Daha başlangıç değil

Daha başlangıç değil

GALATASARAY 4 haftada 6 puanla en kötü sezon açılışlarından birini yaptı. Tek galibiyeti olan Antep maçında bile son 15 dakika rahat değildi. Bursa, Eskişehir ve Antalya maçlarında da kazanacak oyunu ortaya koyamadı. Halbuki Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın UEFA ile başı dertteyken, Trabzonspor ve Bursa gibi zirveyi zorlayabilecek takımlar uf

Erdem Aksakal

KADRO SIKINTISI

İkincisi sıkıntı da kanayan yara denilen savunma ve sol kanatın bir türlü toparlanamayışı. Dany’nin Hakan Balta’nın kötü oyuncu, Chedjou’nun kötü savunmacı olduğunu söyleyecek değilim. Ama Drogba, Sneijder,  Burak Yılmaz’dan oluşan ön blokun ritmine ayak uyduramıyorlar. Dahası Selçuk İnan, Felipe Melo, Emre Çolak ve Engin Baytar, Hamit Altıntop’tan müteşekkil orta saha henüz sezona başlayamadı bile. 5 resmi maçta Burak Yılmaz, Sneijder, Drogba’nın golleri dışında bir izi yok Galatasaray’ın sahada.

TERİM SIKINTISI

Bir diğer sorun da Terim’in etrafında oluştu. Terim, Galatasaray için her daim saatli bir bomba. Başarılı olduğu zaman rakiplerinde yarattığı bomba etkisi; Terim’in ilişkileri, eğilmeyi zaaf bilen duruşu, sert tavırları, başarısızlıktaki gergin halleri ise ekseriyetle Galatasaray’ın elinde patlıyor. Milliyetçi ve politik bir oldubitti ile kısmi metazori etkisiyle kendisini milli takımın başında bulan Terim’in gerginliğinin arttığı alenen görülüyor.

TRİBÜN SIKINTISI

Bütün yaz, başta Çarşı olmak üzere taraftarlar yeni sezonda oluşacak yeni iklime karşı kendisini hazırladı. Sokaklarda motive oldu, gençleşti. Galatasaray taraftarı ise aksine ultrAslan’ın tribündeki kontrolsüz tahakkümünün acısını çekmeye başladı. Gezi direnişini sahiplenen Galatasaraylılar ile tribünün ana akım sesi kabul edilen ultrAslan arasında telafisi zor gerilimler oluştu. Stada da yansıdı bu. Hiçbir takım taraftarları oybirliğiyle Gezi yanlısı ya da karşıtı bir pozisyon alamadılarsa da rengini koydu ortaya. ultrAslan’ın tribünde renkliliğe karşı baskıcı hali birçok Galatasaraylıyı rahatsız etti. Kısacası, kadroda, teknik heyette, taraftardaki ruh hali fazlasıyla rahatsız. Sebebini tam bulamıyor ama sırtını koltuğa yaslayıp rahat maç izleyemiyor Galatasaraylılar. Beşiktaş’ın Biliç’in tarzı ve Fernandes’in öncülüğünde kurgulayıp  genç yerli futbolcularla, taraftar desteğiyle sahaya yansıttığı “sosyalist” takım heyecanı ne kadar Gezi’de hareketlenen gençlerin izlerini taşıyorsa; Terim’in üslubuyla şekillenen yaş ortalaması yüksek Galatasaray takımı, taraftardaki gergin hal ile birlikte bu dinamizme tezat bir duruş sergiliyor. Didier Drogba’nın çıkışlarıyla durum olumluya dönme sinyalleri gösterse dahi her şeyin “milk port” olmadığı da aşikar.

REAL MORAL OLUR MU?

Galatasaraylılar için, işlerin iyi gitmediği dönemlerde Avrupa maçları hep ilaç olmuştur. Şampiyonlar Ligi’nin ekonomik katkısı, fazlasıyla genç Bruma ve Real Madrid maçındaki olası bir galibiyetle bu dört haftanın yara izlerini hafifletebilir Galatasaray. Öte yandan Şampiyonlar Ligi’ne evinde puan kaybı yahut bir mağlubiyetle başlayacak olursa ipler daha da gerilebilir. Böylesi durumlarda resmi ağızlar “Olsun Olimpiyat seçimlerinde de biz Madrid’i geçtik” savunması tavsiye eder mi bilmiyorum ama Real Madrid maçı 3 puan ve dünya devini yenmekten çok daha yoğun bir moral köprüsü özelliğinde Galatasaray için. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net