Patrondan inciler

Patrondan inciler

Merhaba Evrensel okurları. Ben bir metal işçisiyim. Geçenlerde patron, fabrikadaki tüm işçilerle yemekhanede toplantı yaptı. Toplantı sayesinde bir saat dinlendik, şükür! Ama güya, işçilerin taleplerine cevap verdiğini iddia eden patron, 1 saat boyunca hepimize verdi veriştirdi. Bir işçi arkadaşın dediği gibi, “zengin ma

Bir metal işçisi

Merhaba Evrensel okurları. Ben bir metal işçisiyim. Geçenlerde patron, fabrikadaki tüm işçilerle yemekhanede toplantı yaptı. Toplantı sayesinde bir saat dinlendik, şükür! Ama güya, işçilerin taleplerine cevap verdiğini iddia eden patron, 1 saat boyunca hepimize verdi veriştirdi. Bir işçi arkadaşın dediği gibi, “zengin malını dağdan aşırır, gariban düzlükte yolunu şaşırır” misali, hep o haklı çıktı. Birçok işçinin yabancısı olmadığı bir toplantı oldu bu. Bazı cümleler için, “Her patron aynı” dememek elde değil. Sizlerle patronun o toplantıdaki konuşmalarından kısa kısa notlar paylaşacağım.
-“Derdimiz para pul değil, hepiniz biliyorsunuz, biz bu firmayı vatanımız ve milletimiz için işletiyoruz. Her gün, daha fazla işçiye istihdam sağlamak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz.
-“Zam yapmadığımızı düşünen arkadaşlarınız var. Zaten onlar azınlıktalar (nereden biliyorsa). Üç beş kuruşun derdinde değiliz, adam gibi çalışana zam yaptık, yapıyoruz. (Usta ve şefler)
-“Biz bir aileyiz.”, -“Hepimiz aynı gemideyiz.”
-“Çayı ücretsiz vermemizi istiyormuşsunuz. Biliyorsunuz, eskiden ücretsizdi, kaldırdık. Aranızda kendini uyanık sanan bazı arkadaşlarınız var. Bunlar kendilerini akıllı zannedip, büyük bardaklarla, kocaman kupalarla çay içiyorlar. Sonra başkası aynısını yapınca kendisine çay kalmıyor, o da hemen dedikodu çıkarıyor. Bu yüzden kaldırdık.
-Bazı arkadaşlarınız, tuvalette sigara içiyor. Uyanıklık yapıyor. 10 dakika çalışmayınca ben bir şey kaybetmem. Ama o arkadaşınız kaybeder. Çünkü aldığı para haram para olur.”
-“(Geçtiğimiz yıllarda olan ücretsiz odun uygulaması bu yıl kaldırıldı.) Bizim üç beş kuruş hesabımız olmadığını bilen bilir. 100’er liraya buradaki artık odunları satıp para kazanalım diye bir amacımız yok. Ancak, bundan önceki yıllarda aranızdan bazı art niyetli arkadaşlarınız, ihtiyacı olmamasına rağmen odun aldığı için kaldırdık. (Asgari ücretli bir işçinin nasıl ihtiyacı olmazsa?)
-“Yemekhaneyi beğenmiyorsunuz. Allah aşkına arkadaşlar, evinizde karınız da bazen kötü yemek yapmıyor mu? Böyle şeyler olamaz mı? Yemin ediyorum, siz ne yiyorsanız biz de aynısını yiyoruz. Evimize hangi yiyecekleri alıyorsak, siz işçiler için de aynı marka yağı, tuzu alıyoruz.”
-“Organizede bizden iyi maaş veren, bizden çok işçisini düşünen fabrika yok. Bazı arkadaşlarınız istifa etti. Sonra pişman oldu. İnanmayan, işten ayrılsın, başka yere girsin de görsün.”
-“Sendikaya gidecekmişsiniz. Bizim sendikadan bir korkumuz yok. Keşke adam gibi bir sendika olsa da biz getirsek ama yok. Sendikalı yerler yüzde 2 zam alıyor, sendika işçinin iki yövmiyesini kesiyor. Sendikacı demek, yalancı demek. Keşke sendika olsa, Avrupa’daki gibi, Rusya’daki gibi, biz de getirsek. Ama bazı arkadaşlarınız, bu vatana ihanet eden, ortalığı karıştırmak isteyen sendikaları söylemişler. Bu fabrikanın kapısına kilit vururum, yine de o sendikaları buraya sokmam.”
-“Bizim amacımız daha fazla insanımızın evine daha fazla ekmek götürmesi. Bu firma 40 yıldır bunun için var.”
-“Birinize bir şey olsa, hepimiz üzülürüz. Hepinizi çok seviyoruz.”
1 saatlik toplantı üç aşağı beş yukarı böyle geçti. Her ay kim bilir kaç fabrikada böyle toplantılar oluyor.  Patronlar sistemleri kurmuşlar, hatta belli ki, birbirlerinden öğreniyorlar.  O yüzden son olarak, Evrensel gazetesiyle tanışma fırsatı yakalamış olan tüm işçi arkadaşlarıma çağrı yapıyorum. Bu gazeteyi daha fazla işçiyle buluşturalım. Bu gazeteye daha fazla mektup yazalım. Mevlana’nın dediği gibi: “Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin”

www.evrensel.net