Yargıtay kararı mahkemeye aykırı

Yargıtay kararı mahkemeye aykırı

Boşanma davalarında ‘çocuğuna kendi soyadını verme’, çocuğun velayetini alan annenin en önemli taleplerinden biri haline geldi.

Duygu Ayber

Boşanma davalarında ‘çocuğuna kendi soyadını verme’, çocuğun velayetini alan annenin en önemli taleplerinden biri haline geldi. Nitekim Anayasa Mahkemesi aldığı karar ile, velayet hakkı sahibi annelerin mahkemeye başvurarak çocuklarına kendi soyadlarını verme yolunu açmıştı. Ancak yerel mahkeme çocuğuna kendi soyadını vermek isteyen kadına bu hakkı vermesine rağmen Yargıtay, kararı “velayet hakkını elinde bulundurmak soyadı değiştirmeye yetmez” diyerek bozdu. Yargıtayın gerekçeli kararı ise baba soyadının aile soyadı olduğunu ve değiştirilmemesi gerektiğini söylüyor.
H.G adlı bir kadın İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine “Boşanmadan sonra benim ve çocuğumun soyadı farklı hale geldi. Bu durum çocuğumun hem resmi işlemlerinde hem psikolojisinde sorun yarattı” diyerek soyadı değişikliği talep etti. Nüfus Müdürlüğü H.G’nin bu talebine itiraz edince dava Yargıtaya taşındı. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi çocuğun soyadının değiştirilemeyeceğine karar verdi. Karar, Anayasa Mahkemesinin daha önce aldığı kararlara aykırı.

YASAL EŞİTLİK KAĞIT ÜSTÜNDE

Yaklaşık 2 yıl öncesine kadar çocuk annenin velayetinde olsa da, babanın soyadını kullanmak zorunda kalıyordu. Çünkü 1934 yılında kabul edilmiş Soyadı Kanunu buna izin vermiyordu. Ama günümüz koşullarına artık uymayan bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
Anayasa Mahkemesi, Soyadı Kanunu’nun 4/2 maddesinin, “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır” hükmünü iptal ederek, çocuğun annenin soyadını kullanmasının önünü açmıştı.
Anayasa Mahkemesinin Siirt Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dava sonunda verdiği bu karara göre, eşinden boşanan kadın velayeti kendisine verilen çocuğa kendi soyadını verebilecek.
Anayasa Mahkemesinin kararında, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’nin 2, 9 ve 16. maddelerinde, aile adını seçme, evlilik ve aile ilişkileri konusunda tam bir eşitliğin sağlanması yükümlülükleri de yer almıştı.
Ayrıca Anayasa Mahkemesinin kararında, “Çocuğun beraber yaşadığı annesiyle soyadının aynı olmasının sosyal yaşam içinde ve hakların kullanılmasında menfaatine olduğu” da vurgulanmıştı. Ancak H.G’nin davasında Yargıtay’ın ret kararına baktığımızda, Anayasa Mahkemesinin verdiği bu kararlara aykırı bir durumun söz konusu olduğu görülüyor.


‘ÇOCUĞU BABANIN MÜLKİYETİNDE GÖREN ZİHNİYET’

Yargıtayın gerekçeli kararında belirttiği, ‘baba soyadının aile soyadı olduğu ve değiştirilmemesi gerektiği’ ifadesini eleştiren Avukat Fatma Hoşgör, “Boşanmış bir çiftten söz ediyoruz. Yani aile olmaktan vazgeçmişler. Bu durumda Yargıtayın gerekçeli kararı anneyi dışlayan, çocuğun yalnızca babanın ailesine bağlı olması gerektiğini savunur nitelikte. Çocuğu babanın mülkiyetinde gören bir zihniyet söz konusu” dedi. Çocuk ve annenin farklı soyadı taşımalarının günlük yaşantılarda sıkıntılar doğurduğuna dikkat çeken Hoşgör, “Özellikle çocuk çevresine anlatmakta zorluk çekiyor. Anne de yaşadığı zorluklara pratik çözüm için bu talebi sunuyor. Erkeklerinki gibi bir mülkiyet duygusuyla değil” dedi.(İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net