Tekstil işçisi sendikasını arıyor

Tekstil işçisi sendikasını arıyor

İstanbul’da çeşitli atölye ve fabrikalardan tekstil işçilerinin yaptığı toplantıda “Bize gerçek sendikalar lazım” vurgusunu öne çıktı.

Ercüment Akdeniz

Tekstil sektöründe ucuz ve kaliteli mal üreten, sosyal haklar ve ücretler bakımından görece iyi olan Sümerbank gibi kamu işletmelerinin tasfiyesinin ardından geçen yıllarda, tekstil işçilerini tamamen serbest piyasanın dişlilerine teslim eden bir çalışma düzeni hakim oldu. Çalışma Bakanlığının kayıtlarına göre Türkiye’de bugün tekstil iş kolunda kayıtlı 1 milyonun üzerinde işçi çalışıyor. Merdiven altı diye tabir edilen kayıt dışı işçileri de bu rakama katınca bu rakam üç milyonu buluyor. En fazla kadın ve çocuk işçi çalıştırılan sektörlerden biri olan tekstilde, 3 milyon işçiye karşılık sadece 40 bin işçi sendikalı!
Bugün batı ülkeleri kadar, Uzak Doğu ve Uzak Asya’da Türkiye’nin tekstil pazarını tehdit ediyor. Çin, Endonezya, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde ayda 30-40 dolara çalıştırılan işçilerin sırtından sağlanan yüksek kârlar, pazardaki dengeleri çoktan altüst etmiş durumda. Tekstil patronlarıyla aynı dilden konuşan AKP hükümeti de, dengeyi yeniden sağlamak için daha ucuz bir iş gücü yaratmaya çalışıyor.
Sektörde örgütlü DİSK’e bağlı Tekstil, Türk-İş’e bağlı TEKSİF ya da Hak-İş’e bağlı Öz İplik-İş arasında ayrım yapmadan denebilir ki tekstil sendikaları tarihinin en mecalsiz dönemini yaşıyor. Son yıllarda ağır çalışma koşullarının ve çok düşük ücretlerin de etkisiyle mücadele eğilimi artan tekstil işçilerinin de gördüğü ve gösterdiği bir gerçek bu. Sendikalı sendikasız tekstil işçileri, mevcut sendikalara güven duymuyor.

İŞÇİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKİYOR

İşçiler kendi aralarında örgütlenerek yaptıkları eylemlerle haklarını talep ediyor. Mersin Serbest Bölgede kuralsız çalıştırmaya isyan eden binlerce genç işçi günlerce eylem yapmıştı. Antep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışma koşullarına isyan eden sendikalı ve sendikasız binlerce işçi, toplu şekilde iş bırakarak taleplerinin bir bölümünü kabul ettirdi. İstanbul’da 5 bin nakış işçisi cumartesi çalışmasının kalkması ve ücretlerin yükselmesi için yaptığı grevde önemli bir başarı sağladı. Hakları gasbedilerek sokağa atılan Hey Tekstil işçileri aylarca süren bir mücadele sergilediler... Bu örnekler ve sayamadığımız daha nicesinde sendikalar neredeyse ortada yoktu. En son grup sözleşmeleri tıkanınca 40 yıl sonra ilk kez grev yapan TEKSİF sendikasının üyesi binlerce işçi de gelinen noktada sendikalarının tutumundan ve imzalanan sözleşmeden rahatsız.
Bu arada Sendikalar Kanunu’ndaki antidemokratik maddeleri dengelemek için konan noter şartının kaldırılması maddesi 7 Kasım’da yürürlüğe girecek. Bu, bir yandan mantar gibi yeni sendikaların türemesi demek. Bir yandan da işveren güdümlü yeni sendikaların önünün açılması demek. Fakat yine de, iyi değerlendirilebilirse eğer, noter şartının kaldırılması, güçlü bir sendikalaşma hamlesine vesile olabilir.

KOMİTELER KURULACAK

Bütün bu gelişmeler tekstil işçileri içerisinde tartışılıyor. Bu tartışmalardan biri de geçtiğimiz pazar günü İstanbul’da gerçekleştirilen bir toplantıda yapıldı. Kentin çeşitli fabrika ve atölyelerinde çalışan tekstil işçileri, bir araya gelerek yaşadıkları sorunları ve örgütlenmeyi tartıştı. Mevcut sendikal anlayışların eleştirildiği toplantıda, yeni bir sendika kurmak da dahil örgütlenme alternatiflerini tartıştılar. Tekstil havzalarında yaygın toplantılar yapmak ve komiteler kurmak kararıyla sona eren toplantıya katılan bir işçinin söylediği gibi “Bize gerçek sendikalar lazım” anlayışıyla hareket edecekler. Fakat bunun için öncelikle işyerlerinden başlayan bir tartışmaya ihtiyaç var.


NAKIŞ İŞÇİSİ SENDİKALAŞMAYI TARTIŞACAK

Masum Baş (Nakış İşçisi): Biz 3 bin 500 nakış işçisi olarak eylem yaptık, ama hiçbir sendika yanımıza gelmedi. 1 Haziran grevi ve üç günlük mücadelenin ardından cumartesi çalışmasını kaldırdık, maaşlara zam yapıldı. Birliğimizi gören Patronlar Derneği bizi taklit etmeye başladı. Aynı bizim gibi komiteler kurdu ve bölge temsilcileri seçti. “Yıllardır aidat veriyorum nihayet bir işe yaradı” diyen patronları biliyorum.
Sendika deyince tekstil işçileri geri duruyor. Trikoda en büyük işyeri olan Ebru Nakış’ta yaşanan olumsuz deney sonrası işçiler sendikalara güvenmiyor. Biz nakış işçileri olarak dernek kurduk, ama şimdi bu dernekte gerileme var. Patronlar şimdi cumartesi çalışmasını yeniden uygulamayı konuşuyor. Borçlar, krediler, işsizlik; patronlar bunları koz olarak kullanıyor. “Zaten hakkımızı aldık derneğe ne gerek var?” diyen arkadaşlarımız oldu.
Şimdi önümüzde zam aylarına dönük bir hazırlık var. Ücretlerimiz hep geri gidiyor ve konfeksiyon işçisi ücrette bizi geçti. Ocak zammı için mücadeleye hazırlanacağız. Nakış işçilerinin yakında bir de dergileri olacak. Nakış işçisi eski işçi değil artık. Sendikalaşmanın yollarını işyerlerinde arkadaşlarımızla tartışıp biz de bir karara varacağız.


