Suriye’nin silahsızlandırılması ne anlama gelir?

Suriye’nin silahsızlandırılması ne anlama gelir?

New York Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden emekli Profesör James Petras Uruguay’da yayın yapan Radyo Centenario’ya verdiği röportajda Suriye’ye ilişkin son durumu değerlendirdi. Petras, Suriye’nin silahsızlandırıldıktan sonra zayıf düşürüleceğini ve sonrasında da saldırıya maruz kalabileceğini,  bunun daha

Efrain Chury Iribame

IRAK’A GİDEN MÜFETTİŞLERİN BAZILARI ABD AJANLARIYDI

EChI: Suriye konusunda son durumla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

JAMES PETRAS : Şu anda ABD’de Suriye konusunda barışçıl çözüme yönelik diplomatik süreci frenleme olasılıkları olduğunu gösteren birtakım resmi sunumlar söz konusu
Örneğin Suriye’nin elindeki kimyasal silahlarını incelemeye giden müfettişler konusu...
Müfettişler bu konunun uzmanı kişiler olabilirler ancak bu kişilerin, Suriye’deki hükümet yetkililerince benimsenen herhangi bir önlemi kötüye kullanacak politik yakın ilişkileri ve yönlendirenleri olabilir. Bunun örneğini Irak’ta gördük. Irak’a gelen müfettişlerin bazısı ABD ajanlarıydı. Silah araştırması yapmaya gittiklerinde sonraki ABD saldırısı ve bombardımanı için yararlı bilgiler toplamışlardı. Bunlar emperyalizm ve işe girişildiğinde hava saldırılarını kolaylaştırmak için araştırma yapmışlardı.
Bu nedenle bu konuda müfettişlerin kim ve nasıl insanlar olduğu çok önem arz etmektedir. Açıkçası Batı ülkeleri,  sorun çözmek yerine yeni bir askeri saldırı için gerekli koşulları sağlayacak ve kendi gündemleri adına hareket edecek müfettişler istemektedirler.

OBAMA SURİYE’Yİ VURMAKTA KARARLI

EChI: Sizce Barack Obama Suriye’yi bombalamakta kararlı mı?
JAMES PETRAS : Kesinlikle kararlı. Şu anda yapılan anlaşma, içinde bulunulan koşullarla bağlantılı bir şey. Çünkü Washington politik olarak iyi durumda değildi. Unutmamak gerekir ki Kuzey Amerika kamuoyu ve Kongresi savaşa hayır dedi; en savaş yanlılılarının bir kısmı bile savaşa karşı çıktı. Uluslararası durumu konuşmaya bile gerek yok; ABD saldırıyı başlatma konusunda komşularından beklediği desteği bulamadı. Daha çok da oldukça tartışmalı bir sorun vardı; bu da bu bombardımandan kimin nemalanacağı sorunu idi. Örneğin radikal İslamcılar bundan kârlı çıkabilirdi. Bunlar hükümet açısından oldukça olumsuz değerlendirmelerdi.
Şu anda ortalık sakin; Kongre oturumu yok, savaş olmayacağı için kamuoyu rahat. Dolayısıyla muhalefetin azaldığını ve Washinghton’un karşısında aynı direncin olmadığını söyleyebiliriz.

İRAN’IN ILIMLI YAKLAŞIMLARI SÜRDÜ

Müdahale tartışmaları esnasında süreçte ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry’in “İran sorunu” nun merkez sorun olmayı sürdürdüğünü ifade etmesidir; İran’ın oldukça ılımlı davranmış ve hatta Hasan Ruhani ve Barack Obama arasında mektup alışverişleri gerçekleşmiş olmasına rağmen... ABD’de son derece savaş yanlısı kesimler arasında hâlâ savaş düşünülmekte ve Suriye’deki savaşın odağına İran’ın tehdit edilmesi konulmaktadır.
Bütün bu çerçevede, savaşı zorlayan temel güç olarak İsrail’in daima en ön cephede yer aldığını da unutmamamız gerekir. Sonuç olarak ABD hükümetindeki İsrail temsilcileri- danışmanlar, siyonist uzmanlar- hâlâ, görüşmelerden bir şey çıkmayacağı ve bu nedenle de hükümetin şu son olanların yinelenmemesi için Kongreye sormadan bombaları fırlatması gerektiğini söylemektedirler.

BOMBARDIMAN YAPMA MUHALİFLERE SİLAH VER

Ama bir başka tartışma da Şahinlerin terörist gruplara gönderilen silahların artırılması ve güçlendirilmesi söylemi. Diyorlar ki: ‘Bombardıman yapmayacaksak en azından muhalifleri silahlandıralım’. Yani teröristleri silahlandırmak istiyorlar; en iyi silahlarla...Şu anda durum onu gösteriyor ki tekrar düşünüldü ve diplomatik çözüm arayışında olanlar kimyasal silahların imha edilmesini etkileyebileceği düşüncesiyle silah sevkiyatının artırılmasının gereksiz olduğunu ileri sürmektedirler.
Bütün bunları daha geniş bir çerçeveye koyup temel olarak şu soruyu sormak gerekir: Suriye’yi silahsızlandırma fikri, krizin çözümüne yönelik izlenen yolun bir parçası mı yoksa silahsızlandırılarak Suriye zayıf düşürülecek ve sonra da saldırıya mı maruz kalacak? Bu da bir başka savımız. Çünkü Irak’ta bu yaşandı; önce müfettişler gönderildi, silahsızlandırıldı ve sonra ABD açısından politik maliyeti daha düşük daha yoğun bir saldırı gerçekleştirildi.

