Barodan eleştiri, hükümetten tehdit

Barodan eleştiri, hükümetten tehdit

Adli yıl açılışına Hükümetle Barolar Birliği arasındaki gerginlik damga vurdu. Gezi direnişinin ardından başlayan “sandık ve demokrasi” tartışmalarına değinen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, hükümeti çoğulculuk yerine çoğunlukçuluk yapmak ve otoriterleşmekle suçladı. Açılış

Gökhan Uysal / Suat İnal

Baro seçimlerinin de demokratik olmadığını iddia eden Ergin, “Oturdukları koltuğa çoğunlukçu yöntemlerle gelenler, bu kürsülerden bize çoğulcu tavsiyelerde bulunma hakkına sahip değildir” dedi. Ergin, yeni yasama yılında baroların seçim sistemini değiştireceklerini söyledi. Ergin’in sözleri “TMMOB’nin ardından sıra Barolar da mı?” sorusunu akla getirdi.

JW Marriott Hotel’de gerçekleşen 2013-2014 Adli Yılı açılışına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu  ve çok sayıda bakan ve yüksek yargı mensubu katıldı.

Adli Yıl Açılış konuşmasını yapan Yargıtay Birinci Başkanı Ali Alkan, düşünce ve ifade özgürlüğünün önemine vurgu yaptı. Üstü kapalı bir şekilde Hükümeti eleştiren Alkan, demokratik rejimlerde kişiler ya da kesimlerin dost-düşman tanımlamasına göre değil insani değerler ekseninde değerlendirildiğini ifade etti. Alkan, “Temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması bakımından uzaktakiler-yakındakiler ayrımı asla akla gelmemelidir” dedi.

Alkan konuşmasına şöyle devam etti: “Demokrasinin, belki de en güçlü olduğu farklı düşünceleri içinde barındırma yönü aynı zamanda onun risk potansiyelini de oluşturmaktadır. Ancak bu risk potansiyeli, kendisini koruma saikiyle başvurulacak otoriter yöntemleri meşru hale getirmez ve kendisini otoriter garanti mekanizmalarına bağlamasına meşru bir dayanak oluşturmaz. Demokrasi siyasi tercihe, siyasi rızaya ve siyasi tahammüle dayanır.”

Açılış konuşmasının ardından söz alan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, yargının bağımsızlığı konusunda endişelerini dile getirdi. Feyzioğlu, Başbakan Erdoğan’ın son dönemde dilinden düşürmediği “Milli irade” konusunu değerlendirdi. Feyzioğlu, “Seçimle iş başına gelmiş fakat çoğulculuk yerine çoğunlukçuluğu benimsemiş ve giderek otoriter eğilimler sergilemeye başlamış siyasi iktidarın tercihi olmuştur. Bu durumda milli irade tabiri çoğunluğun azınlığa tahakküm ettiği, siyasi iktidarın her kurumu ele geçirdiği ve yaşamın her alanını düzenlemeye soyunduğu, insanların yaşam biçimine müdahale ettiği dönemlerdeki içeriğinden elbette ki farklı anlaşılmak zorundadır” dedi.

POLİS ŞİDDETİNE TEPKİ

Gezi olaylarında polisin halka uyguladığı şiddeti de konuşmasında dile getiren Feyzioğlu şöyle konuştu: “Barışçıl gösteri hakkını kullananlara şiddet uygulanması, göstericilerin gerçek mermilerle, hedef gözetilerek sıkılan gaz bombalarıyla, plastik mermilerle veya kimyasal madde karıştırılmış tazyikli suyla öldürülmesi ya da yaralanması ağır bir suçtur. Bu suçları işleyenlerin teşvik edilmesi veya ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerekir. Sudan’da, Lazkiye’de, Rojava’da, Mısır’ın Adeviyyesi’nde, Lice’de, Uludere’de, Reyhanlı’da, Akçakale’de, Ceylanpınar’da, Eskişehir’in, Ankara’nın, İstanbul’un ve Hatay’ın sokaklarında insan katledenlerin hiçbir mazereti olamaz. Sokak aralarında, hatta gündüz gözüyle şehir meydanlarında eli sopalı veya palalı kişilerin polis memurlarının desteğiyle, teşvikiyle yaptığı katliamların ve şiddet eylemlerinin ne kadar ağır bir suç teşkil ettiğini açıklamayı gerek dahi duymuyorum.”

‘LİCE’DE VE ULUDERE’DE’

Barış sürecinde, sürecin nasıl yürüdüğüne dair sağlıklı bilgiye sahip olmadıklarını belirten Feyzioğlu, herkesin iç tetiklemesinden titizlikle kaçınmak zorunda olduğunu söyledi. Feyzioğlu, Kürt sorununun demokrasi, özgürlükler ve insan hakları sorunu olduğuna vurgu yaparken, “Hepimize düşen görev Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de hangi insan hakları için ayağa kalkıyorsak, Şırnak’ta da, Diyarbakır’da da, Lice’de de, Uludere’de de aynı kararlılıkla ayağa kalkmaktır” dedi.