YA DEĞİŞTİRECEĞİZ YA YENİSİNİ KURACAĞIZ!

Pisa Tekstil’den bir işçi (Küçükçekmece): TEKSİF greve gidecek haberimiz yok, düşünebiliyor musunuz? Sabah işyerine temsilci geldi, grev başlamış haberi yok. Sonra sendikadan ‘Dört işçi nöbetçi kalsın gerisi eve gitsin’ diye haber geldi! ‘Arkadaş’ dedim, ‘Niye eve gidelim, bizim işimiz burası, burada kalacağız!’ Grev bize ne kazandırdı? Öncelikle böylesi sendikalardan kurtulmamız lazım. Ya değiştireceğiz ya da yeni sendika kurmayı tartışacağız. 
Berila Tül’den bir işçi: Sorunlarımız çekilmez hale gelince şalter indirip eylem yaptık. İşveren vekili geldi ve dedi ki; ‘Ben de sizin gibiyim, bir aydır ayakkabı alamıyorum.’ Biz ona dedik ki; ‘Biz de üç aydır maaş alamıyoruz.’ Üstelik onun giydiği ayakkabı 150 lirayken, biz 10 liralık ayakkabı alamıyoruz. Sonuçta ne oldu? Öncü işçileri işten attılar. Biz yasaları internetten takip ediyoruz. Sendikalar bize hiç bilgi vermiyor. Sendikalar oteller yapmış ama kapılarını işçiye açmıyor. İşyerlerine ne zaman bildiri dağıtıldıysa mutlaka bir etkisi oldu. Bir defasında bildiriden sonra işveren sağlıksız maskeleri hemen değiştirdi.

Melek Sezer (Eski Hey Tekstil İşçisi): Biz Hey tekstilde 6 ay mücadele ettik. İşveren Süreyya Bektaş bizi mahkemeye verdi. Neymiş, işverenin çalışma özgürlüğünü elinden almışız! Bu memleketin savcısı da kalkıp bu davayı kabul ediyor! Bir buçuk senedir hep mahkeme koridorlarındayız. Sonuçta ne oldu, bizim içimize nifak tohumları saçtılar. Bakıyorum nakış işçilerinin arasına da nifak sokuyorlar. Biz bütün bunları yaşarken bu tekstil sendikaları nerdeydi? Hey’den sonra bu dördüncü işyerim. Nerede itiraz etsem hemen işten çıkarıyorlar. Bu toplantılara daha fazla işçi katmalıyız. Bakıyorum ülkede yüz binlerce tekstil işçisi var. Bir iş bıraksalar hayat duracak!


YÜKSEK SESLE SENDİKALAŞMAYI TARTIŞALIM

Sabri Topçu (Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı): Sendikacılar, bürokratlaşarak, yozlaşarak giderek alçaklık derekesine düştüler. Çünkü işçiden uzaklaştılar. Bu nedenle yeni bir sendikal hareket yaratılmalıdır. Evet, 7 Kasım'da noter şartı kalkıyor. Bunu işçilerin en iyi şekilde değerlendirmesi lazım.
Eskiden sigortasız çalıştırmak suçtu. Çalıştığım yerde 4 bin işçi vardı ama ben sendikanın ne olduğunu bilmezdim. Mücadele ve işçiler beni öne attı. Baktım EGO'da sendika yatıyor, arkadaşlarımla bu durumu değiştirmeye karar verdik. O zamanlar sendikacılar kravat taksınlar diye 5 lira fark alırdı. Şimdi öyle paralar alıyorlar ki, kimse maaşlarını ve kıdem tazminatlarını bilmiyor. Bu adamlar niye atölyelere gelsinler ki? Şimdi yeni bir sendika da kurulsa eğer işçi denetimi olmazsa o da bozuşacaktır.
Mutlaka sendikalaşacağız. Bugün artık yüksek sesle sendikalaşmayı tartışalım. Ayrım yapmadan işçileri örgütlemeliyiz. Ümitsiz ve karamsar olmayacağız. Bu baskı ve sömürü düzenine karşı hep mücadele edeceğiz. Örgütlü işçi grupları peşinden on binlerce işçiyi sürükleyecektir. Şimdi bütün bu tartışmaları işyerlerine, fabrikalar taşıma zamanıdır.


ALINAN KARARLAR

Tekstil işçilerinin olduğu havzalarda toplantılar yapılacak, komiteler kurulacak,
Noter şartının kalkacağı 7 Kasım tarihine kadar çalışmalar yoğunlaştırılacak,
Kasım ortasında yeni ve daha geniş bir toplantı örgütlenerek, işçilerin eğilimine göre sendikalaşmaya dair ortak bir yönelim belirlenecek,
Çalışmaların deneyimleri işçi basını aracılığıyla paylaşılacak,
Sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması için TBMM’ye önergeler hazırlanacak. (İstanbul/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net