Euroleague\

Euroleague'de son 16 yolu açık

Eurobasket’le erken başlayan Avrupa basketbol sezonunda, yerel liglerin ardından sonra sıra, kıta çapındaki kulüplerarası mücadelelerde. Eurocup ve Euroleague’de yer alan toplam yedi Türkiye takımı, kupa maceralarına bu hafta başlıyorlar. Bu yazıda, “Kupa 1” temsilcilerin Son 16 şanslarına genel bir bakışla değiniyoruz.

Uygar Karaca

Eurobasket’le erken  başlayan Avrupa basketbol sezonunda, yerel liglerin ardından  sonra sıra,  kıta çapındaki kulüplerarası mücadelelerde. Eurocup ve Euroleague’de yer alan toplam yedi Türkiye takımı, kupa maceralarına bu hafta başlıyorlar. Bu yazıda, “Kupa 1” temsilcilerin Son 16 şanslarına genel bir bakışla değiniyoruz.

İLK HEDEF: GRUBU GEÇMEK

Euroleague gruplarını  gözden geçirdğimizde ilk söylenmesi gereken şey, takımlarımızın ilk etapta son 16 için çok yüksek şansa sahip olduğu. Bununla birlikte, ilk maçların ardından, “Final Four isteriz” tarzında yapılacak erken çığırtkanlıklardan kaçınmanın gerekliliğini vurgulamak lazım. Bırakın final four için erkenden heveslenmeyi, ortada çantada keklik denilecek düzeyde bir grup da yok. Her ne kadar Euroleague,  NBA tipi bir elit lig yaratma vizyonuyla,  katılan takım sayısını ve niteliğini sabitleme hedefini edinmiş olsa da, gerek hiç olmadık takımların yerel liglerde başarılı olması, gerekse Euroleague’in özel davetiyeyi dağıtırken hatalı seçimler yapması yüzünden,  aradığı istikrar ve rekabet seviyesine henüz ulaşamadı. Euroleague’in döngüsü belli: bir önceki sene başarılı olup Euroleague vizesi alan ancak büyük bütçelerle yarışmayan takımların pek çok oyuncusu, yaz aylarında ayrılıp başka takımlara geçiyor ve büyük sürpriz olmuyor; ‘küçükler’ erken eleniyor ve yalnızca birkaç takım üst üste iyi performanslar gösterebiliyor. Sonuçta, lige arda arda yapılan eklemeler ve çıkarmalarla birçok takımın nispeten istikrarsız grafik çizmesi, bu seviyede yıllardır istikrarla bütçelerle mücadele veren Türkiye ekiplerinin elini güçlendiriyor; ancak fırsatı iyi değerlendirip çıtayı bir seviye daha yukarıya, belki de yarı finale çıkarmak, bizimkilerin elinde.

GRUPLAR RENKLİ ŞANSLAR YÜKSEK

Gruplar içerisinde en şanslı ya da işi en zor olan Türkiye takımını seçmek zor. Örneğin ilk anda, takımların şuanki form durumuna ve Euroleague geçmişine bakılırsa, muhtemelen Anadolu Efes, diğerlerine göre kolay bir grupta yer alıyor denebilir. Fakat Efes’in de geçen yıla göre çok değiştiğini hesaba katmak gerekir. Daha düşük bütçeyle ve daha genç kadroyla oynayan Efes’in, yatırımı büyük ölçüde kışan ve yepyeni bir takım kuran Zalgırış ve Fransa’da iyi maçlar çıkarmasına rağmen, asla yenilmez bir takım olmadığı açıkça gözüken Strasbourg’un üzerinde kalacağı kuvvetle muhtemel. Grup liderinin Real Madrid olacağı düşünülürse, Efes’in Bamberg ve Milano’yla vereceği ikincilik savaşı, sonraki seviye için de düzeni iyice oturtma fırsatı açısından önemli. Örneğin Efes’in perşembe günkü rakibi Armani Jeans Mılano, yeni bir koç ve yaklaşımla, iki oyuncusunun atıldığı epeyce gergin bir maçtan sonra, İtalya Ligi’ne yenilgiyle girdi. Efes ise sakatlanan  Kerem Gönlüm’ün boşluğunu, uzun süredir bir kaç yıl önceki formundan uzak gözüken Tadıja Dragiçeviç’le doldurmaya çalışacak. Takımda bu yıl, Doğuş Balbay, Deniz Kılıçlı, Birkan Batuk  gibi gençlerin önemli süre almasını umutla bekliyoruz.
Güç dengelerinin kağıt üzerinde biraz daha net gözüktüğü A Grubu’nda Fenerbahçe’nin beklenen yeri, CSKA ve Barcelona gibi devlerin arkasında alacağı bir üçüncülük. Geçen yıl Fransa şampiyonu olarak herkesi şaşırtan Nanterre ve Eurocup’da Son 8 sürpriziyle karşımıza çıkan Budivelnik’in işi, böylesine güçlü kadrolar karşısında epey zor. Ukrayna’nın Eurobasket’te yakaladığı başarı, ülkede basketbol heyecanı yarattıysa da Obradovic gibi kendisini defalarca ispat etmiş bir koç yönetiminde, yıldızlarla dolu Fenerbahçe için, perşembe günü Kiev’de oynanacak  ilk grup maçını kazanıp geçen seneki sendromdan kurtulmak önemli.
Galatasaray, daha çok denk kadroların mücadelesine sahne olması beklenen C Grubu’nda yer almakta. Geçen yılki Eurocup macerasına, beklemediği bir Ulm yenilgisiyle erken veda eden Galatasaray, aslında nasıl maç kazanacağını çok iyi bilen bir takım. Zoran Erceg ve Sinan Güler gibi, sahada ne yapmak istediğini bilen oyuncuların, Nathan Jawai gibi bir pota altı gücü  ve Carlos Arroyo gibi bir yetenekle Ergin Ataman tarafından yönlendirileceğini düşünürsek, Galatasaray için Son 16 yakın. Polonya’dan Stelmet Zielona Göra, ilk Avrupa sezonlarını yaşıyor ve Montepaskı Siena da, geçen seneki düzeninden önemli iki figürü, koç Banchi ve skorer guard Bobby Brown’ı kaybetti. İlginç bir tesadüfle Ataman’ın macerası Çarşamba günü, 2002’de Şaporta Kupası’nı kazandırdığı şehir, Siena’da başlayacak. Galatasaray için ilk etapta önemli olan, son şampiyon Olympiakos, gittiği her yerde başarılı olan Joan Plaza’nın yönetimindeki Unicaja ve yükselen güç Bayern Münich’le girişeceği mücadelede ilk dördü hangi sıradan alacağı.

www.evrensel.net