‘BARO SEÇİMLERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPACAĞIZ’

Açılışın ardından Başbakan davete katılan bakanlarla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Feyzioğlu’nun eleştirilerine cevap veren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Oturdukları koltuğa çoğunlukçu yöntemlerle gelenler, bu kürsülerden bize çoğulcu tavsiyelerde bulunma hakkına sahip değildir” dedi.

Ergin, “Bütün yargı kurumlarını ve siyaset kurumlarını eleştirdi. Elbette ki eleştirir, değerlendirme yapar ancak bu değerlendirmeleri yaparken aynı zamanda kendimizi de bu değerlendirmeler içerisine katmak durumundayız. Bütün kurumlar eleştirilerden nasibini aldı ama burada yılmaz, şaşmaz bir Barolar Birliği görüntüsü ortaya çıktı” diye konuştu.

Parlamento açıldıktan sonra çoğulculuğu her alana yaymaya dönük çalışmalar yapacaklarını söyleyen Ergin, “Barolar Birliği seçimlerinin de barolardan gelen delegelerin seçimlerinin de çoğulcu yöntemle yapılması için önerge getireceğiz. Umarım sayın Başkan bu çoğulcu önerilerimize de destek verir” dedi. (Ankara/EVRENSEL)


ELÇİ: YARGI TARAFSIZ DEĞİL

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Yeni Adli yıl açılışı için “Mevcut yasal düzenlemeler ve yargının yorumlamaları devam ederse toplumu büyük hukuksal ve sosyal sorunlar bekliyor” diyerek yargı uygulamalarını eleştirdi. Yargının tarafsız olmadığını belirten Elçi, Mahkemelerde ki usul ve tutuklama anlayışının hukuksal ve sosyal krizlere yol açtığını ifade etti. Demokrasilerde ifade özgürlüğü olarak görülecek eylemlerin TMK Kapsamında silahlı örgüt üyeliği suçundan yargılandığını belirten Elçi, “İfade ve örgütlenme hakkına saygı son derece açık olmalıdır. Bunlar demokratik toplumların temel değer yargılarıdır. Bunu yapmazsanız insanların nefes alacak alanlarını tıkamış olursunuz.” Diyerek, yeni dönemde Meclisin, başta TMK ve Silahlı örgüt suçunu düzenleyen mevzuatlarda daha açık, öngörülebilir ve yargıya daha az takdir hakkı tanıyan düzenlemeler yapması gerektiğinin altını çizdi. (DİYARBAKIR)


AVUKATLAR ADLİ TÖRENİ PROTESTO ETTİ

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar, yeni adli yılın başlaması sebebiyle İzmir Adliyesinde düzenlenen törende, meslektaşlarının tutuklu bulunmasını protesto ederek, adliyeyi terk etti. Birçok avukatın da destek verdiği eylemde, avukatlar adliye içinde, “Tutuklu avukatlara özgürlük” pankartı açarak, “Tutuklu avukatlar serbest bırakılsın”, “Tutuklu avukatlara özgürlük” sloganları attı. Avukatlar adliye binasını terk ederken, yurttaşlar da alkış ve zılgıtlarla eyleme destek verdi. Eylemde konuşan ÇHD Üyesi Nergiz Tuba Aslan, tutuklu avukatların hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduklarını söyleyerek, bir an önce hukukun işletilerek meslektaşlarının tutuklu yargılanmalarına son verilmesini istedi. (İZMİR)


YENİ YILDA ADLİ YARGILAMA YOK

Yeni yargı yılı açılırken Çağdaş Hukukçular Derneği Adana Şubesi Adliye arkasında “Yargı bağımsızlığı, savunma hakkı” konularıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan ÇHD Adana Şube Başkanı Sefa Aydoğan, 12 Eylül 2010 tarihinde referandumla kabul edilen, yargıyı dizayn etmek isteyen düzenlemeler içeren Anayasa değişikliklerinden sonra yargının siyasi iktidar tarafından adeta teslim alındığını ifade etti. Yeni yargı yılına girerken avukatlar ve savunma mesleğinin bir önceki yıldan daha kötü durumda olduğunu söyleyen Aydoğan, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay’ın da aralarında bulunduğu meslektaşlarının yalan yanlış ithamlarla tutuklandığını belirterek tutuklu avukatların serbest bırakılmasını istedi. (Adana/EVRENSEL)


ADLİYE EMEKÇİLERİ BARIŞ VE ADALET İSTEDİ

Adliye emekçileri yargı yılı açılışını protesto etti. Ankara Adliyesi önünde iş yerlerindeki sorunlarına dikkat çeken emekçiler, imzalanan toplu iş sözleşmesine (TİS) tepki gösterdi. Ortadoğu’da süren savaşlara da değinen emekçiler, barış olmadan adalet olmayacağını dile getirdi. Büro Emekçileri Sendikası üyesi adliye emekçileri “Yandaş yargı, yandaş sendika istemiyoruz”, “Yargıda, ücrette adalet yoksa, barışta yok”  pankartları taşıdı. AKP’nin Suriye’ye yönelik müdahale girişimlerine tepki gösteren emekçiler, “Savaşa değil, emekçiye bütçe”, “İş ekmek yoksa, barış da yok” sloganları attı. Adliye çalışanlarının zor koşullarda çalıştığını belirten emekçiler güvenceli iş ve gelecek istedi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net