vururdu. Gelenin kimliğine göre içeriden kapıyı açan çıkardı.

Ama ne yazık ki Muğla’daki yaklaşık 150 yıllık tarihi evlerin kapılarındaki,  dövme demirden, her biri sanat eseri sayılabilecek tokmaklarının sıyıları giderek azalmaya başladı. Çalınan tokmakların antikacılara satılmış olabileceği ileri sürüldü.

Mimar Ertuğrul Aladağ, ilgi duyduğu için araştırma yaptığı tokmakların sayılarının hızla azalmasının üzüntü verici olduğunu belirtti. ‘Eski Muğla’ diye anılan bölgede yaklaşık 4 bin 400 tarihi ev bulunduğunu, bunların 400’ünün tescilli olduğunu ve çoğunda insanların yaşadığını belirten Aladağ,  “Muğla’nın tarihi kapı tokmakları, temsil ettikleri koca bir kültür ve yaşam biçimiyle beraber yok olmak üzere. Bir şekilde bunun önüne geçilmesi gerekir. Çalınan tokmaklar antikacılara satılmış olabilir”dedi.

KİMDİR OOOOOO?

Tokmaklar eski evlerin en önemli aksesuarlarındandı. Tokmaklar fonksiyonel işlevlerinin yanında sanat eseri özelliği de taşıyordu. Her evin tokmağının farklı olması çıkardığı sesi de farklı kılıyordu. Tarihi evlerde yaşıyan aile fertlerinden her biri tokmakları farklı şekilde çalıyordu. Evdeki de kimin geldiğini anlıyordu. Örneğin evin beyi geldiğinde tokmağı iki kez, çocuklar hızlı ve sert aralıklarla, misafirler ise daha yavaş çalardı. Evler birbirine yakın olduğu için hangi evin tokmağının çalındığı tınısından belli olurdu. Ev sahibi, kısa bir süre için bir yere gittiyse tokmağın üzerine kısa, uzun süre dönmeyecekse uzunca bir ip asardı. Yatıya gittiyse, kalın bir ip asar ve düğüm atardı. Gelen misafirler de ipe bakarak ne zaman döneceği hakkında bilgi sahibi olurdu. (MUĞLA)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

5.4 metrelik kağıt balığı bulundu

SONRAKİ HABER

Kısa film iyi gider

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa