Karaburun

Karaburun'da yerel seçim gündemi

8. Karaburun Bilim Kongresinin Mordoğan’da yapılan açılış oturumunda yerel seçimler öncesinde sol-sosyalist partilerin ittifak ve seçimlere yaklaşımı konuşuldu. Oturumda EMEP, BDP, ÖDP, ESP, HDK, SDP, DİP, SYKP ve Halkevleri temsilcileri yer aldı. Ancak konuşmalara; seçim ve ittifaklardan çok, biraz da doğal olarak, Gezi direnişin

HALKEVLERİ: GEZİ ADAY ÇIKARAMAZ

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, konuşmasını esas olarak Gezi direnişine ayırdı. Ersoy, Gezi’ye dair tartışılan tespitlerden birisinin sahibiydi: “Gezi bir sınıfsal isyandır. Gerek sokağa dökülen kitleler gerekse talepleri sınıfsaldır. Beyaz yakalıdan part-time çalışanına kadar yeni işçi kitlesinin görünümleridir.” Gezi’den seçimlere yönelik bir bağlantıyı ise Ersoy, doğru bulmadığını ifade etti: “Milyonların hareket noktası AKP karşıtlığı. Başka bir gücü fark etmiştir sokak ve bunun katılımcıları. Bu hareket belediye başkanları ya da seçimlerde aday çıkaramaz. Çünkü kendi önderlerini yaratamadı ve kurumsallaşamadı.” Peki, sonuç? Ersoy, sokağı yerel seçimlerle birleştirecek bir ittifak politikasını onaylamadıklarını ısrarla belirtiyor: “Sandıkta ayrışmak yerine sokakta birlik olmak gerekir.”

EMEP: DEMOKRASİ GÜÇLERİ BİRLEŞMELİ

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, yerel seçimlere tüm demokrasi güçlerini birleştirecek bir ittifakla gidilmesi gerektiğini, bunun adresinin de HDK-HDP olduğunu ifade etti. Gürkan sunumunda şunları söyledi: “Kuşkusuz bugün gerçek bir muhalefetten, yarın için bir iktidar gücü olacak ittifaktan ve yapılanmadan bahsediyorsak, demokrasi, hak ve özgürlükler etrafında birleştirilecek bu ittifakın çerçevesi; emek hareketi, sendikalar, Kürt hareketi, inanç hareketi, çevre, kadın ve gençlik hareketi, üniversiteleri, aydın ve sanatçılar, demokratik kitle örgütleri, meslek örgütleri, hatta tek tek bireyler ekseninde oluşmalı. Siyasi yapıların böylesi bir ittifakı iktidara taşıyacak unsur olarak bu ittifaka dahil olması kaçınılmazdır. Türkiye’de halk güçlerine, emek güçlerine dayanan bir demokrasinin gelişimi iktidar yolunu açacağı gibi, Ortadoğu halkları ile dayanışmayı ve burada halkların demokrasi arayışını güçlendirecek bir faktör olacaktır.”

SYKP: GEZİ’YE ADAY DAYATILMAMALI!

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) temsilcisi Kenan Kalyon, yerel seçimlere HDK çatısı altında katılma çağrısı yaparken Gezi direnişinin ortaya çıkardığı olanak ve sonuçların değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Gezi’nin kendi temsil mekanizmalarını yaratmak üzere uğraşmak gerekir. Gezi direnişi, bütün siyasi parti ve adayları baskı altına almalıdır. Bunun dışındaki arayışlar Gezi’yi böler. Bu nedenle Gezi’ye yukarıdan adaylar ve program dayatan ‘doğrudan’ seçimlere geçiş doğru değildir. Ben dolaylı geçişlerden yanayım” diye konuştu.

