Lübnan ve Türkiye’deki bayramın arkasında Katar ve Filistin var

Lübnan ve Türkiye’deki bayramın arkasında Katar ve Filistin var

Uzun bir bekleyişten sonra kaçırılan pilotlar ve Lübnanlı hacılar nihayet serbest bırakıldı. Cumartesi gecesi pilotların Lübnan’a ait bir helikopter ile Lübnan’ın Riyak şehrinden Beyrut’a getirilmeleri, hacıların ise İstanbul’dan Katar’a ait bir uçakla Beyrut’a uçmaları ile beklenen gelişme gerçekleşmiş oldu.

Ali Karataş / Yusuf Ertaş

Uzun bir bekleyişten sonra kaçırılan pilotlar ve Lübnanlı hacılar nihayet serbest bırakıldı. Cumartesi gecesi pilotların Lübnan’a ait bir helikopter ile Lübnan’ın Riyak şehrinden Beyrut’a getirilmeleri, hacıların ise İstanbul’dan Katar’a ait bir uçakla Beyrut’a uçmaları ile beklenen gelişme gerçekleşmiş oldu.

Lübnan televizyonları kaçırılan pilotların ve rehin alınan hacıların serbest bırakılmasını dikkatle izledi. Bütün Lübnanlıların gözü kulağı dakika dakika yayınlanan haberlerdeydi. Serbest bırakılan hacıları ve pilotları karşılamak üzere Emel hareketine yakınlığı ile bilinen Lübnan Dışişleri Bakanı Adnan Mansur, Başbakan Necip Mikati’nin görevlendirdiği ve Cumhurbaşkanlığı kontenjanından bakanı seçilen Mervan Şerbil, Sağlık Bakanı Ali Hasan Halil havaalanında hazır bulundu.  Hizbullah’ın etkili olduğu güney Beyrut’ta gece boyu kutlamalar devam etti. Doğal olarak Lübnan hacıları ile ilgili haber ve yorumlar daha ağırlıktaydı. Lübnan’da İngilizce yayınlanan The Daily Star bu gelişmenin Katar’ın arabuluculuk çabaları sonucu olduğunu yazdı. Bu haberlerin Katar’ın eksen değiştirdiği yorumlarının yapıldığı bir dönemde gelmesi dikkat çekti. “Maannews.net” adlı İnternet sitesi ise rehinelerin teslim edilmesinde Filistinli yetkililerin de etkili olduğuna vurgu yaptı.

CENEVRE -2 KASIMDA

Suriye Başbakan Yardımcısı Kadri Cemal, Moskova’da yaptığı basın toplantısında, “Cenevre 2 Konferansı 23-24 Kasımda gerçekleşebilir” dedi. Moskova ve Washington, Mayıs’tan bu yana Suriye Hükümeti ile muhalefeti bir araya getirtmek için bir konferans organize etmeye çalışıyor. Cenevre barış görüşmeleri öncesinde Suriye muhalefeti büyük bölünme yaşıyor. Muhamed Elfayumy, Al Ahram’daki yazısında, “Esad, müzakerelere katılmaya hazır olduğunu iddia etmeye devam ediyor olabilir ancak masanın karşı tarafında oturacak kimse yok” diye yazdı.

Bu arada Suriye’de savaşan silahlı gruplar, etkili oldukları yerlerdeki icraatları nedeniyle gündem olmaya devam ediyor. Özgür Suriye Ordusunun kontrolündeki Şam’a 80 km. uzaklıktaki Yabrud kasabası son günlerde Arap basınında oldukça gündemde. Kasabada durum, ÖSO’nun uygulamaları nedeniyle “kendi topraklarında kuşatma altında” ifadeleriyle nitelendiriliyor.

TUNUS’TA KRİZ DEVAM EDİYOR

Tunus’ta muhalefet liderleri Şükrü Belaid ve Muhammed İbrahimi’nin öldürülmesinden bu yana devam eden siyasi krizin aşılması için bu ay görüşmeler başlayacak. Tunus Genel İşçileri Birliği (UGTT) sendikasının yaptığı bir açıklamaya göre, Tunus’un yaklaşık üç aydır devam eden siyasi krizini çözmek içim uzun zamandır beklenen görüşmeler 23 Ekim’de başlayacak.