EChI: Size katılıyorum. Bu açık bir risk; Obaman’ın amacı Suriye’yi yok etmek...
JAMES PETRAS : Bir başka konu... ABD, ülke içinde yoğun bir muhalefetle karşılaştığı için işe doğrudan girişmek yerine üçüncü tarafları, Francois Hollande ve David Cameron’u kullanmaktadır. Bir yığın savaştan sonra yaşanan tükenmişlik ve düş kırıklığı gibi nedenlerden dolayı ABD’de şu anda durum karışık. Dolayısıyla silahların Fransız ve İngilizlerce kanalize edilmesi daha kolay olacaktır.
Bu arada unutulmaması gereken bir başka mesele... Sol kesim dahil birçok kesimden pek çok insan Avrupa’nın ABD’den daha ılımlı ve daha uygar olduğunu düşünmektedir. Bu insanlar, İngiliz ve Fransızların, sömürge ülkelerinde milyonlarca insanı öldürdüğünü, yeni sömürgecilik (post-kolonyal) döneminde de Asya’da, Afrika’da ve hatta Latin Amerika’da teröristleri, sömürge savaşlarını desteklediklerini ve müdahalelerini sürdürdüklerini unutmaktadırlar.
Sürekli olarak Paris’te Luvr Müzesi’ne ya da Londra’da Buckingham Sarayı’na giderler. Ancak Latin Amerika’da pek çok insan, Magna Carta’lı İngiliz Parlamentosunun, açlığı ve 50 milyondan fazla Hintlinin ölmesini teşvik etmeni ya da Çin’e saldırmanı, Afrikalı kölelerin hayatının mahvedilmesini ve dahası Hindiçin’deki, Kenya’daki savaşların önünde bir engel teşkil etmediğini ve savaş sonrası olanları unutmaktadır.
Fransa’daki sözde sosyalistlerin ve İngiltere’deki işçi partilerinin ve aynı şekilde muhafazakarların bu savaşta ABD’nin yanında yer almaları bizi şaşırtmamalı.

ABD KENDİNİ HAKLI GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

ABD’li ve Fransız üst düzey yetkilileri şu anda işi yokuşa sürmekte ve engel çıkarmaktadırlar. Bir hafta içinde, 60 yerde, tüm gizli yerlerdeki tüm silahların sayılmasını talep etmektedirler. Bu bir hafta içinde gerçekleşmediği taktirde anlaşmayı bozacaklarını söylemektedirler. Bana göre abartıyolar. Bence kendilerini haklı göstermek ve anlaşmayı bozmak için bahane arıyorlar.

BM ABD’NİN ÇIKARINA GÖRE ÇALIŞIYOR

WASHİNGTON’un hizmetindeki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, Suriye’de kimyasal silah kullanımına ilişkin müfettişlerin raporunu okuması beklenmektedir. Objektif konumdaki kimseyle hiçbir görüşme yapılmamış olmasına rağmen (çünkü oraya esas olarak numune almaya ve yalnızca muhaliflerle konuşmaya gittiler) eldeki her şey –Moon’nun açıklamasına göre- zehirli gazın hükümetin üretimi olduğunu işaret etmektedir. Bu inceleme oldukça sorunludur; madem gaz kullanıldığını tespit ettiler neden onu kimin kullandığı konusunda ellerinde hiç bir araştırma yok. İstedikleri, bu gazı, Rusya ve diğer uzmanlar dahil birçoklarının ileri sürdüğü gibi muhaliflerin değil savaş politikası nedeniyle Suriye hükümetinin kullandığı sonucunun çıkarılmasıdır. Değinmek istediğim bir nokta da budur.

SİYONİZM DARBE YEDİ

OBAMA’nın Benjamin Netenyahu ile derin ve yoğun temaslarda bulunan önemli siyonist danışmanlarından biri olan Denis Ross, alelacele Suriye’nin sözünü yerine getirmediğini artık bunu tartışmaya gerek olmadığını bildirdi. Hükümetin, Kongreye sormadan Suriye’yi bombardımana tutması; yani herhangi demokratik bir yaklaşımdan kaçınması ve esas olarak İsrail’in belirlediği görevleri yerine getirmesi  gerektiğini düşünmektedir. Bu, Washington’daki Siyonizme bir örnektir.
Siyonistler, baskı yapmak için yüzlerce görevli ile birlikte Kongreyi bastılar; ancak Putin’in önerisinin kabul edilmesiyle birlikte taktik bir darbe aldılar. Ancak ilk büyük darbeyi Kongrede yaptıkları baskı kabul görmediğinde yediler. (ki bu yakın tarihte görülmedik bir durumdu) Baskılarının işe yaramamasının nedeni Kongre üyelerine gelen binlerce mektubun yüzde 99’unun savaş karşıtı içerikli olmasıydı. Mevcut seçmenin neredeyse yüzde 100’ü savaşa hayır derken siyonistlere nasıl boyun eğilecekti?
Ayrıca siyonistler arasında da bölünme yaşandı. Bir kısmı savaşa desteğini sürdürürken, bir kısmı yurttaşların baskısı sonucu savaş politikalarına bütünüyle katılmadıklarını ifade etmek zorunda kaldılar. Geçiş noktasındayız. Bir yanda diplomatik ve politik çözüm konusunda halk baskısı, Putin’in girişimi, bir yanda da sorunun diplomasi ve anlaşma yoluyla, savaşa girmeden çözülmesini önlemek için bahane arayışında olan Kerry, siyonistler ve diğer savaş yanlıları gibi hükümetteki şahinlerin varlığı.

lahaine.org’dan çeviren: Hilal Ünlü
 

www.evrensel.net