Libya: Silahlı milislerin kol gezdiği ülke

Libya: Silahlı milislerin kol gezdiği ülke

Başbakan Ali Zidan’ın silahlı milisler tarafından kaçırılması geçen haftaya damgasını vuran en önemli gelişme oldu. Hafta boyunca kimin yaptığı ve neden yaptığı tartışmaları gazetelerde yer aldı. Fakat esas önemli olan kimin yaptığından çok dış müdahaleden sonra üç yıl geçmiş olmasına rağmen Libya’nın bugün gelmiş olduğu durum.

Ali Karataş / Yusuf Ertaş

Başbakan Ali Zidan’ın silahlı milisler tarafından kaçırılması geçen haftaya damgasını vuran en önemli gelişme oldu. Hafta boyunca kimin yaptığı ve neden yaptığı tartışmaları gazetelerde yer aldı. Fakat esas önemli olan kimin yaptığından çok dış müdahaleden sonra üç yıl geçmiş olmasına rağmen Libya’nın bugün gelmiş olduğu durum.
Daha önce sayfamızda da aktardığımız üzere, Libya’da doğru dürüst toplantı bile yapamayan bir meclis var. Temel hizmetlerin hiç birisi verilemiyor. Her milis gücü, bulunduğu bölgede iktidar. Düzenli işleyen tek şey uluslararası tekellerin kontrolüne geçen petrol kuyuları.

Al Kuds Al Arabi Zidan’ın kaçırılması olayını milislerle iktidar arasında güç kavgası yanı sıra ABD ile Libya kanunlarının çatışması olarak yorumladı. Gazetenin baş yazısında şu satırlara yer verildi; “Ali Zidan’ın kaçırılması ve ondan önce Libyalı Ebu Enesin tutuklanması, iki önemli meseledir. Bu iki olay hükümetin devrimden ayrılmasını engellemek için devrimci güçlerin devletten daha fazla meşru olma çatışmasıdır. İkincisi kendini dünya hakimi olarak sayan ABD ile Libya kanunlarının çatışmasıdır.”  

KATAR’DAN ESAD’A MESAJ

Rejimin muhaliflerin elindeki bölgeleri almaya devam Suriye ile ilgili ilginç bir gelişme daha yaşandı. Katar Şeyhi Tamim bin Hamad el Fetih Merkez Komitesi Üyesi Abbas Zeki vasıtasıyla Beşar Esad’a aralarındaki atmosferin yumuşaması için mesaj gönderdi. Lübnan’da yayınlanan Assafir gazetesinin Filistinli kaynaklara dayanarak yayınladığı haberde Filistin Bakanı Mahmut Abbas’ın geçen ağustos ayında Katar Emiri ile önce telefonda sonra Doha’da yüz yüze görüştüğünü ve Abbas’tan Suriye ile ilişkilerin yumuşaması için mektubu iletmesini istediği belirtildi. Suriye medyası bu gelişmeyi Katar’ın eski politikasından dönüş olarak yorumladı.

TÜRKİYE YALNIZLAŞIYOR

Katar’daki bu gelişmelere karşılık BBC Türkçe servisinde yayınlanan bir haber yorumda Türkiye’nin politikalarında ısrarı nedeniyle gittikçe yalnızlaştığını yazdı. Haberde yer alan bazı cümleler şöyle; “Esad’ın son dönemde Batı medyasına yaptığı açıklamalar ‘markasının’ itibar kazandığını gösteriyor. Herkesin Esad’ın ıslah edilmesi için alternatif diplomatik bir yol arayışında olduğu bir zamanda Türkiye kendisinin, Esad rejimini devirme amaçlı askeri müdahaleye destek veren ve Arap olmayan tek ses olarak yalnızlaştığını gördü.”

