Okul harçlığıyla uyuşturucu

Okul harçlığıyla uyuşturucu

10 yaşında çocuklar harçlıklarıyla uyuşturucuya ulaşabiliyor. Çeteler aileleri tehdit ediyor. Polis göz yumuyor. Devlet önlem almak yerine tedavi merkezlerini kapatıyor.

Yusuf Bal

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2012 yılında toplam 3 bin 377 çocuğun madde bağımlılığı tedavisi için başvurduğunu açıkladı. Bu resmi rakamlar, buzdağının sadece görünen yüzünü ortaya koyuyor. Gerçek rakamlar ise yüzleşilmesi gereken çok daha büyük bir probleme işaret ediyor: Madde kullanım oranı artıyor, başlama yaşı 10-12’ye kadar düşüyor, çocuklar ve gençler okul harçlıklarıyla bile uyuşturucuya ulaşabiliyor, her üç bağımlıdan ikisi eroin kullanımından dolayı yatarak tedavi görmek durumunda ama tedavi olmak isteyenler bir merkeze ulaşmakta zorlanıyor. Madde bağımlılığının giderek yaygınlaştığını gösteren raporların yanına uyuşturucu kullanan gençlerin hikayelerini koyduğumuzda sorunun arka planına dair çarpıcı veriler açığa çıkıyor. Ana caddelere taşınan uyuşturucu ticaretinin “rahatlığını” Gazi Mahallesi’nde yaşayan gençler şöyle özetliyor:
“Babam bana harçlık veriyor, ben de gidip onunla esrar alıyorum.”
“Bizim mahallede 11 yaşından itibaren uyuşturucu kullanılmaya başlanıyor.”
“Polis göz yumuyor, kimse karışmıyor.”
“Kriz geçirince hastaneden kaçtım. Bir daha hastaneye gitmedim.”


KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) tarafından 2011 yılında 25 ilde 20 bin kişiye uygulanan anketin sonuçlarına göre Türkiye’de 15-64 yaş grubunda bağımlılık yapıcı maddenin en az bir kere denenme oranı yüzde 2,7. Bu oran erkeklerde yüzde 3,1, kadınlarda ise yüzde 2,2. Uyuşturucu madde kullanımı 15-34 yaş arası genç yetişkinlerde daha yüksek. Uyuşturucu nedeniyle tedavi görenlerin sayısının her geçen gün artığına dikkat çeken TUBİM’in raporuna göre ilk kez tedaviye başvuranların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı. Tedavi görenlerin yüzde 57’si işsiz, yüzde 3’ü öğrenci.


ÖNLEMEK İÇİN SOSYAL HİZMETLER ÖNEMLİ

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi Eski Yöneticisi İkram Doğan, çoğu yoksul semtte uyuşturucu kullanımı ve satımının iç içe geçtiğini belirterek, devlet görevlilerinin uyuşturucu çetelerine göz yumduğunu söyledi: “Tarlabaşı ve Dolapdere’de yaptığımız çalışmalarda devlet yetkililerinin uyuşturucu trafiğini ya görmezden geldiğini ya da bizzat içinde yer aldığını, uyuşturucu satışının bizzat polisin gözü önünde gerçekleştiğini, çocukların fiyatı 5 liraya kadar düşen uyuşturucularla zehirlenmesinin önünün açıldığını gördük.” Uyuşturucuyla mücadelede sosyal hizmetlerin önemine dikkat çeken Doğan, uyuşturucuya başlamadan önlem alınması gerektiğinin altını çizdi. Engellemenin bir yolunun Toplum Merkezlerinin güçlendirilmesi olduğunu belirten Doğan, hükümetin ise mevcut merkezleri Sosyal Hizmet Merkezlerine dönüştürüp asıl işlevinden çıkarttığını, sadece engellilere dönük çalışma yapan merkezler haline getirdiğini aktardı.


MERKEZLER YETERSİZ

Türkiye’de yalnızca 25 Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) var. Kapasiteleri ise oldukça sınırlı, toplam yatak sayısı sadece 623.


