Mültecilerin katili kim?

Mültecilerin katili kim?

Ülkelerini savaş ve yoksulluk gibi nedenlerle terk etmek zorunda kalan mülteciler bir umut olarak gördükleri Avrupa sınırlarına ulaşmaya çalışırken can veriyor. Son örnek yine İtalya. Ölü sayısı ise 300'den fazla.

Ülkelerini savaş ve yoksulluk gibi nedenlerle terk etmek zorunda kalan mülteciler bir umut olarak gördükleri Avrupa sınırlarına ulaşmaya çalışırken can veriyor. Son örnek yine İtalya. Ölü sayısı ise 300'den fazla.

İtalya, yaklaşık 500 Afrikalı göçmenin çoğunun, sahilleri açıklarında batan gemide boğularak ölmesi ardından ulusal yas ilan etti. Lampedusa Adası açıklarında batan gemiden en az 127 kişinin cesedine ulaşıldı, fakat yetkililer ölü ve kayıp sayısının toplam 300 civarında olduğunu doğruladı. Sahilden bir kilometrenin altında bir mesafede batan geminin içinde kalmış çok sayıda kişinin cesedine halen ulaşılmaya çalışılıyor. 20 metre uzunluğundaki gemiden 150’yi aşkın göçmen sağ olarak kurtuldu. Birleşmiş Milletler göçmenlerin çoğunluğunun Somali ve Eritreli olduğunu söyledi.

TUNUSLU KAPTAN TUTUKLANDI

İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, Lampedusa’yı ziyareti sırasında basına yaptığı açıklamada, geminin 35 yaşındaki Tunuslu kaptanının tutuklandığını açıkladı. Angelino Alfano, ‘‘Bu bir İtalyan tradedisi değil, Avrupa’nın trajedisidir. Lampedusa adasını İtalya’nın değil, Avrupa’nın sınırı olarak düşünmek gerekir.’’ diye konuştu. Footage from Lampedusa showed bodies being laid out on the dockside. Lampedusa Valisi Giusi Nicolini kazadan sonra yaşanan sahneyi aralıksız yaşanan bir korku olarak tanımladı. Reuters’a göre Giusi Nicolini “bu korkunç bir görüntü, burası sanki bir mezarlık ve hala aralıksız olarak cesetler çıkmaya devam ediyor.”

CESETLER DEPODA

Arama kurtarma çalışmaları sırasında bir Eriteli göçmen kadın zorla nefes almaya çalıştığı esnada kurtarıldı. Fakat kadının yaşama şansı oldukça düşük. Çıkarılan cesetler sonrasında adanın havalimanında bulunan bir depoya götürüldü.  Yaşanan facia mültecileri yeniden Avrupa ülkelerinin gündemine getirdi. İtalya açıklarında yaşanan felaket, Avrupa’ya geçmek için Akdeniz yolunu kullanan mültecileri yeniden Avrupa ülkelerinin gündemine taşıyacak. (DIŞ HABERLER)


ÇORABATIR: İNSAN KAÇAKÇILIĞI SEKTÖR OLDU

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkan Yardımcısı Metin Çorabatır gazetemize İtalya’da yaşanan mülteci felaketini değerlendirdi. Çorabatır göç veren ülkelerin çoğunun ekonomik durumuna bakıldığında, aynı zamanda çok fakir ülkeler olduğunu görüyoruz diyerek “Fakirlik istikrarsızlığı doğuruyor, istikrarsızlık fakirliği körüklüyor. Uluslararası toplumun daha dengeli bir dünya düzeni için  kökünden bu konuya eğilmesi lazım. İnsan kaçakçılığı bir sektör haline geldi. Büyük paralar kazanıyorlar insanlar üzerinden. Bu tür örgütlerle yeteri kadar mücadele edilmemesi değiştirilmesi gereken bir durum. Mesela İtalya Avrupa Konseyinin taslak raporunda bu konudaki yetersizliği yüzünden ciddi bir şekilde eleştiriliyor. Yeteri kadar insani koşullarda kabul merkezleri kurulmadığı, kimi zaman bu insanların geri dönmeye zorlandığı konusunda eleştiriler var. Bu mekanizmaların düzeltilmesi lazım. Kim uluslararası korumaya gerçekten ihtiyaç duyuyor, bunu tespit edebilecek mekanizmalar lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye dahil dünya kamuoyu ancak böyle acılar yaşandığında bu konulara eğildiğini belirten Çorabatır “ İtalya’ya Türkiye üzerinden Suriye ve Afganistan’dan insanların gidişleri çoğaldı. Deniz yoluyla İtalya’ya gidiyorlar. Türkiye, Geri Kabul Anlaşması’nı imzalamaya yanaşmıyor. Kabul merkezlerinin oluşturulmasında sorunlar çıkıyor. Ankara’da kurulacaktı iptal edildi. Sadece Türkiye değil, bütün ülkelerin yapması gerekenler var. Bunlar geniş bir iş birliğiyle yapılabilir.” bilgisini verdi.  (Ankara/EVRENSEL)