MISIR’DA DERİNLEŞEN BÖLÜNME

Al-Monitor’da yer alan haber yorumda Mısır’da Arap-İsrail Savaşı’nın 40’ıncı yıl dönümü için düzenlenen kutlamalarda bir taraftan müzik çalarken diğer taraftan ölülerin gömüldüğü ifade edildi. Independent’te yer alan bir başka haberde ise Mısır’da anayasa konusunda tartışmalara vurgu yapıyor.


BAŞBAKAN MI KAÇIRILDI LİBYA MI?

Al Kuds Al Arabi/ Başyazı

Libya başbakanının kaçırılması yanlış siyasi hesaplar ve sonuçlarının büyüklüğünün yanlış hesaplanması neticesinde geldi.
El kaide üyesi olduğundan şüphelenilen Ebu Enes’in kaçırılmasından sonra, Zidan Fas’a diplomatik ziyaretini bitirdi ve krizi bitirmek için doğrudan doğruya ülkesine geldi. Sonrasında durumu daha da karmaşık hale getiren ve durumun hassasiyetini yeterince gözetmeyen “gerçekleşen olayın Amerika-Libya ilişkilerine etki etmeyeceği” açıklaması geldi.
Ali Zidan’ın kaçırılması ve ondan önce Libyalı Ebu Enes’in tutuklanması, iki önemli meseledir. Bu iki olay hükümetin devrimden ayrılmasını engellemek için devrimci güçlerin* iktidardan daha fazla meşru olma çatışmasıdır. İkincisi kendini dünya hakimi olarak sayan ABD ile Libya kanunlarının çatışmasıdır.  Birinci belirttiğimiz nokta kendi içinde çelişki taşımaktadır. Çünkü istikrarı sağlamaya çalışan devrim hükümetinin en üstteki kişisini tutuklayarak kurulmak istenen devrim iktidarı istikrarsızlaştırılmıştır. Zidan’ın kaçırılması iki şeyin sonucudur. Devrimci güçler kendilerini iktidarın daha üstünde görüyorlar, Amerika ise kendini dünyanın üstünde görüyor.  Devrimci güçlerin Libya devletinin karşısında karar alma hakları yoktur. Çünkü bu durum ülkeyi ve halkını çökertir. Amerikanın ülkeyi uçuruma sürükleyen katkısı da haklı olamaz. İki olayda da (Zidan ve Ebu Enes’in kaçırılması) sorumluluk ve hassasiyet gözetilmemiştir. Bir kişinin kaçırılması  ülkenin kaçırılmasına dönüşebilir.

* Arap basınında Libya, Suriye gibi ülkelerdeki silahlı milisler, “devrimci güçler” olarak ifade ediliyor.


KATAR’DAN SURİYE’YE YUMUŞAMA MESAJI

Assafir

Lübnan’da yayınlanan Assafir gazetesi Filistinli kaynaklara dayanarak yayınladığı haberde ikinci Şeyh Tamim Bin Hamad’ın El Fetih’in Merkez Komite üyesi Abbas Zeki ile Şam ile atmosferin yumuşaması için mesaj gönderdi.
Abbas Zeki bir kaç gün önce görüştüğü Beşar Esad’a ikinci Şeyh Tamim Bin Hamad’tan bir mektup verdi. Aynı Filistinli kaynaklar Zeki’nin ekim ayı içerisinde gerçekleştireceği Şam ziyaretinin düğümlenmiş olan Filistin meselesi ve Suriye Filistin ilişkileri ile ilgili olmadığını ifade ettiler. Ziyaretin amacının Katar’la ve onun dış politikası ile ilgili olduğunu ifade ettiler.
Haberde Arap ve Filistinli kaynaklarının Zeki’nin ani ziyaretini garipsedikleri belirtildi. Ziyaret hedefler ve ayrıntılarla ilgili herhangi bir bilgi sızdırmadan sona erdi.
Gazete geçen ağustos ayında Şeyh Tamim’in Mahmut Abbas ile telefonda görüştüğünü ve Doha’da görüşmek istediğini yazdı. Bunun üzerine Abbas Doha’da bir gün kaldı. Bu görüşme esnasında Şeyh Tamim, Suriye ile atmosferi yumuşatmak istediğini ifade etti. Bu gelişmeler üzerine Suriye medyası Katar’ın eski siyasetini yavaş yavaş değiştireceğini yazdı.


