Michelangelo İstanbul’da

Michelangelo İstanbul’da

BARSELONA Üniversitesi’nde Arapça dersleri veren  Mathias Enard’ın, Michelangelo’nun kardeşi Buonarroto’ya, ustası Sangallo’ya yazdığı ve sanatçının not defterinden çevirdiği mektuplarından yola çıkarak kaleme aldığı kitap, yazara geçen yıl edebiyat dünyasının en önemli ödülleri aras

‘Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in davetiyle İstanbul’a gelen  Rönesans’ın en önemli ressam ve heykeltraşçılarından biri olan Michelangelo’nun İstanbul’da kaldığı üç ayı aktarıyor.  

Kitap , Kipling’in Life’s Handicap adlı eserinden  alıntı sözlerle başlıyor;  ‘Onlar çocuk; savaşları ve kralları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri de anlatmayı unutma’‘. Kitapta Osmanlı Sultanı Bayezid ile Michelangelo’nun mektupları da yer alıyor. Haliç’e bir köprü inşa edilmesini isteyen Sultan Bayezid, Michelangelo’ya yazdığı  mektupta, ‘’Kabul edecek olursanız, şan ve şerefte Büyük Usta’yı geçeceksiniz, çünkü onun başaramadığını başaracak ve dünyaya tıpkı Davut’unuz gibi eşsiz bir anıt armağan edeceksiniz’’ der. Zira daha önce görüşülen Leonardo da Vinci’nin çizimleri Sultan tarafından geri çevrilmiştir.

Yazar Enard, bir söyleşide kitabın ortaya çıkışının Milan’da eline geçen bir kitapta Osmanlı Sultanının, Michelangelo’ya yaptığı daveti görmesinin sebep olduğunu anlatır. Fransız Rahipler tarafından iletilen davete, ünlü heykeltraşın ne cevap verdiği, İstanbul’a gelip gelmediği konusu ise hala tartışılmakta.

MESİHİ  VE MİCHELANGELO

15. yüzyılın İstanbul’unu ve genel olarak Osmanlı İmparatorluğu’nu anlatan çok fazla belgeye ulaşan yazar, bu dönemde İtalya ve Osmanlı arasındaki sosyal, siyasal ve ekonomik bağlantıların olduğunu, özellikle deniz ticaretinden dolayı sıkı bağların bulunmasının belgelere ulaşmasında büyük kolaylık sağladığını söylüyor.

Kitabın ilgi çekici detayı  Michelangelo ve Priştineli Mesihi arasında doğan ilişki. Mesihi Frenkçe, Rumca, Arapça ve Farsça bilen aynı zamanda şiirler yazan bir şair. Enard yine bir söyleşisinde Mesihi ile Michelangelo’yu karşılaştırır ve ne kadar farklı olduklarını vurgular; “Mesihi de ilginç olan Michelangelo’nun tam zıttı bir karakter oluşu. 80 yaşında ünlü ve zengin bir şekilde ölen Michelangelo’nun tersine Mesihi genç ve fakir bir şekilde ölmüştür. Hiç evlenmeyen Michelangelo’ya karşın Mesihi gönül ilişkileriyle ön plana çıkıyor. Bu farklılıklara rağmen kitapta görürüz ki iki sanatçı arasında güzel bir ilişki başlar.

Kitapta Osmanlı’nın İstanbul’u almasından yaklaşık 20 yıl sonrasını resmeden yazar, bu dönemin toplumsal yapısına da değinir. Henüz yeni yeni İstanbul’a yerleşen müslümanlarla birlikte şehrin mimarisinin nasıl bir değişim gösterdiğini de ele alır.

‘İNSANİ BİR BOYUTTA ANLATTIM’

Kitabımda söz konusu olan bir masal. Aşklar, dostluklar, ihanetler ve olabilecekken olmayanlar bütün bunları insani bir boyutta anlatmaya çalıştım  diyen Enard’ın romanı, ünlü ressam ve heykeltraşı daha yakından tanımamız için zengin bir içeriğe sahip.
Uzun süre hafızalarda  kalacak romanın çevirisi ise Aysel Bora’ya ait.


"SANAT BANA FAZLASIYLA EŞ OLDU"

Michelangelo, 6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarındaki Caprese kasabasında doğar.
1564 yılı Şubat ayının bir öğleden sonrasında hayata gözlerini kapayan Michelangelo hiç evlenmez ve tüm hayatını ve enerjisini eserlerine verir. Bir papaz arkadaşı evlenmemesine, eserlerini ve ününü bırakacak çocukları olmamasına çok üzüldüğünü söylediği zaman, Michelangelo; “Sanat bana fazlasıyla eş oldu. Beni daima çalıştırdı, çabalattı. Geride bıraktığım eserlerim ise çocuklarımdır. Hiçbir değeri olmasa bile ben onlarda yaşarım” cevabını verir.

www.evrensel.net