LÜBNAN BASININDA SERBEST BIRAKILMA

Lübnan’da yayınlanan bazı gazetelerin ve televizyonların internet sitelerinin haber başlıkları şöyle; Assafir gazetesi haberi “Lübnan özgür kalan hacıları kucakladı” manşetiyle verdi. Haberde hacıların geçen mayıs ayında kaçırılmalarından 534 gün sonra serbest bırakıldıkları ifade edildi. İstanbul’dan uçağa binen hacıların başlarında Tümgeneral Abbas İbrami olduğu halde Katar’a ait bir uçakla getirildikleri bilgisine yer verildi.
El Cezire'nin Lübnan temsilcilerinin istifasından sonra aynı kadro tarafından kurulan el Meyadin televizyonu haberi; “Kaçırılan hacılar özgür” başlığı ile verdi. Azez’de kaçırılan hacıların ve kaçırılan iki pilotun havaalanına ulaştığı ifade edildi.
Önderliğini Sait Hariri'nin yaptığı 14 Mart hareketine yakın Annahar gazetesi manşetine çabalarından dolayı Katar’a teşekkürü taşıdı.
Hizbullah’a ait el Manar televizyonu “özgür kalan hacılar Lübnan’da” başlığı ile verdiği haberde güney Beyrut’taki kutlama görüntülerine yer verdi.


LÜBNANLI HACILAR EVE ULAŞTI, PİLOTLAR BEYRUT’TAN AYRILDI
The Daily Star - Lübnan

Katar’ın arabuluculuk çabaları sonucu, 19 aydan fazla bir süredir Suriye’de rehin tutulan 9 Lübnan vatandaşı Cumartesi gecesi İstanbul havaalanından ayrıldı. Aynı zamanda, iki aydan fazla bir süre önce Beyrut’ta kaçırılan iki Türk Hava Yolları pilotunun serbest bırakılmasına ve geri dönmelerine tanık olundu.
Lübnanlıların ve Türklerin serbest bırakılması üç yönlü bir takas anlaşmasının bir parçasıdır. Bu anlaşma aynı zamanda Beşar Esad rejimi tarafından gözaltına alınan onlarca Suriyeli kadının serbest bırakılmasını da içermektedir.
22 Mayıs 2012’de 11 Lübnanlı Şii, Halep’e bağlı Azez ilçesi yakınlarında Suriyeli bir isyancı grup tarafından kaçırıldı. İkisi sonraki aylarda serbest bırakıldı.
Lübnanlıların ve Türklerin serbest bırakılmaları ve dönüşleri Katar’ın arabuluculuğu sonrasında gerçekleşti.
Cuma günü Katar Dışişleri Başkanı ülkesinin arabuluculuk çabalarının Lübnanlı hacıların serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını söyledi. Bu gelişme Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’ın Katar Emirinden bizzat konuya müdahale etmesini talep etmesinden günler sonra geldi.


LÜBNANLILARIN SERBEST BIRAKILMASINDA ARABULUCU FİLİSTİN

Maannnews - Filistin

Beyrut merkezli bir uydu televizyonu 9 Lübnanlı Şii hacının serbest bırakılmasını Filistinlilerin arabuluculuğunun sağladığını öne sürdü.
Cumartesi günü el Meyadin televizyonu, kaçırılanlarla ilk telefon görüşmesinin Türkiye Filistin Büyükelçisi Nebil Maruf tarafından kendi mobil telefonu ile gerçekleştiğini açıkladı.
Buna ilaveten, el Meyadin, Filistin Genel İstihbarat Şefi Majid Faraj’ın kaçırtanlarla bir anlaşma sağlamak için Filistin çabalarının bir parçası olarak İstanbul’a servis ziyaretleri yaptığını aktardı.
Arabuluculuk çabaları, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’ın Filistinli meslektaşı Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’tan duruma müdahale etmesini istemesinden sonra başladı.
El Meyadin, “Bu A’dan Z’ye kadar bir Filistin arabuluculuğudur. Katar bundan sonra resmi sorumluluk üstlendi. Çünkü Filistin bir devlet olarak görevi bitirmek için lojistik temele sahip değil” diye vurguladı


KENDİ TOPRAKLARINDA KUŞATMA ALTINDA

Russian Today

Suriye kasabası Yabrud’un sakinleri kendi topraklarının uzlaşmaz muhalif grupların kontrolünde olmasının bedelini pahalıya ödüyor. Orada bulunan Russian Today Muhabiri Maria Finoshina onların korku içinde yaşadıklarını ve İslamcılara gıda ve silah sağlamak için yüksek vergiler ödediklerini aktardı.
Suriye-Lübnan sınırına yakın Yabrud kasabası Şam’a 80 km uzaklıkta. Fakat bu kasaba kendi polisi, kendi güvenlik güçleri ve hatta kendi ordusu ile daha çok devlet içinde bir devlet gibi.
Kasabanın etrafındaki duvar ve çitler üç yıldızlı duvar yazıları ile süslenmiş. Ki bu, bu toprakların Özgür Suriye Ordusunun kontrolünde olduğu ve hükümete bağlı güçlerin buraya giremeyeceği anlamına geliyor.   
2011’de, Yabrud sakinleri, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı kampanyayı destekleyen ilklerin arasındaydı. O zamandan beri kasaba Başkent Şam’dan koptu ve isyancıların yönetimine geçti.
Maria Finoshina, İslam hukukuna göre yönetilen kasabaya girdiğinde başını örtmek zorunda kaldığını söyledi.
Yabrud Sivil Konseyi Başkanı Majed Cuma, “Yabroud iki yıldır kurtarılmış durumda. Sivil ve yerel meclislerimiz var. Şeriat hukuku mahkemelerimiz ve normal mahkemelerimiz var. Müftülerimiz ve hukukçularımız var. Onlar adaleti sağlıyorlar. Kasabayı kendi kendimize yönetiyoruz” dedi.