SDP: SİYASET ALANINA DEVŞİRMELİYİZ

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan yaptığı sunumda şunları ifade etti: “AKP ilk defa kamusal bir alanın kendisine karşı oluştuğuna tanık oldu. Bu zamana kadar bütün alanlar devletten sorulurken, ‘hayır’ diyen, itiraz eden kamusal alandaki direniştir. Burası çok önemli, bunu görelim. Bu kamusal alanı daha fazla geliştirip güçlü bir siyaset alanına devşirmeliyiz.” SDP, yerel seçimlere HDP çatısı altında katılıyor.    

HDK’DA HERKESE YER VAR

Halkların Demokratik Kongresini (HDK) temsilen katılan BDP Milletvekili Ertuğtul Kürkçü ise hem HDK’nın kuruluş amacı hem de sunduğu olanaklar üzerine, kapsamlı bir biçimde durdu: “HDK, başkaları tarafından içerilmek ve başkalarını da içermek istiyor. Kendi iç güçleri ile gelebileceği noktanın henüz sınırlı olduğu aşikar. Politik itirazların büyük kısmını içinde taşımaktan uzak. Gezi kendini düşünürken, HDK hem kendini, hem Gezi’yi düşünüyor. Kürt özgürlük mücadelesiyle birlikte Türkiye’de yaşayan Kürtler, Türklerle birlikte yaşama yönünde karar vermiştir. O zaman ortaya çıkmış bu muazzam pratiği görmeyen, içermeyen her türlü politik muhalefet önerisi gerçeklikten uzaktır. Mevcut düzenin değiştirilmesini hedeflemiyor demektir, yarım kalmış demektir. Gezi’ye henüz edinmemiş olduğu politik doğrultuyu kazanmak üzere neler yapacağımızı konuşmalıyız. HDK’da herkese yer var. Yeter ki kapitalizme, milliyetçiliğe, erkek egemenliğine karşı çıkacak cesareti olsun.”

DİP: DEVRİMLER ÇAĞI

Devrimci İşçi Partisi (DİP) Genel Başkanı Sungur Savran, seçimlerde alınacak tavra dair, işçi sınıfı ile ezilenler arasında ittifaktan yana olduğunu, bir Emek ve Özgürlük Cephesi kurulmasını 1990’lı yılların ilk yarısından itibaren öneren ilk hareket olmanın haklı gururunu yaşadıklarını, Kürt sorununun yanı sıra emekçilerin de sorunlarını ortak programına yazan ve pratiğinde uygulayan bir cephede var olmaya hazır olduklarını, ama son yıllarda kurulan cephelerin bu özelliği katiyen taşımadığını söyledi.

Savran, daha sonra ağırlıklı olarak Gezi isyanı ve çıkartılan sonuçlar üzerinde durdu: “Buna bir sınıf isyanı diyemeyiz. İşçi sınıfı burada bir sınıf olarak yoktu. Şu anlamda değil, orada proletaryanın bazı katmanlarının yer almadığı anlamına gelmiyor. Bir hareketin sınıf hareketi haline dönüşmesi, kendi talepleriyle katılması demektir.” Savran’ın çıkarttığı ve başlıklar halinde özetlediği bazı sonuçlarsa şöyle: “Devrimler çağı bitti diyenler kendilerini gözden geçirmeli. AKP’yi bir ilerici odak olarak görenler, artık bunun böyle olmadığını büyük acıyla gördüler. AB’ciliği, sivil toplumculuğu bir kenara bırakalım. Halk hareketiyle AKP’nin devrilemeyeceğini düşünenler, bunun imkansız olmadığını görmelidirler.”

