'Bu savaşa son verecek bir inisiyatif başlatılmalı'

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye ile ilgili olarak dün Ankara’da düzenlenen üst düzeydeki Dış Güvenlik Toplantısı'na “yoğun bir ihtiyacın” olduğunu belirterek, “Dün olabilecek bütün senaryoları, opsiyonları gelişmeleri ele alan, uzun dört saate varan bir toplantı gerçekleştirdik. Diplomatik

BUNUN SORUMLUSUNUN REJİM OLDUĞUNU AÇIK BİR ŞEKİLDE GÖSTERİYOR

İstihbarat birimlerinin ve uzmanların Suriye’de kimyasal silah kullanılmasıyla ilgili yoğun bir çaba harcadığını kaydeden Davutoğlu, “Birçok istihbarat birimiyle de senkronize halde bu bilgileri değerlendirdiler. Bütün bu bilgilerden hiç kimsenin bir şüphesi yok. Kimyasal bir saldırı sözkonusu. Gerek görgü şahitleri, gerek alandan gelen görüntüler ve gerekse oradaki sağlık kuruluşlarından aldığımız bilgiler, çok açık bir şekilde semptomlardan hiçbir yara ve kan izi olmadan doğrudan boğulma yada gaz etkisiyle vefat ettiklerini, yaralı olanlardaki semptomların açık bir kimsayal saldırıyı işaret ettiğini ortaya koyuyor. İkinci bir soru, bunun kimin tarafından yapıldığı sorusu. Tabi rejim dahi kimyasal silah kullanıldığını başta reddetti ama daha sonra kabullenmek durumunda kaldı. Ama muhalefete ve diğer bilinmez unsurlara bunu atfetti. Fakat istihbarı kaynaklardan edindiğimiz sağlıklı bilgiler, iki açıdan bunun sorumlusunun rejim olduğunu açık bir şekilde gösteriyor” diye konuştu.
Suriye devletinin kendi halkını katlettiğini ifade eden Davutoğlu, bu devletin sivil halkına yönelin en ciddi katliam olduğunun altını çizdi ve kimyasal silahların kullanımının 1923’de yasaklandığına ve insanlık suçu ilan edildiğine de işaret etti.

ULUSLARARASI İNİSİYATİFİN BAŞLATILMASI LAZIM

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye’de yaşanan büyük katliama kayıtsız kalınamayacağını vurguladıktan sonra Türkiye’nin uluslararası topluma yaptığı çağrının “barbarlığın” durdurulmasına yönelik olduğunu anlatırken de Suriye’deki yaşananlara “son verecek bir uluslararası inisiyatifin başlatılması gerektiğini” söyledi.
Türkiye’nin hala BM Güvenlik Konseyi’nde bir karar verilmesini tercih ettiğini ifade eden Davutoğlu, “Maalesef, şimdiye kadar BM Güvenlik Konseyi’nin böyle bir karar alamadığını”, Türkiye’nin bu süreç içinde uluslararası toplumun tepki vermesi üzere yoğun bir telefon diplomasini yürüttüğünü, BMGK üyeleri ile görüştüğünü kaydetti.

TEPKİ EN GÜÇLÜ ŞEKLİNDE VERİLMELİ

Farklı görüşlerin olabileceğini de belirten Davutoğlu, önemli olan eldeki bulguların, BM heyetinin tespit edeceği bulguların değerlendirilmesi olduğunu belirterek, “Bu tepkinin en güçlü şekilde verilmesi lazım” dedi. Şimdi bu tepki verilmemesi durumda ondan sonra böyle dünyanın her köşesinde insanlık dışı silahlara sahip olanların kullanma konusunda daha serbest hissedecekleri ve büyük facialara yol açılacağı uyarısında bulundu.
Türkiye’nin güvenlik kaygılarının olduğunu söyleyen Davutoğlu, ancak esas meselenin, iç kamuoyu tepkilerinin ne olursa olsun uluslararası toplum tarafından güçlü bir sinyal verilmesi olduğunun altını çizdi.

GÜVENLİK ZİRVESİ’NE YOĞUN BİR İHTİYAÇ VARDI

Davutoğlu, bir soru üzerine dünkü Dış Güvenlik Toplantısı'nı değerlendirdi. En üst düzey bir Güvenlik Zirvesi’nin ilk defa yapılmadığına dikkat çeken Davutoğlu, “dün buna yoğun bir ihtiyaç vardı” dedi. Davutoğlu şöyle devam etti:
“Burada iki boyut var. Birisi, insan hakları ihlalleri bağlamında ve insanlık suçu sayılan bir kitle silah kullanılmasına tepkisiz kalınması durumunda doğabilecek çok geniş, hepimizi, tüm insanlığı ilgilendiren riskler var. İkincisi ise, doğrudan Türkiye’nin güvenliği ile ilgili riskler. Artan katliamlar,etnik çatışmalar, mezhep çatışmaları, terör tehdidi, bütün bunları Türkiye’yi birinci derece ilgilendirir.”
Bunlardan korktukları için aylarca uğraştıklarını, yoğun temaslar yaptıklarını, birçok formül ürettiklerini anlatan Davutoğlu, ancak maalesef hem insanlık açıdan hem Türkiye’ye dönük güvenlik risklerinin arttığını söyledi. Davutoğlu, dünkü toplantıya ilişkin şunları söyledi:
“Dün olabilecek bütün senaryoları, opsiyonları gelişmeleri ele alan, uzun dört saate varan bir toplantı gerçekleştirdik. Diplomatik gelişmeleri değerlendirdik, olabilecek bazı güvenlik risklerini tek tek ele aldık. Alınacak tedbirleri gözden geçirdik. Türkiye’nin hem uluslararası toplumum içinde birlikte hareket edebileceği ülkeler hem de ittifak içindeki durumu ele aldık hem de Türkiye’nin kendi ulusal güvenlik bağlamında alması gereken ve bütün diğerlerinden çok daha önemli olan, bizim için en asli esas olan husus, Türkiye’nin ve halkımızın güvenliği. Bu konudaki alınacak tedbirleri gözden geçirdik.”

KRİZ YÖNETİMİ” DE İRDELENDİ

Ahmet Davutoğlu, toplantıda irdeledikleri konular arasında bir “Kriz Yönetimi”nin de bulunduğunu anlattığı açıklamaları sırasında bu konuda bazı adımların attıklarını belirterek Libya Krizi’nde “son derece sağlıklı işleyen” bir “Kriz Yönetimi” nin olduğuna dikkat çekti.
“Olabilecek gelişmelere hazır olabilmek için” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla tüm kurumlara talimatlar verildiğini belirten Davutoğlu, “Kurumlarımız arasında koordinasyon yapılacak ve Kriz Yönetimi şeklinde ve gerektiğinde devreye girebilecek bir çalışma ekibi oluşturulacak” dedi.

'MİLLET SOĞUKKANLI OLMALI'

Toplantıda ayrıntılı olarak ele alınan konuların arasında bir mülteci akımı durumunda neler yapılacağının da bulunduğunu da ifade eden Davutoğlu, “milletimiz, kamuoyu soğukkanlı olmalı” dedi. Davutoğlu, “Önemli olan dost ve kardeş Suriye halkının huzur ve güvene biran önce ulaşması ve Türkiye’ye dönük güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkacağı bir bölgesel konjontür oluşmasıdır bunun için gece gündüz çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

TEZKERE MESELESİ: “BİR BOŞLUK SÖZ KONUSU DEĞİL

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir soru üzerine de “Şu anda acil bir tezkere ihtiyacı görünmüyor” karşılığını vererek şöyle devam etti:
“Çok spekülasyon yapılıyor. Türkiye bir hukuk devletidir. Bir hukuk devleti içinde kararların nasıl alınacağı bellidir. Hükümetimiz geçen sene 3 veya 4 Ekim’e kadar süresi olan tezkeri ile yetkilendirdi. Hükümetimizin net talimatıyla Silahhı Kuvvetlerimiz yetkilendirdi. Yani ortada bir boşluk söz konusu değil, yetki anlamından da, yetkilendirme anlamından da. Ama bu yetkiyi aşacak veya bu yetki dışında bir yetkilendirme gerekirse o zaman tabii yine hukuk sistemiz içinde ne gerekiyorsa gerektiği zaman adımlar atılır ama şu anda bu anlamla acil bir ihtiyaç söz konusu değil.” (Ankara/ANKA)

www.evrensel.net