ŞEYHTEN İSLAM DERSİ

İsyancılar, haftada iki kez, herkesin kendisini Şeyh olarak çağırdığı genç bir adamdan İslami ders dinliyor. Ki bu Şeyh Mekke’ye Hacca gitmiş ve Suudi Arabistan’da Kur'an eğitimi almış.
Şeyh, “her Pazartesi ve Perşembe günleri devrimi, günlük rutin işleri olduğu kadar en son askeri gelişmeleri tartışıyoruz. Biz, İslam tarafından neyin helal ve neyin yasak veya yasaklanmış olduğunu tartışıyoruz” dedi.
Açıkça Suriye’de faaliyet gösteren el Kaide’ye bağlı radikal İslamcı bir grup olan el Nusra cephesi ile ilişkilerinin olup olmadığı sorulduğunda, savaşçılar “kesinlikle hayır” diye cevaplıyor.
Bir ÖSO savaşçısı, “el Nusra dış bağlantılı. Aldıkları tüm kararlar dışarıdan geliyor. El Kaide’yi takip ediyorlar ve karar almak için emirlerine veya el Kaide lideri Ayman el Zevahiri'ye dönüyorlar. Onlarla normal ilişki içerisindeyiz” dedi.

GAZETECİLER GELİR KAYNAĞI

İsyancılar sadece Esad’la savaşmıyorlar, aynı zamanda birbirleri ile rekabet ediyorlar. Gazetecilerin arasında olmak bile prestij olarak kabul ediliyor. Fakat bazı militanlara göre basın sadece bir gelir kaynağı. En az 15 gazeteci şu anda Suriye’de rehin tutuluyor. En son olay, Perşembe günü bir Sky News Arabia ekibinin kayıplara karıştığı anlaşıldı.

HALK VERGİ ÖDÜYOR

Devrim Mahkemesi Başkanı Wassim Bara, “biz Hıristiyanlar olarak sözde vergi ödüyoruz. Topluma girişimiz bu. Kiliseye gidiyoruz ve vergi ödüyoruz. Müslümanlar da ödüyor”  diye açıkladı. “Biz, iç güvenlik tugayı için ve destek, yardım ve mahkemeler için ödeme yapıyoruz. Bunlar devrim nedeniyle ortaya çıktı. Bunların paraya ihtiyacı var.”
Melkite Yunan Katolik Kilisesi lideri Patrik Gregorios III, bu hafta başında, Yabrud’un Hıristiyan ailelerinin, İslamcı asilere aylık 35.000 dolarlık bir vergi ödemeye zorlandığını söyledi.  
Yerli bir dişçi olan Hani Akil, kendisi ve diğer sakinlerin kendilerini kendi kasabalarında “kuşatılmış hissederken”,  “yiyecek ve her şeyin bir sıkıntısı var” dedi.


SİYASİ GÖRÜŞMELER 23 EYLÜL’DE BAŞLAYACAK

Tunisialive - Tunus

Tunus Genel İşçileri Birliği (UGTT) sendikasının yaptığı bir açıklamaya göre, Tunus’un yaklaşık üç aydır devam eden siyasi krizini çözmek içim uzun zamandır beklenen görüşmeler 23 Ekim’de başlayacak.
Sivil liderler ve sivil toplum temsilcileri de, geçenlerde “hazırlık” toplantıları kapsamında bir araya geldiler. UGTT ve diğer üç sivil toplum grupları tarafından hazırlanan “yol haritası” anlaşmasında çağrısı yapılan ilk resmi toplantı için önümüzdeki Çarşamba günü belirlendi. Çoğu siyasi partiler belgeyi imzaladı.
Plan, meclis üyesi Muhammed İbrahmi’ye düzenlenen suikastın ardından Ulusal Kurucu Meclisin çekilmesi ile başlayan mevcut siyasi çıkmazdan ülkeyi çıkarmak için eylem tarihlerini içeriyor. Bu tarihler, anayasanın bitirilmesi için görüşmelerin ilk oturumundan itibaren bir ay ve mevcut hükümetin istifası ve bir teknokrat hükümet tarafından yerinin doldurulması için üç haftayı içermektedir.  Yeni hükümet seçimlere kadar iktidarda kalacak.

www.evrensel.net