EMPERYALİZM İNSANLARI ÖLÜME SÜRÜKLÜYOR

Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu da, emperyalist ülkelerin kendi çıkarları için az gelişmiş ülkelerde savaş ve krizler çıkartarak insanları göçe zorladığını vurguladı. Göçün nedenleri arasında gelişmiş ülkelerin ucuz iş gücü arayışı olduğuna da dikkat çeken Müftüoğlu, “Büyük ölçüde küreselleşmeyle beraber üretim, emeğin ucuz olduğu ülkelere kaydı. Ancak merkez ülkelerde de emeğin kullanılması gerekir. Bu yüzden gelişmiş olan ülkeler resmi göç politikalarını değiştirdiler. Yasal göç yerine göçü yasaklayarak yasa dışı hale getirdiler. Ortadoğu ve Afrika’da savaşlar  ve krizler nedeniyle insanlar kaçak yollardan göç etmeye başladı. Yani bu trajedilerde Avrupa Birliği’nin politikalarının önemli sorumluluğu var” dedi. İnsanların kaçak oldukları için hiçbir güvenceleri olmadan çalıştırıldıklarını da söyleyen Müftüoğlu, “Kötü koşullarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Kapılar üzerlerine kitleniyor. Yani gelişmiş ülkeler bu yasa dışı hali kullanıyor. Danışıklı dövüş gibi” diye ekledi.   

‘SAVAŞ VE YOKSULLUKTAN KAÇIYORLAR’

Konuyu gazetemize değerlendiren Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Taner Kılıç, gelir dağılımındaki dengesizlikler, ayrımcılık, savaş, insan hakları ihlalleri gibi nedenlerle insanların ölümü göze alarak ülkelerini terk ettiklerini vurguladı. Teknik bir tanım olarak ülkesinden ekonomik nedenlerle ayrılanlara göçmen, siyasi nedenlerle ayrılanlara mülteci dendiğini söyleyen Kılıç, “Ancak bu ekonomik nedenlerin temelinde o ülkedeki siyasi baskılar, etnik ve dini ayrımcılıkların olduğunu görüyoruz. Yani kişinin normal bir iş yaşamına sahip olması, eğitim alması yani yaşayabilmesi mümkün değil. Bu yüzden  göçmen gibi görünen insanların da iltica tanımına girmesi ve uluslararası koruma altına alınması gerektiğini söylüyoruz” dedi. Suriye’deki savaş nedeniyle Avrupa’ya kaçarken Menderes nehrinde yaşamını yitiren 63 Kürt yurttaşı örnek veren Kılıç,  “İnsanların paraları ve telefonları alınıyor. Üstüne insanlara dayak atılıyor. Lastik botlar patlatılıyor. Teknelerin motorları alınarak denize bırakılıyor” diye konuştu.