HAP İÇİN HASTANEDE KAYIT AÇTIRIYORUZ

Röportaj yaptığımız gençlerden S.Y’nin anlattıkları ise eczanelerdeki ilaçların da uyuşturucu amacıyla nasıl kullanıldığını göstermesi bakımından oldukça çarpıcı;

Sen nasıl başladın uyuşturucuya?
S.Y: 15 kardeşiz ama sadece ben kullanıyorum. 10 yaşında başladım uyuşturucuya. Arkadaşlarım içiyordu ben de özendim ve başladım.

Ne kullanıyorsun?
S.Y: Koreks (eroinin sigara tarzında sarılıp içilmesi), esrar bir de soğuk algınlığı ilacı var, onun adını vermeyeceğim çünkü kullanılmasını istemiyorum.

Peki, eczaneden nasıl alıyorsun?
S.Y: Hastanede kayıt açtırıyoruz, bir defalığına yazdırıyoruz.

Koreks kullandığını söyledin, kaç liraya aldın?
S.Y: 20 liraya alıyorum. Günde 6 paket kullanıyoruz. Koreks’i bir defa kullandın mı artık bırakamıyorsun.

Parayı nasıl buluyorsun?
S. Y: Ailemden çalıyorum. Hırsızlık da yapıyorum. Ama esas işim hurda toplamak. Plastik, kağıt, karton, kağıt topluyorum.

Ailen biliyor mu?
S.Y: Hayır bilmiyorlar. Bilseler evlatlıktan reddederler.

Peki, sen hiç uyuşturucu sattın mı?
S.Y: Hayır ben sadece kullanıyorum.

Kullanmadığında kendini nasıl hissediyorsun?
S.Y: Kullanmadığımda kendimi halsiz hissediyorum. Kriz geçiyorum. Kemiklerim ağrıyor, terliyorum, başım ağrıyor.

Tedavi olmayı düşünüyor musun?
S.Y: Evet düşünüyorum. Daha önce tedavi oldum. Kriz geçirince hastaneden kaçtım. Bir daha hastaneye gitmedim.

Bir çağrın var mı?
S.Y: Tek çağrım var o da kesinlikle kullanmamaları. Bir defalıktan bir şey çıkmaz demeyin!


UYUŞTURUCU GAZİ’NİN HER YERİNDE SATILIYOR

Gazetemize görüş veren bir diğer genç K.M Gazi’deki uyuşturucu trafiğini en özlü biçimde aktarıyor.

İstanbul’a ne zaman geldiniz?
K.M: Ben 6 yaşından beri İstanbul’dayım. Şimdi 18 yaşındayım ve 14 yaşımdan beri uyuşturucu bağımlısıyım. Dört yıldır aralıksız uyuşturucu kullanıyorum.

Hangi maddeyi kullanıyorsun?
K.M: Esrar kullanıyorum.

Mahallede uyuşturucu kullananların yaş ortalaması sence kaç?
K.M: Bizim mahallede 11 yaşından itibaren uyuşturucu kullanılmaya başlanıyor.

Yaş ortalaması niye bu kadar düştü?
K.M: Mahallede, kendinden büyük abilerinin kullandıklarını görünce ister istemez özeniyorlar.

Bırakmayı düşündün mü, bırakmak istiyor musun?
K.M: Aslında ben yavaş yavaş bırakıyorum. Günde 10 ‘fişek’ içiyordum, bu da 100 lira eder. Şimdi 5 fişeğe düşürdüm.

Bu kadar parayı nerden buluyorsun?
K.M: Ailemizden, çevreden bulmaya çalışıyoruz. Olmadığı zaman da hırsızlık yaptığım dönemler de oldu. Ama hırsızlığı bıraktım, alın teri ile para kazanmaya başladım. Gençlere duyurum uyuşturucuya hiç bulaşmamaları. Kullanmaya başladığımız andan itibaren artık bırakılamıyor. Sonra aile içinde ve çevrede kötü gözle bakıyorlar.

İstanbul’da, Gazi’de uyuşturucunun ve çeteleşmenin bu kadar yaygın olmasının sebebi nedir sence?
K.M: Emniyet yakaladığı zaman “kullanıcıyız” dediğimizde bırakıyor.

Sence göz mü yumuluyor?
K.M: Evet, göz yumuluyor.

