Tarikatlar gençleri savaşa mı götürüyor?

Tarikatlar gençleri savaşa mı götürüyor?

Olcay Aksoy 14 yaşında bir çocuk. Tiyatro ve futbola meraklı. Tiyatro sahnelerine çıkıyor en çok alkışı alanlardan. Futbol takımında başarılı bir oyuncu. Arkadaşlarıyla gezmeyi, eğlenmeyi seven bir çocuk. Yaşamı, dünyaya bakışı, davranışları ailesinin bir meslek edinsin diye gönderdiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İB

Özer Akdemir

KURSTA BAŞLAYAN DEĞİŞİM

Anne Dilek Aksoy, 14 yaşında İBŞB bünyesinde Meslek ve Rehabilitasyon Merkezine yatılı olarak göndermiş oğlunu. 20 yaşına kadar da yatılı kalmış. 14 yaşlarında, tiyatroya, futbola meraklı oğlunun son bir iki yılda tavır, konuşma ve düşüncelerindeki ani değişimi gözlemiş Dilek Aksoy. Kadınların çarşaf giymesini, edeplerinin belli olmaması gerektiğini söylüyormuş oğlu. Bin Ladin öldüğünde de sosyal medyada “geliyorum Amerika” diye mesaj atmış. Bu olaydan bir süre sonra da Kayseri’ye askere gidiyorum diye ayrılmış evden. Daha sonra İran’dan aramış annesini. Dilek Aksoy bu telefonun ardından soluğu İstanbul TEM’de alarak oğlunun kurtarılmasını istemiş. “Daha yeni gitmişti, 20 gün olmamıştı. TEM’dekiler bana ‘merak etme oğlunu kurtarırız, orada kamplarda adamlarımız var’ dediler. Ama hiçbir şey yapmadılar” diye anlatıyor bu girişimini.

3.500 ÇOCUK GELDİ 2.500’Ü KAYIP!

Oğlunun akıbetini araştırmaya başlayan anne, TEM’in dışında İBŞB Meslek Edindirme ve Rehabilitasyon Merkezine, Beşiktaş Karakoluna, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, Başbakanlığa,  İHH’ya başvuruda bulunmuş ama hiçbir sonuç elde edememiş. Beşiktaş Karakolu anne Aksoy’a, oğlunun 10 yıllık bir pasaportla, üzerinde 2000 dolarla birlikte, İran’a gittiğini, sosyal medyada arkadaşlarıyla yazışmalarını inceledikleri, Hizbullah ya da El Kaide mensubu olabileceği söylemiş. İBŞB Meslek Edindirme ve Rehabilitasyon Merkezinin yanıtı ise tam bir aymazlık örneği olmuş; “Buraya 3500 çocuk geldi, 2500’ü kayıp, biz ne yapalım. Bu insanlar reşit, nerededir, biz nerden bilelim”!..

TARİKATLAR ELİYLE CİHADA

Dilek Aksoy oğlundan en son 11.11.2012 tarihinde “hakkını helal et” diyen bir telefon almış. Aksoy, oğlunun akıbetinden İBŞB’deki bazı görevlileri sorumlu tutuyor. Aksoy kendi çocuğu da dahil diğer kayıp çocukların tarikatlar eliyle Suriye’de cihata gönderildiklerini düşünüyor. İBŞB kursundaki birçok ismi ve telefon numarasını vererek bu kişilerin çocukları kandırıp cihada gönderdiklerini ileri sürüyor. Aksoy, Facebook’ta “Namazı Yaşayanlar” ve “İnsan Kalmak Zor Yüreğim” rumuzunu kullanan iki şahsın bu işleri organize ettiğini, oğlunun facebook’taki adının ise Ebu Cender olduğunu söylüyor. Oğlunun yurdundan bir arkadaşının şehit olduğu haberini facebook’tan öğrendikten sonra bu habere yorum yazan tanıdığı birisini telefonla arayarak oğlu hakkında bilgi istiyor Anne Aksoy. Aksoy “Bu kişi bana oğlumun Suriye’de şehit olduğunu söyledi. Daha sonra da iletişimi kesti. Ben sadece benim oğlum gitti sanıyordum. Benim bildiğim 4-5 kişi daha gitmiş yurttan”  diyor.


“İDDİALAR DOĞRU DEĞİL”

İddalar ile ilgili görüştüğümüz rehabilitasyon merkezi yetkilileri ise iddiaların doğru olmadığını dile getirdi.


GİZLENMEK İSTENSE DE…

Suriye’de Esad güçlerine karşı savaşan El Kaide bağlantılı şeriatçı örgütlere Türkiye’den de çok sayıda katılım olduğu ile ilgili birçok haber çıkıyor. Hükümetin bu örgütlere lojistik ve silah desteğinin yanı sıra bu katılımlara göz yuman bir tavır içinde olduğu gerçeği AKP’li yetkilileri tarafından yalanlansa da Olcay Aksoy örneğinde olduğu gibi onlarca-yüzlerce örnek, gizlenmek istenen perdeyi aralıyor. Son olarak geçtiğimiz gün www.islahhaber.net sitesinde yayınlanan “iki Emrah iki şehit” haberi Suriye’de El-Nusra içinde savaşa giden iki genç Türk vatandaşının ölümünü duyurdu. Site, Ankara’lı Emrah Yıldız’ın İblid’de, Sivaslı Emrah Özkale’nin ise Nusret Cephesi saflarında iken çıkan çatışmalarda “şehit” olduğunu duyurdu.


TÜZEL KONUYU MECLİSE TAŞIDI

Aksoy’un bu dramını İstanbul Bağımsız milletvekili Levent Tüzel İçişleri Bakanı Muammer Güler’e verdiği soru önergesi ile gündeme taşıdı. Tüzel, acı ve merak içinde çaresiz kıvranan anne Dilek Aksoy’un, yetim büyüttüğü oğlunun ölü ya da diri bir haberini, öldü ise ölüsünü, çiçek koyacağı bir mezarının olmasını istediğini dile getirdi.    
Tüzel Bakan Güler’e şu soruları yöneltti; “
1. Anne Dilek Aksoy’un iddiaları araştırılmış mıdır?
2. Dilek Aksoy’a, Mevlüt Koç tarafından Suriye’de öldüğü söylenen 21437009916 TC numaralı Olcay Aksoy nerededir? Ölü müdür? Diri midir?
3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve TEM Şube Müdürlüğü neden teknik takibi gerekli görmemişlerdir?
4. Dilek Aksoy’un Beşiktaş Karakolu’a başvurduğunda henüz 20 gündür İran’da bulunduğu tespit edilen oğlu Olcay Aksoy’un Türkiye’ye gönderilmesi için İran Makamları nezdinde girişimde bulunulmuş mudur? Bulunulmadı ise neden bulunulmamıştır?
5. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İstanbul Meslek Edindirme Kursları Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde yatılı olarak kalmakta iken kaybolduğu söylenen 2500 gencin akibeti hakkında bilginiz var mıdır?
6. Kimsesiz ve yoksul çocukların kaldığı yatılı yurtlar, gençlik rehabilitasyon ve meslek edindirme merkezleri ve yetiştirme yurtlarında yatılı kalan çocukların tarikatlar ekiyle El Kaide ve Hizbullah gibi yasadışı örgütlere kazandırıldığı iddiaları çerçevesinde bu tür yurt ve merkezler nezdinde Bakanlığınızca bir soruşturma veya denetleme yapılmış ya da yapılacak mıdır? Yapılmadı ise neden yapılmamıştır?
yöntemler nelerdir?” (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net