Ölü deliler cumhuriyeti

Ölü deliler cumhuriyeti

‘Ölüm kocaman bir boşluk olarak önümüzde duruyor. Niye bu kadar zulüm var dünyada demeye çalışıyor oyun.’

Ezgi Görgü

Oyun eski bir hikayenin anlatımıyla başlıyor. Ölüler diyarında gözlerini açan genç bir kadın, mezarından çıkmaya çalışan genç bir adam ekseninde gelişen hikayeye eşlik eden diğer ölüler.
Kardeşin kardeşi öldürme hikayesinden yola çıkarak yazılan Gor (Mezar), geleneksel bir hikayeyle modern hikayelerin birleşim noktası olmuş oyunun yazarı için. Ölüler dünyasına nasıl geldiğini bilmeyen Helin’in soruları var diğerlerine yönelik, hepsinin hikayesini tek tek öğrenmeye çalışırken kendi hikayesini de öğreniyor, seyirciyi de hikayenin içine alarak. Eveleyip gevelerken, ölüler bir çok fikir beyan ediyorlar hayat üzerine, dünya üzerine. Nitekim burası ölülerin diyarıdır ve yapacak başka da bir şey yoktur. Biz de oyunu izledikten sonra bu hikayeyi, oyunla birlikte ölüm hakkında tartışmak için uğraş veren Gor’ un (Mezar) hem yazarı hem yönetmeni hem de oyuncularından Mirza Metin ile oyunun hikayesini konuştuk.

Oyun ölümden sonraki hayatta yapılan konuşmalarla geçiyor. Neden konu olarak ölümü seçtiniz?

Üzerinde bilgimizin olmadığı bir şeyden söz ediyoruz, ölüm. Biz öldükten sonra nasıl bir dünya var ya da bir dünya var mı? Bizim için büyük bir karanlık. Ama tabi ki bu oyun kurgusal bir oyun. Sadık Hidayet’ in bir öyküsü var,orada ölüler kendi aralarında dünyaya dair bir şeyler konuşuyorlar, kitaptan feyz alıp kendi hayatımda olan hikayeleri anlatmaya uğraştım. Bunu yapmaya uğraşırken de ölümden sonrasını bilmeyen aklımızın reel düşüncesiyle bir şeyler yapmak yerine başka bir akıl kurmaya çalıştım. Kitapta ölenlerin bedenleri çürüyene kadar ruhları onları terk edemiyor ve ancak beden tamamen yok olunca ruhlar özgür kalabiliyor. Evet,var böyle bir inanış. Ben de ruhun bedenin çürüyene kadar mezarda kalması meselesini biraz arafla buluşturdum.

Karakterlerden söz eder misiniz, nasıl konumlandırdınız?

Oyunda karakterleri derinlemesine işlemediğim için belli tipler oluşturdum, kendi hikayelerini anlatan tipler var, bunlardan biri Helin. Ortada bir savaş gerçeği var ve hikayeyle şöyle birleşiyor; Helin’in abisi aslında bir gerilla komutanı, savaş esnasında kendi komutasındaki bir gerillayı askerlerin bulunduğu bir otobüsü patlatması için gönderiyor ama o otobüsün içinde sivillerin olduğunu bilmiyor, bir şekilde Helin de o otobüsün içinde ve patlıyor. Bundan haberi yok  Bahoz bundan pişman oluyor elbet, çünkü abisi.

Dünyada kalanlar üzerine fikir yürütmeler yer alıyor oyunda. Nasıl bir sonuca varıyorlar?

Joe, Esat Oktay Yıldıran’ ın köpeği olan Joe’ ya atfen oluşturulan bir tip. Oyun katmanlardan oluşuyor ancak çok derinlikli değil, biraz yüzeysel yer alıyor. Derbelaj diye bir tip var, aşık olduğu kızın babası izin vermiyor onunla görüşmesine. O da gidip onu da kendimi de öldürürsem öteki dünyada buluşuruz diye bir hesap yapıyor ama işte dünyadaki hesaplar ahiretteki hesapları tutmuyor.
Genel olarak ufak hikayeler üzerinden ölümden sonrasıyla tartışmaya uğraştım. Derbelaj bir yerde “Dünyada aşk, şehvet, arzular, hırs, iktidar vardı ama burda hiçbir şey yok yani ne mal kaldı ne bir duygu.” Dolayısıyle hayatta iken bu kadar kötü şeyler yapmamızın manası yok, bu kadar hırsa, aşka, şehvete bürünmemize gerek yok. Çünkü öldükten sonra geriye hiçbirşey kalmıyor. Ölüm kocaman bir boşluk olarak önümüzde duruyor. Niye bu kadar zulüm var dünyada demeye çalışıyor oyun.


‘EVELEMEK VE GEVELEMEK ÜZERİNE’

Bilmediğiniz bir şey üzerine düşünmek ve bunları kağıda dökmek bir hayli zor olmalı. Bu aşama nasıl geçti?
Birincisi bilmediğimiz bir dünyayla ilgili konuşmaya çalışıyoruz, aslında geveliyoruz. Neyin tartışmasını yapıyorsun? Bilmediğimiz bir şeyle ilgili. İkincisi de oyunun yapısı itibariyle, oyunun bütününe baktığımızda daha postmodern bir oyun ve dramatik bir yapısı yok Bu, yapı itibariyle gevelemeye müsait kılıyor. Öteki dünyayla ilgili bir şeyler düşünüp okumaya çalışıyorum, bu yüzden anlattığım şeyler çok dağınık. Dolayısıyla oyunun yazarı ve yönetmeni olarak da benim açımdan bir gevelemeye dönüşmüş durumda oyun. Bütünlüklü olarak baktığınızda tek bir iletisi yok, bir sürü şey var oyunda.


‘KÜRTÇE BİLEN OYUNCU BULMAK ZOR’

Kalabalık bir kadro var, oyunun içinde yer alarak sıkıntı yaşadınız mı?
Sahne tasarımını bütün alana kurduğun bir oyunda dışarda kalmak her zaman daha avantajlı. Farklı görme biçimleri edinebilirsin, onun biraz eksikliğini yaşadım, bir süre diğer oyuncu uzun bir süre bizimle çalıştı, en azından dışarda ne olabileceğini görebildim. Ama yine de sıkıntılı oldu. Ayrıca bu oyun 9 kişilik tasarlanmıştı, ama ne yazık ki Kürtlerde çok az oyuncu var ve çok sıkıntı yaşıyoruz bundan dolayı tiplerin sayısını 5’ e düşürdüm. O da oyunun kurgusunu biraz değiştirdi. Ama bütün olarak sürece baktığımda hem sahneleme denemesi olarak hem bir metin denemesi olarak beni çok uğraştıran ama bir türlü işin içinden çıkamadığım bir oyun oldu ve öğretici oldu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net