Ya satıcılar?
K.M: Gazi’nin her yerinde satılıyor. Devlet kimlerin sattığını bilmiyor mu? Göz yumduklarını düşünüyorum. Neden böyle yaptıklarını bilmiyorum.


BUNU DA OKU HAKİM BEY...

Röportaj yaptığımız gençlerden ilki sorularımızı tüm içtenliğiyle yanıtlıyor ve konuşmasını kendi üslubuyla tamamlıyor.

Kaç yaşındasın, uyuşturucuya ne zaman başladın?
E.G: Ben 18 yaşındayım. 4 yıldır kullanıyorum. Mahallemize yeni gelen gençler vardı, arkadaşlık kurduk. Onların uyuşturucu bağımlısı olduğunu bilmiyorduk. Onların ortamına girince “Bir kereden bir şey olmaz” mantığıyla kullanmaya başladık. Sonrasında cebimde bir adet esrarla yakalandım, üç yıl cezaevi yattım.

Satmak amacıyla mı taşıyordun esrarı?
E.G: Hayır, sadece arkadaşlarımla beraber kullanmak için götürüyordum. Kimlik kontrolü sırasında yakalandım. Toplam 7 yıl 3 ay ceza aldım, indirimden yararlandım ve 3 yıl yatıp çıktım.

Peki, şimdi de kullanıyor musun?

E.G: Evet, şimdi de kullanıyorum. AMATEM’de tedavi oluyorum ama bir türlü bırakamıyorum.

Ne kullanıyorsun?
E.G: Esrar kullanıyorum.

Gazi’de bulmak kolay mı?
E.G: Evet çok kolay. Fişi 10 liraya satıyorlar. Arkadaşlarımın çoğu eroine ve kokaine düştü. Arkadaşlarımı sevdiğim halde eroin ve kokain kullandıkları için yanlarına gitmiyorum. Çünkü o maddelere de alışırım diye korkuyorum.

Uyuşturucu almak için parayı nereden buluyorsun?
E.G: Babam bana harçlık veriyor, ben de gidip onunla esrar alıyorum. Bazen de arkadaşlarımla ortak para toplayıp birlikte alıyoruz.

Aileleriniz bu konuda bir şey demiyor mu?
E.G: Benimkiler aslında kullandığımı bilmiyorlar. Benim cezaevine bile girdiğimden haberleri yoktu. İçeride sigara parası bile bulamıyordum. Çocuk Esirgeme’de yattım. Ailem benim evden kaçtığımı sanıyordu. Üç yıl sonra geldiğimde “Memleketten geliyorum” dedim. Birkaç hafta tartışmalı geçti, bir biçimde aramız düzeldi.

Peki, senin gençlere herhangi bir çağrın var mı?
E.G: Tüm kardeşlerime diyorum ki, bu tür maddelerden uzak dursunlar. Alıştıktan sonra bırakmak çok zor oluyor. Son olarak diyorum ki; “Bunu da oku hakim bey, umuda kelepçe vurulmaz!” 


