21 Eylül 2013 17:19

Barış sürecinde öğretmen ne yapabilir?

Van, Muş ve İstanbul’daki öğretmenler, okul yöneticileri ve veliler ile yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan raporda, barış sürecinde öğretmenlerin ve eğitimin diline dikkat çekildi. Raporda, barışın dilinin eğitime yerleşmesi içinde öneriler de sunuldu.Taksim’de Cezayir Restoran’da Helsinki Yurttaşlar Derne

Barış sürecinde öğretmen ne yapabilir?
Paylaş

Taksim’de Cezayir Restoran’da Helsinki Yurttaşlar Derneği, Boğaziçi Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi ortaklığıyla ve Van 100. Yıl Üniversitesinin desteğiyle yapılan “Barış Sürecinde Bir Aktör Olarak Öğretmenlerin Desteklenmesi” projesi raporunu kamuoyuna açıkladı. Helsinki Yurttaşlar Derneğinden Ebru Uzpeder, bu çalışmanın bir amacının da çatışmalı ortamlarda görev yapan öğretmenlerin görevini kolaylaştırma amacı taşıdığını belirti. Uzpeder, okulu bitirdikten sonra İstanbul’a giden öğretmen ile Muş’a giden öğretmenlerin aynı formasyona sahip olduğunu fakat öğrencilerin durumlarının aynı olmadığını dile getirdi.

EŞİTLİK VE AYNILIK AYNI!

Alan çalışmasını yürüten araştırmacılardan Banu Can, öğretmenler ile yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verirken çocukların kendilerini Türklük ile özdeşleştirmezse okulda kabul görmediklerini belirtti. Öğretmenlerin birçoğunun da eşitlik ve aynılık kavramlarını bir olarak gördüğünü dile getiren Can, “Öğretmenler farklılık ile birlikte eşitliğin bir arada olacağını düşünmüyorlar ve doğal olarak bu düşünceleri öğrencilere aktarıyorlar” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bölümünde görev yapan Soner Şimşek, okullardaki ayrımcılığın ve çatışmanın düşünülenin aksine çok erken yaşlarda bile başlayabildiğine dikkat çekti. Öğretmenlerin birçoğunun pedagojik eğitimini eksik bulduğunu söyleyen Şimşek, buna rağmen öğretmenlerin, barış sürecinde önemli bir rolleri olduğunun farkında olduklarını dile getirdi.

ERMENİLERLE DALGA GEÇENLER

Toplantıda aynı zamanda öğretmenler de konuşmalar yaparak eğitim sürecinde yaşadıklarını aktardı. Öğretmen Mutlu Öztürk, Hükümetin kolonyal bir eğitim politikası güttüğünü ve bölgedeki okullarda amacın asimilasyon olduğunu ifade etti. Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yaparken öğrencilerin Ermeni arkadaşları ile “nasıl soykırım yaptık ama” diye dalga geçtiğini dile getiren Öztürk, bu örnekte de görüldüğü gibi savaşın ve militarist politikaların uygulandığı bir ülkede bundan etkilenmeyecek hiçbir yer ve noktanın olmadığını vurguladı.

VELİLER OKULA GÜVENMİYOR

Hem Diyarbakır’da hem de İstanbul’da öğretmenlik yapan Fehim Kaya, Kürt çocukların eğitimde karşılaştığı zorluklara değindi. Bölgede yer alan birçok okulun sırf “okul açık olsun” diye ve eğitim devam etsin diye açık kaldığını anlatan Kaya, İstanbul’da ise özellikle velilerin okullara güvenmediğini, çünkü okulları kendilerini buralara göç ettiren politikaların bir devamı olarak gördüklerini ifade etti.

EĞİTİM DİLİNDE BARIŞ

Rapor giriş bölümünde Türkiye Cumhuriyeti’nde yürütülen politikaların yol açtığı sorunlar ile başlarken daha sonra bu sorunların eğitim alanına yansımaları tartışılıyor. Ardından da öğretmenler ile yapılan görüşmeleri de kapsayan alan çalışması ve önerilen politikalar ile son buluyor.

Raporun son bölümünde yer alan politika önerilerinde, okul kültürü ve ikliminde yer alan ayrıştırıcı ve tek tipleştirici etkilerin yok edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Öğretmen yetiştirme ve öğretmenlik mesleği ile ilgili öneriler de sıralandı. Ana dilinde eğitimin üzerinde önemle durulan raporda, hem Kürtçe eğitim üzerindeki engellerin kaldırılması hem de Kürt dilinin tanınmasını sağlayacak kimi etkinlik önerileri sıralanıyor. Raporda aynı zamanda eğitimin demokratikleşmesi ve yerellik konularında da barış sürecinin eğitim alanında daha kalıcı olabilmesi için belli başlı öneriler yapılıyor. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Meteorolojiden Akdeniz'de güçlü yağış uyarısı

SONRAKİ HABER

Evrensel 25 yaşında: Gerçeklerden vazgeçmeyeceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa