Barış alanlarda kazanılacak

Barış alanlarda kazanılacak

Bu yılın 1 Eylül’üne herkes önceki yıllardan daha fazla önem veriyor. Bir yandan sene başından bu yana çatışmaların yaşanmaması, tek bir gencin cenazesinin gelmemesi, diğer yandan Ortadoğu’da, yanı başımızda belki de bir dünya savaşına dönüşecek yeni bir savaşın seslerinin duyulması, bu önemin nedenlerinden...El

Fehim Işık

Elbet, halkların 1 Eylül 2013’e geçmişten daha fazla önem vermesinin nedenleri arasında tam 8 aydır yaşanmayan ölümlerin yeniden yaşanması riski de var...
Savaşsızlığın, çatışmasızlığın halklara, emekçilere neleri kazandırdığını, ne umutlar yarattığını en azından Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da son 8 aydır yakından gözleyen, savaş tamtamlarının yeniden çalınmaya başlamasından da bir o kadar kaygılanan herkes, görünen o ki, bir tek bu satırları yazdığım İstanbul Kadıköy Meydanı’nda değil, ülkenin ve dünyanın her yanında 1 Eylül’de meydanlara çıkıp barışı haykıracak...
Ve alanlara inenler barışı, yine bu alanlarda kazanacak...
***
İstanbul’da da barışa inanan emekçiler, halklar, her kimlikten, her inançtan insanlar barışa olan özlem ve taleplerini haykırmak için akın akın Kadıköy Meydanı’na aktılar. Saat 15.00’de başlayan yürüyüş korteji saat 16.00’yı geçtiğinde de devam ediyordu. Yürüyüş kortejinin uzaması nedeniyle 16.00’da başlaması gereken miting programı, yarım saat gecikmeli başladı.
1 Eylül barış yürüyüşüne Kadıköy’de katılanların devrimci mücadelede yaşamlarını yitirenler anısına yaptığı saygı duruşunun ardından bu satırları yazmaya başladığımda, açılış konuşması başlamıştı. Mitingi organize edenler adına İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe’nin yaptığı konuşmanın hemen sonrasında HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder kısa bir selamlama konuşması ile kitleye seslendi. Önder’in, “Savaşa devletler karar verir ama barışı halklar inşa eder” sözü, esasen 1 Eylül’e verilen önemi de özetliyordu. Önder’i takiben Halkların Demokratik Kongresi adına İstanbul Milletvekili Levent Tüzel konuşmaya başladı.
Tüzel, bir yandan savaşı büyüten politikaları ile yalnız ülkeyi değil Ortadoğu’yu bir cehenneme çevirmeye çalışan AKP Hükümetine ve Başbakan Erdoğan’a seslenirken, diğer taraftan halkların, emekçilerin barışı adım adım örmesinin önemine vurgu yapıyordu. Tüzel’in konuşması, halkların, emekçilerin barış ve özgürlük isteminin özetiydi…
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da kitleye hitap edeceği bilgisi verilmişti. Ancak yazıyı gazeteye gönderdiğimde Demirtaş henüz konuşmasını yapmamıştı. Demirtaş’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti, örgüt, sendika, gazete ve dergi çevresi ile sivil toplum kurumu temsilcilerinin de katıldığı mitingde, Tüzel’in ardından farklı kurumların temsilcileri de barış taleplerini kürsüden kısaca dile getirecek ve halkların, emekçilerin barış özlemlerinin yeniden kana bulanmaması için hükümeti bir kez daha adım atmaya davet edecekler. Konuşmaların ardından kitlenin coşkusu bu kez sanatçılarla birlikte söylenecek barış türküleri ve stranlarıyla devam edecek.
Halkların barış taleplerinin dillendirilmesi, elbet yalnız ülkeyle değil, Ortadoğu boyutunda da alabildiğine önemli. Çünkü yalnız Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu’nun barışa en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemdeyiz.
Ve şunu da biliyoruz ki bu barışı örecek olanlar yalnız ve yalnız halklar, emekçiler, genci, yaşlısı, çocuğu, kadını ve erkeğiyle ötekileştirilen tüm insanlardır.
Bu yönüyle baktığımızda 1 Eylül 2013, belki de yeni bir miladın başlangıcı olacak.
Çünkü Hükümet, Kürt halkının özgürlük talebine bir yanıt vermedi henüz...
Çünkü ülkeyi yönetenler, hâlâ Ortadoğu’daki savaşın büyümesi için çaba harcıyor, adeta yangına körükle gidiyorlar...
Ve halklar, emekçiler hâlâ ısrarla barışı savunuyorlar, barışı örmeye inatla devam ediyorlar... 1 Eylül’de Kürdistan’da, Türkiye’de, Ortadoğu’da alanlara inenler barışı haykırıyorlar, saltanatlarını savaşla sürdürenler ise halkları karşı karşıya getirerek, mezhepleri çatıştırarak savaşı körüklüyorlar.
Bu kavga, barış tüm ihtişamı ve onuruyla inşa edilinceye kadar devam edecek...
Kazanan barış olacak…

www.evrensel.net