Bugün olmasa yarın tepemize çökecek!

Bugün olmasa yarın tepemize çökecek!

Kütahya’da Eti Gümüş’e ait siyanürlü su atık barajının setlerinden birinin çökmesi ile siyanür attıkların yarattığı tehlike giderek büyüyor. Bölgede yaşayan yurttaşlar ve bilim insanları maden işletmesinin derhal kapatılması ve siyanürün kontrol altında tutulması için mücadele veriyor. Ya

İshak Dursun

Köylüler havuzdan taşan siyanürlü suyun tarla ve bahçelere yayıldığını iddia ederken, şirket ve devlet yetkilileri, hiç bir tehlikenin olmadığını ileri sürüyor. Siyanürlü alanda inceleme yapan çevre mühendisleri, içme suyuna ve toprağa siyanür karıştığını ve köylerin acil tahliyesini istiyor. Kütahya’da yaşanan depremden dolayı siyanür barajında sızma olup olmadığını incelemek isteyen Çevre Mühendisleri Odası üyelerinin maden işletmesine alınmaması, çevrede siyanür atığının giderek arttığı yönünde kuşkuları güçlendiriyor. Alanda özel güvenlik görevlileri, gazetecilerin çekim yapmasını engellerken, baraj çevresindeki hazineye ait arazilerde setin güçlendirilmesi için araçlarla kazı yapılmaya devam ediliyor. Köylüler maden işletmesinin doğruları sakladığını belirtirken, bu alanda bir çevre felaketin yaşanacağını, devletin buna el atması gerektiğini dile getiriyor.

HAVUZ ALANI GENİŞLİYOR

Siyanür atığının mevcut havuzlara artık sığmayacağını, bunun için şirket yetkililerin yeni yerler almak için ilde çalışmalar yaptığı belirtiliyor. Baraj için yapılan setlerin hemen alt tarafında yeni pompaların ve boruların takılması ise havuzdaki atıkların arazinin diğer kısmına mı taşınıyor sorusunu akıllara getiriyor. Maden işletmesinde çalışan bir işçi, alanın aşağısında kalan yeşil bir alanı almak için şirket yetkililerin çalıştığını söyleyerek, alanın hemen aşağısında yer alan bir kazı çalışmasını gösteriyor. İsminin açıklanmasını istemeyen köylü, bu alanda otel yapılacağı için kazı yapıldığını öne sürülse de asıl amaçlarının gümüş araması olduğunu kaydediyor.

Siyanür tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılan köylülerden çoğu maden işletmesinde işçi olarak çalışıyor. Köylüler siyanür tehdidine karşı eylem ortaya koydukları zaman köyde firma adamları tarafından “ekmek paranızdan olursunuz” tehdidi ile karşı karşı kaldıklarını belirtiyor. Köylüler işletmenin yıllardır bu tehlikenin farkında olmasına rağmen önlem almadığını vurguluyor.

TOPRAK ZEHİRLENMESİ!

Köylüler, köylerinde topraktan kaynaklı zehirlenmelerin yaşandığını, bunun yaşanan hayvan ölümleriyle ortaya çıktığını dile getiriyor. Köprüeren Köyü’nden Hüseyin Serdaroğlu, daha önce buranın bir kuş cenneti olduğunu söyleyerek, son yıllarda toplu kuş ölümleri olduğunu ve şu an gökyüzünde tek bir kuşun bile bulunmadığını dile getiriyor. İşletmenin kuralları ihlal ederek çalıştığını kaydeden Serdaroğlu, “Devlet bunlara belirli kapasitede çalışma izni vermiş. Ancak bunlar o kapasitenin çok üstünde üretim yapıyor. Dolayısıyla sistemleri artık bu atıkları kaldırmıyor. Bir de ayrıca Sögüt’ten buraya zehir atığı getirip döküyorlar. Söğüt’ten günde 20 tır dolusu zehirli atık getirip oraya atıyorlar” dedi.

HAYVAN ÖLÜMLERİNİ SAKLIYORLAR

Sabri Bıyıker, fabrikanın çalışmasına karşı olmadığını, ancak tedbir alınmadan çalışmasının doğal yaşamı bitireceğini belirterek, son zamanlarda toplu yaşanan hayvan ölümlerine değiniyor., “2-3 senedir toplu kuş ve balık ölümleri oluyor. Aşağıdaki dere de toplu olarak ölen balıkları kendileri toplayıp götürüyor. Hiç kimseye göstermiyorlar. Bütün bunlar bilinsin. Tehlike bu kadar ciddi bir boyuta” diye konuştu.

TARLADAKİ TOPRAK ÇÖKÜYOR

Diğer bir köy sakini İbrahim Taşkın ise köylülerin ciddi bir korku içinde yaşadığını ifade ederek, mühendislerin ciddi boyutta siyanür tespiti yaptığını belirterek, köylülerin korktuğu için bu duruma karşı ses çıkarmadığına dikkat çekti. Taşkın, tarlasındaki toprağın giderek yumuşadığını söylerken, siyanürün toprağa karıştığını artık bunun devlet tarafından saklanmaması gerektiğini söylüyor. Taşkın, “Tarlamdaki doğal çeşme su çöktü. Zemin yumuşadı. Çünkü maden alanı genişledi. Çok tehlikeli çok zararlı her yerde bu kendini ortaya koyuyor” dedi.

ARI BALIK VE KUŞ ÖLÜMLERİ SİYANÜRDEN Mİ?

Yıllardır köyde toplu kuş ve balık ölümleri olduğu halde, firma yetkilileri tarafından bu kamuoyunda saklandı. Geçtiğimiz yıllarda arılarında ölmesi siyanür tehlikesinin neden saklandığı ciddi kuşkular yaratıyor. Fatma Aslı, yıllarca arıcılık yaptıklarını, fakat 2 yıl önce bütün arılarının nedenini anlayamadıkları şekilde öldüğünü belirtiyor. Aslı, maden havuzun giderek genişlediğini kaydederek şunları söyledi: “Burası çalıştığı sürece çocuklarımız, torunlarımız hep tehlikede olacak. Burası artık kocaman bir havuz oldu. O havuz yetmeyecek, giderek genişleyecek. Bugün olmasa da yarın tepemize çökecek” şeklinde konuştu.

KÖYLÜLERE BASKI YAPILIYOR

Eti Gümüş maden yetkilileri tüm tepkilere rağmen havuz alanını genişletmek için çabalıyor. Bu çalışmalar kapsamında, yeni araziler almak için devlet imkanlarını da kullandıkları köylüler tarafından dile getiriliyor. Daha önce arsenik su yüzünden kanser vakaların yoğun olduğu Dulkadir Köyü, maden işletmesi tarafından satın alınmak isteniliyor. 55 hanelik köy, hastalık vakaların artması sonucu göç ederek 11 haneye düşmüş. Şirket yetkilileri, köyün arazilerini ucuza almak için köylülerden bazılarına rüşvet verdiği iddia ediliyor. Bu duruma tepki gösteren Dulkadir Köyü sakinleri, şirketin iş şantajıyla ve rüşvet yollarıyla köylüleri birbirine düşürdüğünü iddia ediyor.(Kütahya/DİHA)

www.evrensel.net