‘GİRİŞLER ZORLAŞTIKÇA, TEHLİKE ARTIYOR’

Burada faturanın yalnızca insan kaçakçılarına çıkartılmaması gerektiğine de dikkat çeken Kılıç, devletlerin sınırlarını korumak adına ülke girişlerine adeta duvar ördüğünü söyleyerek şöyle devam etti: “İnsan kaçakçılığı bu tür yolculuklarda bir sonuçtur. Mültecilere ilişkin Türkiye’de dahil Avrupa ülkelerinin taraf olduğu Ülkelerin 1952 Cenevre Sözleşmesi var. Buna göre mültecilere ülkelerin sınırları açık olmalı. Bu sözleşme illegal olarak girişleri suç sayılamayacağını düzenler. Ancak ülkelerin sınırlarını koruma yetkisi de var. Bu yüzden İtalya, Yunanistan gibi pek çok yerde sınırlara kolluk kuvvetleri konuşlandırılarak kalın duvarlar inşaa edildi. Ülkeye girişler zorlaştıkça daha ölümcül daha tehlikeli yollara başvurmak zorunda kaldılar. İnsan kaçakçılarına daha çok para ödediler. Örneğin sahil güvenlik fırtınalı günlerde devriyeye çıkmıyor diye fırtınalı günlerde yola çıkıyor.” Bu yüzden ülkelerin insan haklarına dayalı bir sınır kontrolü yapması gerektiğini söyleyen Kılıç, “Deniz sınırından bir tekne yaklaşıyor. Bunun içinde kim olduğunu bilemezseniz. Bunlar göçmen de olabilir. Adi suçlu da olabilir. Dolayısıyla bir ülkenin kendi sınırlarına giren kişiyi alıp, ne için geldiğini sorgulaması gerekir. Kendi veri tabanıyla değerlendirmesi gerekir. İltica nedenleri varsa iltica hukukundan yararlanması gerekir” diye ekledi. Devletler ve ülkelerin bu meseleye duyarlı davranması gerektiğinin altını çizen Kılıç, “Gönül ister ki herkes kendi ülkesinde huzurlu ve mutlu yaşasın. Bizim nihai hedefimiz de bu. Bunun koşullarının aranması lazım. Ama pratikte dünyaya bakıyoruz. Birçok yerde kan ve gözyaşı bitmiyor tam tersi daha çok artıyor” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)


UMUT YOLCULUKLARI ÖLÜMLE SONLANIYOR

Mona Chalabi

Her yıl binlerce mülteci Avrupa’ya ulaşmak için, İtalyan Lampedusa Adası’nı kullanıyor. Avrupa’ya yapılan bu son yolculukta ne yazık ki gemi kıyılara ulaşamadan battı. Sonucunda yüzlerce mülteci yaşanını yitirirken, onlarcasının cesedine hâlâ ulaşılamadı. Ne kadar insan Avrupa’ya ulaşmak için yaşamını tehlikeye atabilir? Üstelik bu yol bilinen en tehlikeli yollardan ise.  

Kullanılan botun devrilme tehlikesi olsa da, duvar gibi yükselen dalgalara karşı savaşmak olsa da birçok mülteci bu  zorlu yolculuğa umutları için çıkıyor. Bu durum özellikle bu yol için geçerli. 6.000 nüfusuyla 20.2 km2 yüzeyi ile Lampedusa Adası özellikle Kuzey Afrika’dan gelen mültecileri durdurmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu yasa dışı yollardan Avrupa’ya gelen mülteci sayısını hesapladığında, mültecilerin en çok Avrupa ülkelerinden en çok İtalya, İspanya ve Malta ülkelerine göç ettiklerini açıkladı. BM aynı zamanda göç ederken yolunu kaybeden ve yaşamını kaybeden mültecilere dair rakamlarda verdi. Sadece İtalya’da 2006 ve 2011 yılları arasında 3 bin mültecinin yaşamını yitirdiğini söyledi.


RAKAMLARLA GÖÇMEN SORUNU

*1988 yılından beri 19.142 insan Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışırken hayatını kaybetti. * Sadece 2011 yılında ise ölenlerin sayısı 2.352. * Son 10 yılda  6.707 mülteci Sicilya kıyılarında hayatını kaybetti. * 2011 yılında 571 bin mülteci Almanya’ya, 210 bin mülteci Fransa’ya, 194 bin mülteci Britanya’ya 87 bin mülteci İsveç’e, 75 bin kişi Hollanda’ya göç etti. (DIŞ HABERLER)

www.evrensel.net