Paketten ‘seçim manevrası’ çıktı

Paketten ‘seçim manevrası’ çıktı

DEMOKRATİKLEŞME Paketi’nin içinde neler olacağı günlerdir kamuoyunda tartışılıyordu. Başbakan, nihayetinde açıkladı. Uzun bir ‘salı konuşmasının’ ardından paketin içeriğine ait merak edilen yanıtları iki bölüm halinde sundu. İlk bölümde yasal, ikinci bölümde ise idari olarak yapılacak/yapılabilecek d

Fehim Işık

OLACAKLAR DEĞİL, OLMAYACAKLAR BELLİYDİ

Konuyla ilgili yazdığımız her değerlendirmede üstüne basa basa dedik; bir kez daha tekrar edelim: Pakette nelerin olacağını bilmiyoruz ama nelerin olmayacağını biliyoruz, demiştik. Sunulan pakette bu yaklaşımı yanıltan belki de tek somut adım oldu: Andımız’ın kaldırılması...
Andımız’ın, doğrusu bir tek azınlık okullarında kaldırılması bekleniyordu. Başbakan, bir yönetmelikle bile yapılması mümkün bu değişikliği, nihayetinde 11 yıl sonra somut ifadelerle kaldıracaklarını söyledi.
Olmayacağını bildiklerimizden biri seçim barajıydı. Başbakan, “Seçim barajı kaldırılmayacak. Meclise gelmek isteyen daha çok çalışsın,” diyordu. Bu kez, üç farklı alternatifi tartışmaya açarak eski söylemini nispeten yumuşattı.
Tabii seçim barajı tartışmalarından ne çıkacağını, Hükümetin, özellikle kendi iktidarını riske sokacak demokratik bir seçim yasasını nasıl değerlendireceğini, Hükümetten yana umutlu olmasak da önümüzdeki günlerde daha somut göreceğiz.
Bir diğer bildiğimiz şey ise KCK davasından haksız bir şekilde tutuklananların bırakılmasına dönük değişikliklerin olmayacağıydı. Bu konuda da zaten Başbakan tek bir söz etmedi. Görünen o, KCK tutuklularının rehine pozisyonu devam ettirilecek...
Paketten çıkanlarla ilgili Başbakan’ın anlattıklarına gelince; bunların önemli bir kısmı zaten günlerdir bir şekliyle basına servis ediliyordu. Ana dilinde eğitimin özel okullarda serbest bırakılması, eski yer isimlerinin iadesi, Türkçe alfabede olmayan harflerin kullanımına dönük yasakların kaldırılması gibi değişiklikleri günlerdir Hükümete yakın kalemlerin yorumlarında, açıklamalarında okuduğumuz için sürpriz olmadı.
Ana dilinde eğitimin yaşamın tüm alanlarında serbest bırakılmadığı bir toplumda, Başbakan’ın ‘yapacağız’ dedikleri, başkalarını bilmem ama en azından Kürtler açısından tatminkâr olmayan geç kalınmış adımlardır.

HER DEĞİŞİMDE MÜCADELENİN İMZASI VAR

Şurası çok açık ki Hükümet özellikle ilk iki döneminde hiçbir hükümete nasip olmayan bir destek alıyordu. Askeri vesayetin kaldırılması ve demokratikleşme ile ilgili adımlarda, Türkiye’de AKP’ye oy veren-vermeyen geniş bir kesim Hükümete açık çek verdi. Üçüncü döneminde ise Hükümet daha önce kendisine verilen bu çek ile edindiklerini ne yazık ki hovardaca harcıyor. Deyim yerindeyse, parası varken ödemeyi taksit taksit yapmayı tercih ediyor.
Daha öncekiler de, bu Hükümet döneminde açılan paketler de esasen toplumsal taleplerin, uzun erimli mücadelelerin ortaya çıkan sonuçlarıdır. Yıllar önce, yok sayılan bir Kürtçeden Kürtçenin dershanelerde öğretilmesine olanak sunulması, 2009’da devlet televizyonunun Kürtçe yayına başlaması; şimdilerde ise bir adım öteye geçilip ana dilinde eğitimin özel okullarda serbest bırakılması, elbet yönetenlerin bir sabah kalkıp karar verdikleri yaklaşımlar değil.
Toplumun farklı kesimleri engelleyici, dışlayıcı, yok sayıcı garabetlerin ortadan kalkması için hep mücadele verdi, bunun için ağır bedeller ödedi. Tam karşılığını almaları gereken dönemlerde ise Hükümet hep aynı yalana sığındı: “Toplum hazır değil.” Kendisinin bile inanmadığı bu yalanın karşılığında ise kendi takvimine uygun, toplumu tatmin etmeyen, geç kalınmış adımlar atmayı yeğledi...

PAKETİN HAZIRLANIŞI DIŞLAYICI

Hükümet paketi hazırlarken kimseden görüş alma gereği duymadı. Kapalı kapılar ardında Hükümete yakın bazılarının görüşünü almasının da zerre kıymeti harbiyesi yoktur.
“Barış ve Çözüm Süreci” ile ilişkisi ise zaten Başbakan’ın uzun ‘salı konuşması’nda kendini ele veriyordu. Başbakan, daha önce de defalarca yazdığımız gibi süreci seçime kadar uzatacak bir yolu deniyor. Hatta takvimi, sadece kendisi belirlemekle kalmıyor ciddi bir riske girerek, “hazır değil” dediği toplumu yine kendisi biliyor...
Görünen o, Hükümetin rahatsız olmasına, bu kesimleri ‘bedbaht’ ilan etmesine rağmen, son paket de Kürtleri, Alevileri, toplumun ötekileştirilmiş, yok sayılmış diğer kesimlerini tatmin etmedi. Tatmin olmayan bu kesimlerin bahtına da bir sonraki seçim kaldı.
2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yeni bir pakette buluşmak üzere...

www.evrensel.net