İşçi evine bayram gelince!

İşçi evine bayram gelince!

İflas gerekçesiyle 2009 yılında kapatılan DE-BA (Denizli Basma Sanayi) fabrikasından kıdem tazminatları ve maaşlarını alamadan çıkan 850 işçiden biri Fazıl Alkan. Alkan’ın 100 bin TL’nin üzerindeki 21 yıl 4 aylık kıdem tazminatı ve 8 aylık maaşı gasbedildi . Kurban Bayramı’nda TOKİ Konutlarında oturan Fazıl ağabey ve ailesinin ziyaretine gittik.

Burak Yılmaz

İflas gerekçesiyle 2009 yılında kapatılan DE-BA (Denizli Basma Sanayi) fabrikasından kıdem tazminatları ve maaşlarını alamadan çıkan 850 işçiden biri Fazıl Alkan. Alkan’ın 100 bin TL’nin üzerindeki  21 yıl 4 aylık kıdem tazminatı ve 8 aylık maaşı gasbedildi . Kurban Bayramı’nda TOKİ Konutlarında oturan Fazıl ağabey ve ailesinin ziyaretine gittik.

EVDEKİ HERKES İŞÇİ

Evde bizi karşılayan Fazıl ağabeyin kayınpederi ve kayınbiraderi gibi oğlu Mevlüt de işçi. Mevlüt bir taşımacılık şirketinde çalışıyor; liseyi meslek lisesinin tekstil bölümünde ileride DE-BA’da çalışmayı planlayarak okumuş. ‘O zamanlar birçok kişinin hayaliydi DE-BA’da çalışmak’ diyorlar. Babası hakları gasbedilerek işten çıkınca çok şey öğrendiğini, anladığını söylüyor Mevlüt Alkan. Fazıl ağabeyin diğer oğlu Muhammet ise ziyaretimiz sırasında Cam Sanayi’de vardiyadaydı. Bayram telaşından dolayı geç kaldığını ve sohbetimizi bölmek istemediğini söyleyen Fazıl ağabeyin eşi Beyhan abla da tekstilden emekli. Evdeki herkesin işçi olduğunu öğrenince biz, Beyhan ablanın annesi Ayşe Ünal; “Ben işçi değilim ama evde, bağda, bahçede çalıştım” diyor.

YAŞLISIN, İŞ YOK!

Fazıl ağabey DE-BA’dan çıktığı dönemde Beyhan abla bel fıtığından rahatsızmış. Her şeyin üst üste geldiğini söylüyor o dönem Beyhan abla. Fazıl ağabey; “Ne de olsa yıllardır tekstilde çalışıyorum elbet iş bulurum” diye düşündüm ama gittiğim her yerde yaşımdan dolayı iş veremeyeceklerini söylediler diyerek gülüyor. Aşçılık yaptığı restoran kapanıp Mevlüt’ün de işsiz kaldığı o dönem çok yere gittiğini anlatan Fazıl ağabeyin bulduğu ilk iş, günlük 18 liraya 11 gün çalıştığı fidan dikim işi olmuş.

EKMEK PARAMIZ BİLE OLMUYORDU

Her şeyin üst üste geldiği dönemde ‘bayram, seyran nasıl geçiyordu?’diye sorduğumuz Beyhan Alkan; “Bayramı boşver, kahvaltılık bulamadığımız, ekmek paramızın olmadığı zamanlarımız oldu. Annemin, babamın yardımıyla geçinmeye çalışıyorduk ama o da bir yere kadar” dedi. Fazıl ağabey ise, sonrasında askere giden oğlu Mevlüt’ün para gönderdiğini gözleri dolarak anlatıyor. Mevlüt’e döndüğümüzde “Aldığım 180 lira zaten fazlaydı, ben de 100 lirasını eve gönderiyordum” cevabını alıyoruz.

PATRONLAR İŞÇİLERİN ALIN TERİNİ SÖMÜRÜYOR

2009 yılında DE-BA işçileri hakları gasbedilerek işlerinden olduktan sonra 2012 yılında haklarını arama yoluna gittiklerini söyleyen Fazıl Alkan, “1 buçuk senedir alın terimizin karşılığı için her yola başvurduk ama ben ümidimi kaybetmedim, hem ümit olmazsa mücadele de olmaz” diyor. DE-BA direnişiyle çok şey öğrendiğini, dönen dolapları anladığını, patronların işçilerin alın terini sömürerek zengin olduğunu anladığını da söylüyor Fazıl ağabey. “DE-BA Patronu Esat Sivri ‘iflas ettik’ derken İzmir’de akrabalarının sahibi olduğu şirketler nasıl hızla ve sıfırdan yükseliyor?” diye de soruyor Alkan.


BORÇLUYA KURBAN CAİZ Mİ?

Konuk olduğumuz dairenin kira mı yoksa kendi evleri mi olduğunu sorduğumuzda Fazıl ağabey; “Kira değil ama kira gibi, 4 senedir ödüyoruz, 11 sene daha taksitini ödemeye devam edeceğiz” diyor. Borçla borcu kapatmaya çalışırken her yere borçlandıklarını, 5-6 kredi kartının borcunu da ödemeye çalıştıklarını söyleyen Fazıl ağabey ve Beyhan ablaya; “Peki bu kadar borç varken niye kurban kesiyorsunuz” deyince biz, Fazıl ağabey “ Ben de öyle dedim, aynısını söyledim ama” derken şimdilerde çocuk bakan Beyhan abla, “Ele güne karşı öyle olmaz” şeklinde konuşuyor. (Denizli/EVRENSEL)










 

www.evrensel.net