İnsanı ikinci kez öldürmek...

İnsanı ikinci kez öldürmek...

2 Mayıs Pazartesi gecesi saat 23.30... Türk işyerlerinin yoğun bulunduğu Paris 10. Bölge’de Chateu-d’Eau sokağında bulunan Bosphore Kahve-Restoranı. Aynı zamanda at yarışı ve loto bayii. Maskeli bir kişi kahveye girer ve doğrudan bara yönelir. Barmene silahını doğrultur. “Bu öğleden sonra beni dışarı atan sen miydin?” diye sorar ve

Mehmet Selami Şakiroğlu

2 Mayıs saat 16.00... Kuzey Afrika kökenli 25 yaşlarında bir müşteri kahvede kokain içmek ister. O sırada içeride bulunan müşterilerle tartışma çıkar. Kahvenin garsonu olayı yatıştırmaya çalışır ve kokain içmek isteyen müşteriyi zorla dışarı atar. Kokain içmek isteyen müşteri, kanayan burnuyla uzaklaşırken “geri geleceğim” tehdidi savurur.

Ve akşam intikam almak için gelir. Ama kahvede öğleden sonra çalışanın mesai saati bitmiştir. Yerini gececi almıştır. Katil hedefini şaşırmıştır. Barmen haberinin bile olmadığı olayın kurbanı olur (Fransız polisinin verdiği bilgiler).
Barmenin adı Münir Bolu... İzmir Bornovalı. İzmir’in Roman mahallerinde büyümüş. Bundan 20 yıl önce Bodrum’da barmenlik yaparken tanıştığı bir Fransız kadınla evlenmiş ve Fransa’ya yerleşmiş. Bu eşinden iki çocuğu var. Daha sonra bir Polanyalı kadınla ikinci evliliğini yapmış. İkinci eşinden ise üç çocuğu var. Yani toplam beş çocuğa bakıyor. Fransa’daki mesleği garsonluk ve barmenlik. Kaldıkları ev 25 metrekare. Asgari ücretle çalışıyor ve bahşişi bol olduğu için gece mesaisini tercih ediyor.

Mahallenin sevilen bir insanıydı. Her dili konuşurdu diyesim geliyor. Daha doğrusu taklit ederdi. Lazca, Arapça, Kürtçe...  Paris 10. Bölge ve özellikle kahvenin bulunduğu yer Paris’in en kozmopolit bölgelerinden birisi. Afrikalı ve Antilli kuaförler. Hint ve Pakistan lokantaları. Elbette Türk kahve ve restoranları. Sirilankalılar... Yugoslavlar (adları böyle kaldı burada), Senegalliler vb... Herkesin sevgilisiydi Münir.

Öldürüldüğü kahvenin önü, ertesi gün Afrikalı ve Antilli kuaförlerin getirdiği çiçeklerle çiçek bahçesine dönüştü. Morgdaki cenazesinde her ulustan insan vardı. Senegalliler Kuran okuyarak uğurladılar cenazesini Türkiye’ye. Cenazesi ancak çevreden toplanan paralarla gönderilebildi. Cenazesi 18 Mayıs günü yola çıktı ve 20 Mayıs günü İzmir Bornova’da toprağa verildi. Toprağa verildiği gün polis katilin zanlısının yakalandığını açıkladı. Görgü tanıkları vuranı teşhis etti. Kahvede bulunan kamera kayıtları da uyuşuyordu sanığın kimliğiyle. Sanık uyuşturucu bağımlılığı olan bir Kuzey Afrikalıydı.
Bugün Münir’in çocuklarının yiyeceği yok. Arkadaşları para toplayıp ailenin buzdolabını dolduruyorlar. Üç aydır kiralarını ödeyemiyorlardı. Belediye sosyal konut bulununcaya kadar kiralarını ödemeyi kabul etti.

İLKEL BİR PROPAGANDA İÇİN KULLANILDI

Trajik ama sıradan bir hikâye değil mi? O kadar da sıradan değil. Çünkü cenazenin Türkiye’ye gönderildiği gün, Münir Bolu, Türkiye’deki bir kısım basın tarafından ikinci kez öldürüldü. Münir’in cenazesi ilkel bir propaganda için kullanıldı. Hayatında hiç politikayla ilgilenmemiş Münir’den Kürt için de Türk için de hain üretildi.

İlk olarak, cenazenin Türkiye’ye gönderilmesinden iki gün önce İzmir’de çıkan Yeni Asır gazetesi başlattı kampanyayı. Ablası ağlayarak soruyordu “doğru mu bunlar?” diye. Herkes şaşırdı. Nereden çıkmıştı bu haberler. Ardından önce Vatan, sonra Milliyet ve Hürriyet gazeteleri aynı haberi, kelimesi kelimesine aynen ve kaynak göstermeden verdiler. Sonra sıra Akşam gazetesindeydi. Satırı satırına aynen yer aldı Akşam gazetesinde haber, ama bu kez kaynak gösterilerek. Haber AA kaynaklıydı. Anadolu Ajansı olsa gerek. Daha da başkaları olabilir. Biz görmedik. (BIA)

www.evrensel.net