Hey Tekstil işçileri hakkını aradı, davalık oldu

Hey Tekstil işçileri hakkını aradı, davalık oldu

Tazminatlarını ve üç aylık ücretlerini almak için direnen HEY Tekstil işçileri, meğer patron Süreyya Bektaş'ın çalışma hürriyetini engellemiş! İşçiler dün ifade verdi.

Hey Tekstil Patronu Süreyya Bektaş, tazminatlarını ve üç aylık maaşlarını vermeden işten attığı işçiler hakkında bir de iş ve çalışma hürriyetini ihlal ve tehdit suçlamasıyla dava açtı.
12  Şubat 2012 tarihinde gerekçe belirtmeden 400’ü aşkın işçi; üç aylık ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları verilmeden işten atılmıştı. İşçiler hakları için fabrika önünde çadır kurmuş ve pek çok yerde eylem yapmıştı. İşçiler hâlâ kıdem ve ücret tazminatlarını alamazken, direnişteki 13 işçi hakkında 18 Mart tarihinde Süreyya Bektaş’ın fabrikaya girişini engelledikleri gerekçesiyle iş ve çalışma hürriyetini ihlal ettikleri suçlamasıyla dava açıldı. Davanın ilk duruşması, dün, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinde görüldü. Süreyya Bektaş’ın gelmediği duruşmaya işçiler ve avukatları katıldı. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, işçilerin suçlamalara ilişkin ilk ifadeleri alındı.

İşçilerden Naime Solmaz, hakları için iş yerinin önünde beklediklerini ancak giriş çıkışları kesinlikle engellemediklerini ifade ederek şöyle devam etti: “Biz o fabrika önünde 300 kişiydik. Engelleme söz konusuysa neden sadece 13 kişi hakkında dava açıldı.” İşçilerden Hakan Oğuz da, bütün işçilerin işten atıldığını,  işyerinde sadece iki muhasebeci ve güvenlik görevlilerinin kaldığını söyleyerek, “Kimi engellemişiz” diye sordu. Yıllarca emek verdikleri fabrikadan gerekçesiz atıldıklarını belirten Nurcan Boz ise, suçlamaları kabul etmediğini vurguladı.

400 İŞÇİ KENDİ İSTEĞİYLE AYRILMIŞ!

İşçilerin savunmasının ardından Süreyya Bektaş’ın avukatı Rukiye Eryıldır söz aldı. İşçilerin kendi istekleriyle işten ayrıldığını ileri süren Eryıldır, 12 şubat tarihinden sonra da fabrikada hâlâ 500 işçinin çalışmaya devam ettiğini söyledi. Yargılanan 13 kişinin  işçileri kışkırttığını iddia eden Eryıldır, medyayı ve işçilerin eylemine destek veren siyasileri ve kitle örgütlerini de eylemleri kışkırtmakla suçladı.

‘ANAYASAL HAKLARINI KULLANDILAR’

Tüm işçiler adına savunma yapan Avukat Özcan Karakoç da, işçilerin kendi istekleri ile işten ayrıldıkları iddiasının doğru olmadığını kaydetti. İşten atmaların basına da yansıdığını söyleyen Karakoç, “İşçiler fabrika önünde anayasal hakları olan gösteri hakkını kullanmıştır. Sendikalar ve kitle örgütleri de onlara destek vermiştir. Kaldı ki Güneşli Polis Karakolundan, güvenlik şube ve sendikalar masasından görevli polisler de hep oradaydı. Yasa dışı bir durum olması halinde polisler müdahale eder, işlem yaparlardı” diye konuştu.  İddianamede, çadır kurma tarihinin 18 Mart 2012 olarak gösterildiğini ancak o tarihlerde henüz işçilerin çadır kurmadığını söyleyen Karakoç, Karakol, güvenlik şube ve sendikalar masasından fabrika önünde çekilmiş görüntünün olup olmadığının sorulması ve yine Bağcılar Belediyesinden çadırın kurulduğu tarihin sorulmasını istedi. Duruşma 6 şubat tarihine ertelendi.

‘TOMBALADAN 13 KİŞİ ÇEKTİ’

Duruşma sonrasında  işçiler davayı gazetemize değerlendirdi. Nurcan Boz,”Bunca kişinin  tazminatı ve maaşı içerde. Süreyya Bektaş hangi cüretle dava açıyor” diye tepki gösterdi. Yasaların patronların çıkarlarına göre hazırlandığını söyleyen vurgulayan Boz, “İşçiyi koruyan yasa yok. Yoksa Süreyya Bektaş bugün bizim yerimizde otururdu” dedi. Haklarını korumak için fabrika önünde beklediklerini söyleyen Melek Sönmez de,  “Bu dava Süreyya Bektaş’ın kişiliğini gösteriyor. O yüzden sürpriz olmadı” dedi. Süreyya Bektaş’ın 400 kişiye dava açmaya cesaret edemediğini söyleyen Hakan Oğuz ise, “Tombaladan çeker gibi 13 kişiyi seçtiler ve dava açtılar. İnsanlar hâlâ tazminatlarını ve ücretlerini alamadı” diye tepki gösterdi.  (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net