ÖDP: ORTAK ADAYLAR OLMALI AMA

HDK’nın dışında olan siyasal partilerden biri de ÖDP… Eş Genel Başkan Alper Taş’ın seçimlere dair açıklamaları açıkçası kongre katılımcıları tarafından da merak ediliyordu. Taş, sunumunda, ara ara salonu neşelendiren ‘nükteli’ atıflar da yaptı: “Başbakan Erdoğan, ‘Başbakan gündem belirler’ demişti. Başbakanlığın kıstası buysa, Erdoğan’ın başbakanlığını Gezi direnişi bileşenlerine devretmesi gerekir.” Taş, merak edilen soruyu da kendisi sordu: “Bu isyanın ortaya çıkardığı tabloyu seçimlere nasıl taşımalıyız? Seçimler sürecinde ne yapacağız?” Cevabını da verdi: “Rekabet dönemi bitmiştir. Biz birbirimizin kurdu değiliz, dayanışma içindeyiz. Sokaktaki bu isyan sandıkta bir karşılık bulmak zorundadır. Biz tek yol sokak desek de yerel seçimler vardır, sokak bunu soracaktır ve sormaktadır. Biz bu dalgayı seçimlere nasıl taşıyacağız? ÖDP bu yerel seçimlerde özgürlükçü, eşitlikçi değerler çerçevesinde AKP rejimini geriletmek, solun ortak adaylarını bütün Türkiye’de ortaya çıkarmak için bütün çabayı gösterecektir.” Taş açıklamasında, seçimlere ortak adaylarla girme konusunda genel bir dayanışma vurgusu yapsa da, oturumda beklentilere konu olan HDK ile ortak hareket konusunda somut bir açıklamaya dönüşmedi.

BDP: GÖZLEMCİ DEĞİL İÇİNDE OLMALI

BDP Milletvekili Sebahat Tuncel de, Gezi eylemlerinden sonra artık HDK’da “gözlemci olanların”, artık “gözlemci değil HDK’nın içinde olmaları gerekir” dedi. Gezi eylemlerinin halkların kendi geleceğini kurabileceğini gösterdiğini belirtirken, “Kürt hareketine yönelik eleştirilerini anlıyorum. Ama bir Rojava devrimi gerçekleşiyor. Şimdi bu devrimi çalmaya çalışıyorlar. Burası Türkiye Kürdistan’ının yanı başında. PYD ‘müdahaleye karşıyız’ diye açıklama yaptı. Kürdistan devrimini Türkiye devriminden ayrı tutmak mümkün değil. Türkiye yeni bir Türkiye olacaksa Kürdistan artı Türkiye olmalıdır” diye konuştu. Gezi eylemlerine BDP’nin katılmadığı yönündeki eleştirilere de değinen Tuncel şunları söyledi: “Gezi’de biz var mıydık yok muyduk. Bence vardık… Abdullah Öcalan’ın resimlerini Kürtler taşıdık. Yeterince var mıydık, bunun özeleştirisini en üst düzeyde verdik. Gezi vardır. Bizi yeni bir dil, yeni bir anlayışa çağırıyor.”

ESP: DÜZENE TESLİM EDİLMEMELİ

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da Gezi eylemlerinin açığa çıkardığı enerjinin düzen sınırları içerisinde hapsedilmesini engelleyecek bir seçim taktiğinin izlenmesi gerektiğini ifade etti: “Devrimi düğmesine basıp açamazsın, basıp kapatamazsın. Şimdi Gezi direnişini, sandık ve seçimler ekseninde bir kafese hapsetmek istiyorlar. Bütün bu ayaklanma sürecinin açığa çıkardığı sol, özgürlükçü enerji düzene teslim edilmemeli. Bu hapsetme siyasetini ve kafesini kılacak bir seçim taktiğinin izlenmesi gerekir. Biz HDP projesinin içinde bunun için konumlandık. Biz, bu birlikteliği Haziran isyanının gücüyle daha da geliştirme olanağına sahibiz. Umarım bunu da başaracağız.”

TKP NEDEN YOKTU?

Bir de oturumun kulisinden bir bilgi/tartışma aktaralım: Oturuma TKP'de çağrıldı ama hem son programda hem bizzat görüldüğü üzere yapılan oturumda TKP temsilcisi yer almadı. Bu da doğal olarak merak edildi. Kulislerde konuşulan ise TKP’den “HDK’nın olduğu yerde biz olmayız” yanıtının geldiğiydi. Diğer bir iddia ise, “Kongrede TKP’nin tutumunun fazlaca tartışılabileceği kaygısı”… (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net