Sorgulayarak yaşayın

Sorgulayarak yaşayın

Ne oldu canım burda, neden kavga ediyorlar? Valla abla ne diyim yav, yer kavgası ediyorlar. Ben de anlamadım bir şey!!!Abim diyor burası benim yerim, o diyor git, küfür ediyor, ben açtım burda tezgahı diyor! Kocaman yer kime yetmez abla yav?”Bu konuşma, Afyon’a Urfa’dan gelmiş bir gençle aramda geçti. Okula gitmek için otob&uum

Halime Yılmaz

Ne oldu canım burda, neden kavga ediyorlar? Valla abla ne diyim yav, yer kavgası ediyorlar. Ben de anlamadım bir şey!!!Abim diyor burası benim yerim, o diyor git, küfür ediyor, ben açtım burda tezgahı diyor! Kocaman yer kime yetmez abla yav?”
Bu konuşma, Afyon’a Urfa’dan gelmiş bir gençle aramda geçti. Okula gitmek için otobüs bekliyordum ki, bir anda küfürler savruldu. Kavga başladı ve bir anda da bitti. Herkes baktı fakat kimse müdahale etme gereği duymadı. Öylece bitti. Belki tenlerinin esmerliğinden, belki de şivelerinden... Sonuç olarak sadece bakmakla yetinip, enteresan yorumlar yapmakla yetindi sevgili iktidar halkı... En ilginç yorum da, kapalı bir kadının yanımdan geçerken, bir diğer kadın arkadaşına ‘Alevi PKK’SI BUNLAR Alevi PKK’sı... Nasıl bir hayal ürünüdür, nasıl bir hayal gücü eylemidir? Alevi ve PKK’yi ayrı ayrı biliyorum. PKK’li olan Aleviler de vardır kuşkusuz ama Alevi PKK’sı yakıştırmasını da ilk defa duydum doğrusu...
Duyarsızlaşıyor insanlar, ya da hoşlarına bile gitmiştir. Sonuçta iki Kürt kavga ediyor!.. Asıl konu bu değil, asıl konu Afyon’un merkez yerinde oluyor bu kavga, yani polis devriyelerinin sürekli gezindiği bir alan... Ayrıca emniyete de çok yakın. Buna rağmen polis dahi müdahale etmedi. Gezi eylemlerinde, genç yoldaşları vurup öldüren, bacağı olmayan adama su sıkan, gaz bombalarıyla, TOMA’larıyla hayatı felç eden, birbirlerine küfretmeyen çocukları hastanelik eden polisler var ya, işte onlar kıllarını dahi kıpırdatmadılar... Bunları görerek, duyarak, yaşayarak nasıl duyarsızlaşabilir insan? Şu gelmez mi akla? ‘Kürt’üm deme de, devrim yapma da, sorgulama da, sistem sana ne dayatıyorsa onunla yetin de, sen düşünme ben seni senin yerine de düşünürüm, yeter ki bunları düşünme yapma...Uyuşturucu mu? Tabii tabii. Kürt Kürt’ü dövdü. Dövsün tabii. Duyarsızlaşıyoruz! Ne güzel ne güzel! İnsanlar ölüyor.
Görmedim, duymadım, bilmiyorum!.. Suçlusu sensin. Olabilir, kurşun sekti, kendimi korudum, kurşunlar plastik sanıyorduk vs. vs... Bir durun, bir durun Allah aşkına, bir kendinize dönün ne yapıyorsunuz? Bir sorgulayın, bir düşünün ne yapıyorsunuz? Eve gittiğinde çocuğun ‘Baba o copla ne yapıyorsun, o silah ne işe yarıyor?’ diye sormuyor mu? Gel çocuğum, gel de otur yanıma anlatayım sana... Bak ben bunlarla üniversiteli abi ve ablalarını dövüyor ve öldürüyorum mu diyorsun? Sormuyorlardır muhtemelen ama sorduğunu farz et, en azından sadece bunu düşün... Benim bildiğim anne ve babalar, çocuklarına yalan söylemezler. Dürüsttürler onlara karşı çocuğuna bunları söyleyecek kadar cesaretli misin?
Burada aklıma Min Dit filmi geldi. Miraz Bezar’ın güzel bir filmi. Orda bir sahne vardı. Çocuk babasının ne iş yaptığını bilmiyor. Ve annesi, babası o adam tarafından öldürülmüş çocuk, onun katil olduğu yazılı bir kağıt dağıtıyor sokağa...Ve çocuk onu görünce şaşırıyor. Babası da deliler gibi o kağıtları toplayıp yırtıyor hatta sokağa inip kağıdı okuyan herkesin elinden çekip alıyor. O da iktidar koruyanıydı. Demek istediğim o kadar cesaretli değilsin...
Çocuğuna gerçekleri anlatmaya başladığın gün, insanları öldürmeyecek ve coplamayacaksın. İşte o zaman, eve döndüğünde vicdanın rahat olacak. Çünkü abi ve ablaları öldürmemiş olacaksın. Sorgulayarak yaşayalım yoldaşlar. İnsan değerli bir varlıktır. O halde düşün bu değerli varlık neleri hak ediyor, nasıl bir yaşamı? Bunlara cevaplar bulma çabasında olma umuduyla. Sorgulayarak yaşayalım...

Afyon Kocatepe Üniversitesi

www.evrensel.net