TÜRKİYE, SURİYE KRİZİNDE YALNIZLAŞTI

BBC

Suriye’deki cihat savaşçıları arasında en büyük nüfuza sahip grup, El Kaide bağlantılı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD).
İngiltere merkezli Britanya Savunma Araştırmaları Enstitüsü Jane’s Defence and Security’ye göre, Suriye’deki silahlı muhaliflerin en az yüzde 50’si ‘cihatçı radikallerden’ oluşuyor ve sayıları 100 bini buluyor.
IŞİD, amaçlarının Suriye’nin kuzey batısında, Rakka, İdlib ve Türkiye sınırına geçiş yolu üzerindeki Bab el Salem’in de dâhil olduğu bölgede "İslam Emirliği kurmak" olduğunu açıklamıştı.
Eylül ayından bu yana IŞİD’nin kontrolünde olan Bab el Salem silahların ve yabancı savaşçıların geçiş noktası olması açısından kilit öneme sahip ve stratejik bir kazanç.
Özellikle ABD ve İngiltere, Irak ve Afganistan’da rejim değişikliği için yapılan askeri müdahalelerin istenmeyen sonuçlar doğurması nedeniyle çok dikkatli davranıyor.
Kaotik, zayıf hükümetler kendi güvenliklerini sağlamakta başarısız olmuş ve İslamcı radikallerin fırsatları katlanmıştı.
Ortadoğu’nun kalbinin, radikal İslamcıların kalesine dönüşmesinden korkan ve daha önce Suriye konusunda ayrışan ülkeler cihatçılara karşı birleşiyor.
Rusların yoğun diplomasisi, kimyasal silahlardan arınma kartını öne sürmeleri ve İran’ın yeni cumhurbaşkanı Ruhani’nin büyük ilgi toplayan çıkışı, ABD’nin, malum düşmanın lehine U dönüşü yapmasını kolaylaştırdı.


MISIR’DA, ÖLÜLERİN ARASINDA DANS

Al Monitor

Şimdi Mısır’da yan yana iki benzeş kanlı dünya var. Mursi’nin görevine iadesini kendilerine kesin bir hedef olarak koyan ve General Abdel Fettah El-Sisi’yi kanlı bir darbe lideri olarak gören Müslüman Kardeşlerin dünyası. Diğeri, Sisi’nin, hain ve bir işgalci güç olan Müslüman Kardeşleri deviren ve Sina ve Mısır’ın diğer bölgelerini teröristlerden kurtaran bir kahraman olduğu geri kalan Mısırlıların dünyası. Bu iki taraf arasında çok az ortak bir zemin var. Bu nedenle, bir taraf müzik, bando ve dansla kutlama yaparken, diğer taraf ölülerini gömüyor ve “darbeyi dağıtmak” için bir sonraki protesto dalgasına hazırlanıyor.


ANAYASADA DERİN ANLAŞMAZLIK

Egypt Independent

Kurucu Meclis Başkanı Amr Musa, Mısır anayasasında silahlı kuvvetler ile ilgili maddelerin hala tartışıldığını ve taslak aşamasında olduğunu söyledi. Musa, aynı zamanda askeri temsilcilerin ve diğer komite üyelerinin değişikliklerin yönü konusunda tam bir mutabakat içerisinde olduklarını da belirtti. Musa, “Temel kural, yasadan önce eşitliğin garanti altına alındığı sivil ve demokratik bir anayasa oluşturmaktır. Telaşa mahal yok, komite bir aydan daha kısa bir süre önce oluşturuldu” dedi. Halk İttifakı Sosyalist Partisi Lideri Abdul Gaffar Şokr ise, ordunun anayasadaki yeri konusunda anlaşmazlıkların derinleştiğini iddia etti.
 

www.evrensel.net