Torba torba yasa, paket paket demokrasi

Torba torba yasa, paket paket demokrasi

Yasaların torbalara doldurulduğu, demokrasinin paketlerle getirildiği bir hükümetten demokratik bir söylem beklemek çocukça hayalden başka bir şey değildir.

Berfin Özer

Geçtiğimiz Pazartesi günü, aylardır reklamı yapılarak halkta bir beklenti oluşturulmaya çalışılan demokratikleşme paketi açıklandı. Tahmin edildiği gibi istekleri karşılamadı. Göz boyamak için birkaç değişiklik vardı sadece. Ana dilde eğitim konusunda ise gereken yapılmadı ve yapılanlar lütuf gibi gösterildi.
Tarih boyunca bu topraklarda yaşayan bir millete, kendi dilini parayla yabancı dil olarak öğretmek hakların iadesi olamaz. Bu yapılanların sonucunda da minnet beklenemez. Bunun seçim kampanyası olduğu açıktır. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışmak, olması gerekeni lütuf gibi göstermek egemenlerin yüzyıllar boyunca kullandığı bir taktiktir.
Bir halkın var olmasını sağlayan etkenlerden en önemlisidir dil. Dilin yok olmasıyla birlikte o kültürün diğer öğeleri de silinir tarihten. Öte yandan kendi diline yabancı olan bir insanın bu dilde eserler vermesi mümkün olmadığı için dilin gelişimi de sekteye uğrar. Kendi dilini öğrenemeyen ya da kendi dilini konuşamayan kültürlerin uzun süreli olması zordur.

ASIL SORUN ZİHNİYETTE

Yaşadığımız yüzyılda ana dilde eğitimin hala bölücülük olacağını düşünen insanlar var. Bir halkın kendi dilini konuşması nasıl zarar verebilir ki senin devletine. Bir yandan Türkiye’deki bütün halkların kardeş olduğunu söyleyeceksin diğer yandan o halkın dilini yok sayacaksın. Sen istemiyorsun diye bir halk mahrum kalamaz kendi dilinden.
Dünyanın farklı yerlerinde de birden fazla resmi dile sahip olan ülkeler var. Halkların kendi ana dillerinde konuşması, birbirlerini daha iyi anlayabilmek için birbirlerinin dilini öğrenmeye çalışması, halkların kardeşçe bir arada yaşamasının teminatıdır. Ve bu ülkelerde sorun yaratmamıştır bu durum. Asıl sorun bunu kabul edemeyen, halkların arasına suni ayrılıklar yaratarak kendi iktidarını devam ettirmeye çalışan zihniyettedir.
Son olarak unutmamamız gereken bazı noktalar var. Ana dilde eğitim haktır, hediye değil. Hele ki özel okullarda ana dilde eğitimin önünü açmak Kürt halkına yapılmış bir hakarettir. Alevilerle ilgili düzenlemelerin daha sonra yapılacağının açıklanması, Alevileri ikinci sınıf vatandaş yerine koymak anlamına gelmektedir. Yasaların torbalara doldurulduğu, demokrasinin paketlerle getirildiği bir hükümetten başka bir şey beklemek çocukça bir hayalden başka bir şey değildir. Yapılması gereken buna teşekkür etmek değil, tüm demokratik haklarımızı alana kadar mücadeleye devam etmektir. Ne demiştik: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.

DEVLETİN LÜTFU DEĞİL BORCU

Ülkenin bölünmesi, devletin zarar görmesi gibi bahanelerle engellenmeye çalışılan ana dilde eğitim sahip olunması gereken doğal bir haktır. Bunu engellemeye çalışmak bütünüyle saçma bir milliyetçiliktir. Ve hiç kimsenin bunu engellemeye hakkı yoktur. Bu ülkedeki insanlar kendisine tamamen yabancı bir dili öğrenmeyi ve bu dili bilmek zorunda kalmayı kabul ederken, diğer insanların kendi dillerinde eğitim almalarına nasıl tepki gösterebilir ki. Üstelik yıllardır kimliğini saklayarak her gün; “Ne mutlu Türküm diyene” ile biten yeminler etmek zorunda bırakılan bir halktan bahsediyoruz. Yıllardır ötekileştirilmiş, gelişmesine izin verilmemiş ve daha sonra da bu yüzden eleştirilmiş bir halktan bahsediyoruz. Hal böyleyken devletin lütfu değil, borcudur ana dil eğitimi.

Paşa Karaca Anadolu Öğretmen Lisesi / İskenderun

www.evrensel.net