UYUŞTURUCU ÇETELERİ AİLELERİ BİLE TEHDİT EDİYOR

Devletin bekası için uyuşturucu çeteleri ve kolluk kuvvetleriyle her türlü muhalefet bastırılmak isteniyor; Gülsuyu örneğinde olduğu gibi... Son zamanlarda polisin desteğini alan çeteler pala, kalaşnikof silahlarla halka saldırıyor. Polis ise sadece seyrediyor. Yaşanan olaylardan sonra geliyor, halktan insanları gözaltına alıyor. Malum medya ise yaşanan olayları görmezlikten geliyor. Sokaklar çetelere kalınca okul önleri ve parklar onlardan soruluyor.
Boş binalarda 12 yaş grubundaki çocuklar hızla uyuşturucuya alıştırılıyor. Vatandaşın şikayeti üzerine polisler uyuşturucu satan ve kullananları göstermelik olarak ekip otolarına bindirip 300 metre sonra bırakıyorlar. Bu yaşananlar uyuşturucu çetelerini daha da cesaretlendiriyor. Sayıları hızla artıyor. Önceleri varoş tabir edilen Gülsuyu, Sultangazi, Esenyurt, Bağcılar gibi ilçeler çetelerin kontrolüne geçiyor. Erkek çocuklarını hırsızlık, kız çocuklarını ise fuhşa yönlendiriyorlar. Torbacı olarak tarif edilen uyuşturucu satıcılarına istese de torbacılığı bıraktırmıyorlar. Bırakmak isteyenlerin aileleri tehdit ediliyor.
Geçen gün bir toplantıda bir anne feryat ediyordu. “Oğlumu kurtarmaya çalıştığımızda uyuşturucu çeteleri evimize kadar geldiler. Oğlumuzun uyuşturucu satmasını engellediğimiz koşullarda kızımızı almakla tehdit ettiler. Polise ‘Bunları neden bırakıyorsunuz?’ diye sorduğumuzda ‘içmenin 2 yıl cezası var ancak satmanın cezası yok’ dediler. Cezası olmadığından savcıların serbest bıraktığını söylediler”. Bu olaydan da anlaşılacağı gibi birileri bu çocuklara ‘iyi çocuklar’ diyor.
Esenyurt’ta işin daha vahimi bağımlı çocuklar hastanede tedavi ettirilmek yerine imamlara tedavi ettirilmeye çalışılıyor. Dini telkinlerle çözüm bulacaklarını düşünüyorlar. Hükümet çözüm üreteceğine ailelere çocuklarını imam hatiplere gönderirlerse hayırlı evlatlarının olacağı, bu tip sorunlarla karşılaşmayacakları, çocuklarının dini bütün olacağı, madde bağımlısı olmayacağı yönünde telkinde bulunuyorlar.
Burada ilkokullarda çocuklar 60-70 kişilik sınıflarda okuyorlar. Sınıfların bu kadar kalabalık olduğu okullarda çocukların başarılı olma ve iyi puan alma şansları neredeyse sıfır. Hele de çocuklar Kürt çocuklarıysa... Uyuşturucu kullanan ve satanların ağırlığını Kürt çocukları oluşturuyor. Zaten ana dillerini kullanamadıkları için okula uyum sağlamıyorlar ve ailelerin ekonomik durumları kötü olduğu için bu tip işlerde kullanılmaları daha kolay oluyor. Üç çocuk yetmez beş çocuk yapın diyen Başbakanın bu çocuklardan haberi var mı acaba?
Her semtte tarikat yurtları ve imam hatipler mantar gibi çoğalıyor. Hükümet bunları yaparken kendi ümmetini ve seçmenini yaratmak istiyor. Ya dindar gençlik olacaksın ya da uyuşmuş gençlik! Hükümet Gezi parkındaki gençleri asla istemiyor. İmam hatiple sözde terbiye edemediğini uyuşturucu ile uyuşturarak terbiye etmeye çalışıyor. Bütün bu meseleleri aşıp ta memleket olaylarını düşünenleri çeteler katletmezse polis katlediyor. Şansı olup onlardan kurtulduysa sözde adalet yuvası olan cezaevlerine konuyorlar. Türkiye’de çetelere ve polise rağmen yaşıyorsanız kendinizi çok şanslı saymanız gerekiyor.
Bizler duyarlı vatandaşlar olarak uyuşturucu satan ve kullananlara cezai yaptırımları arttıracak hukuksal düzenlemeler istiyoruz. Devletin tarikatlarla birlikte iş birliği yapmayıp herkesin okuyabileceği 20-30 kişilik sınıfları olan okullar istiyoruz. Gençlerin zaman geçirecekleri ve yeteneklerini keşfedecekleri sosyal tesisler istiyoruz. Uyuşturucunun en yaygın olduğu yerlerin hep varoşlar olması sebebiyle buralarda yaşayan ve çalışan insanların fabrikalarda insanca yaşayacakları ücretler almasını istiyoruz. Belediyelerin imam tutacağına bütün gençlere eşit mesafede olup kültür merkezleri açmalarını istiyoruz. Bir duyumumuza göre sadece Esenyurt’ta uyuşturucu ile ilgili 177 bin ihbar yapılmış. Bu aslında durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor.
Duyarlı tüm vatandaşlarımızla çocuklarımızın uyuşturulmaması için el ele verip mücadele etmeliyiz.

*Esenyurt’tan bir vatandaş

www.evrensel.net